Tarih boyunca savaşlara ve büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış Anadolu toprakları, doğu ve batı arasında sınır bir coğrafyada yer almaktadır.
Batı emperyalizminin Doğu'ya yayılmasının önünde bir set vazifesindeki Türkiye, Doğu halklarının geçmişten gelen bir mirasla adeta teminatı gibidir.
Yüzyıllarca başlık yaptığı bu coğrafya ile her ne kadar bugün ilişkilerini en az seviyede sürdürüyor olsa da, bölgede istikrarı sağlayacak ve başlık edebilecek tek ülke olarak görülmektedir.
Tükenen enerji kaynakları sebebiyle bugün gözler bu topraklardadır.
Batının Ortadoğu'ya açılan kapısı ise Türkiye'dir.
Dünyanın en stratejik ülkelerinden biri kabul edilen Türkiye ele geçirilmeden, bu? coğrafyanın istenen şekilde kullanımı imkansızdır.
ABD Eski Başkanı Bill Clinton, Ekim 1999'da Ecevit'in Amerika ziyaretinde, Türkiye'nin tarih boyunca önemini yitirmeyen bu kilit vasfına dikkat çekerek şunları söylemişti:
"20. yüzyılın ilk 50 yılı Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasının paylaşılmasının yol açtığı değişikliklerle geçti. 21. yüzyılın ilk 50 yılı da Türkiye'nin alacağı doğrultu ile şekillenecek. Türkiye modelinin hem İslam dünyası, hem bulunduğu bölge, hem de Avrupa için çok büyük etkileri olacaktır".
Menfaatleri Türkiye ile her noktada çatışan Batı, yüzyıllardır birlik ve beraberliğimizi hedef alan projelerle, kilidi kırmanın gayretindedir.
Milleti devleti ile, milleti askeri ile, milleti ailesi ile ve hatta milleti T.C Devleti'nin kurucusu Atatürk ile karşı karşıya getiren sinsi oyunlarla yapılmak istenen budur.
Bilindiği gibi, Atatürk'ün liderliğinde gerçekleştirilen Türk devrimi, verdiği mücadele ile Batı emperyalizmine karşı duruşta, tüm dünya halklarına örnek olmuştur.
Bu nedenle Atatürk ve milletin arası açılmak istenmekte, Türk milletini Batıya karşı, özüne ve değerlerine döndürerek ayağa kaldıracak fikirleri çarpıtılarak, o milli ruhun tekrar diriltilmesi engellenmeye çalışılmaktadır.
Halkının tamamına yakını Müslüman olan Türkiye'de milletimizin dini hassasiyetleri ile T.C Devletinin kurucusu Atatürk karşı karşıya getirilmektedir.
Milli şuuru zedelenmesinde önemli bir proje olan bu batıl iddiaları bizzat Atatürk'ün sözleriyle çürütelim:
"Efendiler! Allah birdir ve büyüktür. Kur'an bir Kitab-ı Ekber'dir. Cenab-ı Peygamber Efendimiz Hatemü'l Enbiya'dır."
"Din vardır ve lüzumludur. Dinsiz milletlerin devamı imkansızdır."
"Türk ulusu daha dindar olmalıdır. Yani tüm sadeliği ile dindar olmalıdır. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."
"O (Hz. Muhammed) Allah'ın birinci ve en büyük kuludur.
O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim senin adın silinir. Fakat, sonsuza kadar o, ölümsüzdür. Bütün dünyanın Müslümanları, Allah'ın son Peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmelidir. Tüm Müslümanlar Muhammed'i örnek almalı, kendisi gibi hareket etmelidir. İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmelidir. Zira, bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilir."
Atatürk'ün dinimiz hakkındaki gerçek görüşleri büyük Nutuk'taki ifadeleriyle böyledir.
Dış güçlerin oyunlarına alet edilen bu lider bazı çevrelerce bilinçli olarak farklı anlatılmakta, milletle arası açılmaktadır.
Birlik ve beraberliği sağlayan harç mesabesindeki her unsurumuz böyle çarpıtılmakta, Batı'nın hedefler istikametinde değiştirilmektedir.
Türk Milleti bugün her zamankinden daha ayık olmak zorundadır.
Zira, oynanan oyun çok ciddi, uygulanan taktikler çok sinsidir.
Bu vatan ise bizimdir ve bizim kalacaktır...
Batı emperyalizminin Doğu'ya yayılmasının önünde bir set vazifesindeki Türkiye, Doğu halklarının geçmişten gelen bir mirasla adeta teminatı gibidir.
Yüzyıllarca başlık yaptığı bu coğrafya ile her ne kadar bugün ilişkilerini en az seviyede sürdürüyor olsa da, bölgede istikrarı sağlayacak ve başlık edebilecek tek ülke olarak görülmektedir.
Tükenen enerji kaynakları sebebiyle bugün gözler bu topraklardadır.
Batının Ortadoğu'ya açılan kapısı ise Türkiye'dir.
