Tam anlamıyla bıçak kemiğe dayandı. Her gün güzel yurdumuzun bir köşesinde terör örgütü yandaşları tarafından çok sayıda eylem yapılıyor. Zaten neredeyse tamamen bitmek üzere olan milletimizin huzuru bu şekilde bitirilmiş ve korku ve güvensizlik milletin gönlünde egemen olmaya başlamıştır.Yaşanılan olayların tahrikiyle ve eli kolu hükümetçe bağlanmış olan güvenlik güçlerinin terör eylemcileriyle etkin ve caydırıcı mücadele edemiyor olması, soğukkanlılığını kolay kolay kaybetmeyen Türk milletinin sabrını taşırmaya başlamıştır. Bundan dolayıdır ki, bayrak ve vatan hassasiyetini kaybetmemiş olan vatandaşlarımız tepkisiz kalamıyor ve olaylara kendileri müdahale etmek cihetine gidiyor. Çünkü kemiğe kadar dayanmış olan bıçak siyasilerin, AB şakşakçılarının ve şahsi çıkarları peşinde koşanların değil bizzat milletin kemiğine dayanmıştır. Milletimiz bütün ekonomik sıkıntılara, AB ve ABD için hükümetçe atılan bütün yanlış adımlara rağmen sabretmiş ama artık dedelerinin şehit olduğu öz vatanında bayrağının, vatanının ve namusunun tehdit edildiğini fark etmiştir. Yani isot tarlasına çoktan girildiğini artık milletimiz anlamıştır. Ortaya konulan tepkiler bunu göstermektedir. Seçilmişlerin ateşe körükle gittiklerini ve güvenlik güçlerinin şartlar çıkarılan yasalarla ortadan kaldırıldığı için görevlerini yapacak ortam bulamadığını müşahede eden duyarlı vatandaşlarımızın sinirleri bozulmuştur. Bu haklı psikolojik durum millette ani ve beklenmedik şiddette kapsamlı toplumsal tepkiler oluşmasını sağlamaya başlamıştır. Elbette ki hükümetin ve terörü önleme gücü olanların yaptığı gibi tepkisiz kalmak ya da cılız ve etkili olamayacak tedbirler alıyormuş gibi yapmak yanlıştır. Böyle devam ederse milletimiz değerlerini ve dokunulmazlarını koruma refleksini birileri bundan rahatsız olsa da dozunu giderek artıran bir şekilde ortaya koymaya devam edecektir. Şiddete tenezzül etmeden milletimiz bu refleksini ortaya koymalıdır da. Ama kontrolsüz güç, etkili bir güç değildir ve çok kolaylıkla provoke edilebilmektedir. Şiddete tenezzül etmeden tepkileri ortaya koymak ancak milletimizin bu duyarlılığını kuşatabilen bir lider rehberliğinde ve bir siyasi parti çerçevesinde olabilir.Bundan dolayıdır ki milletimiz, değerlerinden ve beş bin yıllık kültüründen oluşan refleksini milli bir politika olarak siyaset rotası olarak kabul etmiş olan bir kurumsal kimlik bünyesine katılarak, ortaya koyduğu doğru ve haklı tepkisinin saman alevi gibi çabucak sönmesinin ve söndürülmesinin önüne geçmelidir. Türk milletinin bıçak kemiğe dayandığı zaman milletçe ortaya koyduğu refleks her zaman yerinde olmuş ve ihanet içinde olanları ve böyle bir niyet taşıyanları ya hizaya getirmiştir ya da oluşturduğu kuvayı milliye selinin önüne katıp eritmiştir. Türk milletinin Mustafa Kemal Atatürk'ün arkasında tek yumruk, tek bilek olması, işte bu bıçak kemiğe dayandığı an Türk milletinin basiretiyle ve ferasetiyle ortaya koyduğu refleksin doğal sonucudur. Bu refleksten dolayıdır ki Türk milleti, İslam'ın halifelik koltuğunda oturan, ama ecnebilerin Anadolu'yu işgalini içine sindirmiş İstanbul'daki padişahın tutumunu tasvip etmemiş, hakkında pek çok aslı astarı olmayan maksatlı fitne çıkarılmış olan ve henüz yeni tanıdığı Kuvay-ı Milliye lideri Mustafa Kemal'in safında toparlanmıştır. Bu birlik ve beraberlik alevi milli mücadeleyi başlatmış ve bu sayede Anadolu'yu düşman işgalinden kurtarmaya muvaffak olunmuştur. Türk milleti bugün geçmişte milli mücadeleyi başlatan tarihi kararı gibi bir karar vermek konumuna gelmiştir. Türk milleti o şaşmaz refleksini ve basiretini ortaya koyarsa bugün de geçmişte olduğu gibi isabetli bir karar verecektir. Bu karar, Türkiye cumhuriyetinin sapan rotasını tekrar ve bir daha sapmayacak şekilde rayına sokacaktır. Türkiye'nin sapmış rotasını rayına oturtacak siyasi yaklaşım, zaman ve şartlara göre değişmeyen ve milli bir duruş ortaya koyan bir hareket olmalıdır. Milletin etrafında toparlanacağı hareket, Milletin refleksini söndürmemeli, bu refleksi Türkiye'nin sapan rotasını rayına sokmak için etkili bir şekilde kullanabilmelidir. Ve en önemlisi, Türkiye'nin önünde yeni bir ufuk açabilmeli ve "kâinat devleti" olmayı bu millete vaat etmelidir. Not: "06.09.2005 tarihinde yayınlanan "tarım çöküyor" adlı yazımızda yanlışlıkla 6.937.251 ton olarak yazılmış olan Türkiye'nin 2004 yılı buğday ithalat miktarı 1.050.873 ton olması gereklidir. Düzeltir, özür dileriz."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024