Bugün 19 Mayıs.
Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatmak için Samsun'a çıkışının 101'inci Yıl dönümü.
Bu vesileyle milletimizin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutluyorum.
Her tarafı işgal edilmiş bir halde olan Osmanlı, o dönemde adeta bir sömürge haline gelmiş durumdaydı.
Bir devletin başkentinde dahi yabancı askerler cirit atıyorsa o devletin bağımsızlığından bahsedilmesi mümkün müdür?
İşte Osmanlı böyle bir durumdaydı, başkent İstanbul'da İngiliz askerleri güvenliği sağlıyordu.
Vatanın diğer bölgeleri de düşman işgali altındaydı.
Avrupa'da kurulan masalar etrafından toplanan Batılı devlet adamları, Osmanlı coğrafyasını nasıl paylaşacaklarına dair hararetli pazarlıklar yapmaktaydılar.
Üstelik Osmanlı'da az çok mürekkep yalamış eli kalem tutan insanlar dahi Osmanlı ülkesini yönetmek için İngiliz, Fransız ya da Amerikan mandasını savunur hale gelmişti.
Hepsinden daha vahimi milletimizin direnci kırılmış, umutları tükenmişti. İçinde bulunulan vahim şartlardan kurtuluş olacağına dair kimsenin inancı kalmamıştı.
Adeta bir milletin yok oluşunun geri sayımının yapıldığı işte o günlerde tüm namüsait şartlara rağmen bir Müslüman'ın gönlünde iman olduğunun göstergelerinden biri olan umudunu yitirmemiş bir vatan evladı vardı, Gazi Mustafa Kemal.
Tam 101 yıl önce Samsun'a ayak bastığında Gazi Mustafa Kemal, ülkenin durumu yukarıda anlattıklarım kadar vahim bir vaziyet arz ederken, kurtuluş mücadelesinin fitilini ateşlemiştir.
Gazi Mustafa Kemal, Türk milletinin kurtuluş mücadelesinden zaferle çıkacağına öyle inanmıştı ki, İstanbul'da Bandırma Vapuru'na binerken manda savunucusu Halide Edip Adıvar gibi isimleri ikna ederek, Samsun'a ayak basarken tam bağımsızlığı savunur hale getirmişti.
Bugün güvenlik içerisinde yaşadığımız bir Türkiye var ise bunu 101 yıl önce Gazi Mustafa Kemal liderliğinde atılan o adıma borçluyuz.
19 Mayıs günü, Atatürk'ün vefatından 140 gün önce, 20 Haziran 1938'de onayladığı kanunla Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanıyor.
Atatürk'ün gençlik bayramı olmasına onay vermesi manidardır.
Zira 'Gençliğe Hitabe' kaleme alan belki de dünya tarihindeki tek lider olan Atatürk, milli mücadelenin ne kadar zor verildiğini ve Kurtuluş Savaşı'nın nasıl kazanıldığı ve kimlere karşı verildiği konusunda Türk gençliğinin bilinçli olması gerektiğini düşünüyordu.
Çünkü ancak yetişen her Türk genci Atatürk'ün sahip olmasını arzuladığı o milli bilince sahip olursa, bu millet yeni bir Kurtuluş Savaşı daha vermek zorunda kalmayacaktı.
İşte 14 Nisan'da Hakk'a (c.c.) uğurladığımız kıymetli hocamız Prof. Dr. Haydar Baş'ın da en büyük amacı bu gençliği yetiştirmekti.
Bu yüzden 'gençliği mesajında Prof. Dr. Haydar Baş Hocam, şu dizleri kaleme almıştı:
"Sen ey genç, özlediğim, beklediğim emelsin,
Bu çökük harabeyi yükseltecek tek elsin."
Atatürk'ün ve merhum Haydar Baş hocamızın istediği gençliğin yetişmesi temennisiyle 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nız kutlu olsun.
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024