Dünyanın en stratejik ülkelerinden biri kabul edilen Türkiye ele geçirilmeden, bu? coğrafyanın istenen şekilde kullanımı imkansızdır.
ABD Eski Başkanı Bill Clinton, Ekim 1999'da Ecevit'in Amerika ziyaretinde, Türkiye'nin tarih boyunca önemini yitirmeyen bu kilit vasfına dikkat çekerek şunları söylemişti:
"20. yüzyılın ilk 50 yılı Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasının paylaşılmasının yol açtığı değişikliklerle geçti. 21. yüzyılın ilk 50 yılı da Türkiye'nin alacağı doğrultu ile şekillenecek. Türkiye modelinin hem İslam dünyası, hem bulunduğu bölge, hem de Avrupa için çok büyük etkileri olacaktır".
Menfaatleri Türkiye ile her noktada çatışan Batı, yüzyıllardır birlik ve beraberliğimizi hedef alan projelerle, kilidi kırmanın gayretindedir.
Milleti devleti ile, milleti askeri ile, milleti ailesi ile ve hatta milleti T.C Devleti'nin kurucusu Atatürk ile karşı karşıya getiren sinsi oyunlarla yapılmak istenen budur.
Bilindiği gibi, Atatürk'ün liderliğinde gerçekleştirilen Türk devrimi, verdiği mücadele ile Batı emperyalizmine karşı duruşta, tüm dünya halklarına örnek olmuştur.
Bu nedenle Atatürk ve milletin arası açılmak istenmekte, Türk milletini Batıya karşı, özüne ve değerlerine döndürerek ayağa kaldıracak fikirleri çarpıtılarak, o milli ruhun tekrar diriltilmesi engellenmeye çalışılmaktadır.
Halkının tamamına yakını Müslüman olan Türkiye'de milletimizin dini hassasiyetleri ile T.C Devletinin kurucusu Atatürk karşı karşıya getirilmektedir.
Milli şuuru zedelenmesinde önemli bir proje olan bu batıl iddiaları bizzat Atatürk'ün sözleriyle çürütelim:
"Efendiler! Allah birdir ve büyüktür. Kur'an bir Kitab-ı Ekber'dir. Cenab-ı Peygamber Efendimiz Hatemü'l Enbiya'dır."
"Din vardır ve lüzumludur. Dinsiz milletlerin devamı imkansızdır."
"Türk ulusu daha dindar olmalıdır. Yani tüm sadeliği ile dindar olmalıdır. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."
"O (Hz. Muhammed) Allah'ın birinci ve en büyük kuludur.
O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim senin adın silinir. Fakat, sonsuza kadar o, ölümsüzdür. Bütün dünyanın Müslümanları, Allah'ın son Peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmelidir. Tüm Müslümanlar Muhammed'i örnek almalı, kendisi gibi hareket etmelidir. İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmelidir. Zira, bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilir."
Atatürk'ün dinimiz hakkındaki gerçek görüşleri büyük Nutuk'taki ifadeleriyle böyledir.
Dış güçlerin oyunlarına alet edilen bu lider bazı çevrelerce bilinçli olarak farklı anlatılmakta, milletle arası açılmaktadır.
Birlik ve beraberliği sağlayan harç mesabesindeki her unsurumuz böyle çarpıtılmakta, Batı'nın hedefler istikametinde değiştirilmektedir.
Türk Milleti bugün her zamankinden daha ayık olmak zorundadır.
Zira, oynanan oyun çok ciddi, uygulanan taktikler çok sinsidir.
Bu vatan ise bizimdir ve bizim kalacaktır...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Abdulkadir Baş / diğer yazıları
- Gerçekleri görebilmek / 05.11.2002
- Ezilen halklar Türk'ün adaletini bekliyor / 03.11.2002
- Türkiye'nin gerçek dostu var mı? / 02.11.2002
- AB, Türkiye'nin kurtuluşu değil, sonudur / 01.11.2002
- Çeçen eyleminin ardından / 31.10.2002
- Milli kaynakları hayata geçirecek irade, milletin iradesidir / 29.10.2002
- Türk'e Türk'te başka dost yoktur / 28.10.2002
- Basının esas görevi / 27.10.2002
- İnsan hakları meselesi / 26.10.2002
- Milletçe aradığımızı bulduk / 24.10.2002
- Ezilen halklar Türk'ün adaletini bekliyor / 03.11.2002
- Türkiye'nin gerçek dostu var mı? / 02.11.2002
- AB, Türkiye'nin kurtuluşu değil, sonudur / 01.11.2002
- Çeçen eyleminin ardından / 31.10.2002
- Milli kaynakları hayata geçirecek irade, milletin iradesidir / 29.10.2002
- Türk'e Türk'te başka dost yoktur / 28.10.2002
- Basının esas görevi / 27.10.2002
- İnsan hakları meselesi / 26.10.2002
- Milletçe aradığımızı bulduk / 24.10.2002