Fazla değil, daha bir yıl evvelki hesaplamalarda doğan her çocuğumuzun on bin lira borçla doğduğunu okuyor ve yazıp-çiziyorduk.
Gazetelerin ekonomi sayfalarını yönetenler, televizyonlarda konuşan konunun uzmanları, doğan her çocuğun bugün 19. 638 lira borçla karşılandığını söylüyorlar.
Demek ki dünyaya gelecek her bebeğin borcu bir yılda tam ikiye katlanmış.
Bir ülke ki doğacak her çocuğunu yaklaşık 20.000 lira borçla karşılar hale gelmiş, o halde özellikle ekonomide tehlike çanları çalıyor demektir.
Bugün, yarın dünyaya gelecek bir torunumuz dile gelse ve "siz kimsiniz ve bu hal neyin nesi?" Dese ne diyeceğiz?
Hal diliyle, masum yavru yüzünü buruşturarak, ayaklarını birbirine sürterek sorularını şöyle sıralasa:
Dünyanızdan, sofranızdan daha bir yudum su dahi içmemişken, bir lokma ekmek kesmemişken sırtımıza yüklediğiniz bu inanılmaz borç yükü de neyin nesi?
Bu beceriksizler ve bu yiyiciler kimlerdir?
Diyelim ki sizlerin lüks yaşamını, aşırı harcamalarınızı karşılamak için annemizin ve babamızın haklarını yediniz, peki bizim hakkımızı hangi hakla yediniz ve hangi hakla boynumuza borç taktınız?
Bizlere yaşanabilir bir dünya, tertemiz bir çevre ve ihtiyaçlarımızı karşılayacak imkanlar hazırlamakla mükellef olan sizler, dünyamızı, çevremizi, havamızı ve suyumuzu kirlettiğiniz yetmezmiş gibi, bizim haklarımızı yediğiniz yetmezmiş gibi bir de şu kadar milyar borçla karşılıyorsunuz, boyunuza-bosunuza yakışıyor mu?
Daha derin, daha ağır ve daha hakaret içeren sorular sormaya hakları var mı?
Elbette var.
Peki, bütün bu sorulara cevabı olan var mı?
Kapitalist ve emperyalist aç gözlüler tarafından ezberletilen; "kaynaklar sınırlı idi" ancak bizim ihtiyaçlarımızı karşıladık, sizlere bir şey kalmadı, hatta sizin geleceğinizden yedik diyebilecek olanlar buyursun.
Şahsen bu yumurcak torunlarımızdan birinin böylesine ağır sorularına muhatap olursam cevabım hazır; diyeceğim ki, hayli zamandan beri işin başında, gözenin başında Tayyip dedeniz ve Bahçeli dedeniz oturuyor, Perinçek dedeniz de onlara kahve servisi yapıyor.
Bu dedelerinizin olmayan sakallarına yapışabilirsiniz.
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025