Birkaç kere söyledim, yazdım? Bazılarının, yazdıklarımıza daha rahat inanması için hiç olmazsa sakal bırakayım, diyorum; kabul etmiyorsunuz.
Internet-minternet arşivlerine bile kulak asmayarak köşe yazılarımızı makaslayıp dolabında, masasının bir gözünde arşivleyen vefâkâr okurlarımıza buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Türkiye turlarımızda o yazılarımızı çıkartıp, "işte yazdığınız gerçekler, kaybolmuyor, okuyoruz, saklıyoruz" diyenler var ya; onların binlerce kez gözlerinden öperim. Onlar, Bağımsız Türkiye'mizin teminatıdır.
Cuma günkü köşemde, "sakal-bıyık masalı altında cilalama" başlıklı yazımda dikkat çektiğim noktaları hatırlıyor musunuz?
YSK, bu fâkiri ters köşeye yatıramadı.
"YSK'nin durumu, yukarı tükürse sakal, aşağı tükürse bıyık işine döndürülerek, Ankara'dakiler öldükçe diriltilmeye, cilaları döküldükçe cilalanmaya çalışılmaktadır.
Fark etmediniz mi; AB, ABD ve patronlar hemen "resmi istikrar geçidi" yaptılar. Bu şunu da göstermiş oldu; ülkemizde kastedilen istikrar, AB, ABD ve kimi patronlarının hizmetlerindeki "politikanın sürekliliği"nin ne şekilde olursa olsun sağlanması, kesintiye uğramaması...
Bütün bu terâne ve karşı terâneler, AB, ABD ve IMF güdümündeki "gün geçtikçe tükenen Ankara politikaları"na ömür kazandırmak içindir. Üç aylık periyotlar halinde, önce resepsiyonda başörtüsü kriz, ardından YÖK kapışmaları, şimdi de bayram geçtikten sonra tezgâha getirilen DEHAP kınası? Hepsi, Ankara'da cilası dökülenleri "cilalama oyunu"nun birer parçası.
Dolayısıyla YSK'dan "oyunun bir parçası"ndan başka bir şey çıkmaz. Seçim-meçim beklemeyin..."
Ya, işte böyle yazmıştık; YSK'dan ne çıktı!
Şimdi gelelim bu istikrar hikâyesine.
Türkiye'de istikrar, kimler için talep ediliyor, biliyor musunuz?
AB için, ABD için, IMF ve patronlar için?
İstikrar, AB'nin uyum paketlerini Ankara'dakilerin aksatmadan çıkartması ve uygulamaya sokmasıdır.
İstikrar, ABD'nin taleplerinin herhangi bir azizliğe uğramadan yerine getirilmesidir. İstikrar, tezkerenin hangi yöntemle olursa olsun bir biçimde çıkartılmasıdır. İstikrar, bölgede işgalci Amerikan askerinin yerine ölmek üzere Türk askerinin hangi yolla olursa olsun bir biçimde Irak çöllerine gönderilmesidir.
İstikrar, IMF'ye verilen sözlerin tutulmasıdır, stand-by tahhütlerinin yerine getirilmesidir, ertelenmemesidir? Meselâ, Önceki gün, Devlet Bakanı M. Ali Şahin, IMF'ye taahhüd edilen çerçevede kamudaki atıl(!) istihdamın azaltılması için işten atılması planlanan 17 bin kamu personelinin durumunun bir ay geciktiğine dikkat çekti. İstikrar, işte bu kamu işinden atılması gereken personelin derhal atılmasıdır.
İstikrar, devlete faiz karşılığı para satarak ensesini ve kasasını kabartan patron ve kartel-patronların, "rantiye işleri"ne çomak sokulmamasıdır. Devlete satılan paranın vadesi dolmadan, atışma-matışma, seçim-meçim gibi sürprizlerle "faiz ve anaparalarının erimemesi"nin sağlanmasıdır. Bunun için gerekirse, devlete stoklama maliyeti 22-25 katrilyon faiz yükü de olsa, Merkez Bankası'nın kasasında 35 milyar dolarlık döviz rezervinin tutulması? Kasada bu rezerv dururken devletin borcunu ödemek için yine borçlanmaya gitmesidir. Yani istikrar, paradan para kazanmaktan gayrı işlerini askıya alan rantiyeci gariban(!) patronların "ana para ve faiz getirileri"nin vadesi dolana kadar muhafazası için ne gerekiyorsa yapılması, hangi yöntem olursa olsun korunmasıdır.
Bu arada, yetiminin tüyü bile yolunan milletimiz de zannediyor ki, dolar kuru bizim için düşük seviyede tutuluyor, bu sebeple istikrar dedikleri şey, herhalde bize de fayda sağlar... Böyle düşünüyor, bununla avunuyor milletimiz. Ahh, keşke böyle olsa. Halbuki, kur işi dalgada; ipin ucu Bush'un elinde. Ankara'dakilerin bir katkısı yok bu işte? Bu sebeple, kurların ne zaman patlayacağına da Ankara karar vermeyecek.
Yıllarca önceki "uyumlu koalisyon"un istikrarı kime yaradı ki, şimdiki "AB-ABD-IMF'ci" iktidarın istikrarı milletimize yarasın.
Hülasa istikrar terâneleri, maalesef üretimin ve istihdamın sağlanması adına değil, işsizliğin azaltılması adına değil, borçların azaltılması adına değil... Bu derdi olan kalmadı Ankara'da. Varsa yoksa AB, ABD, IMF ve sair patronların darıltılmaması.
Yani istikrar talepleri, milletimizin adına değil.
O halde milletimiz adına, devletimizin hayrına, vatandaşımızın menfaatine istikrarı sağlayacak bir iktidarı Ankara'ya, hem de tek başına taşımak lazım. Bağımsız Türkiye için Bağımsız Türkiye kadrosu şart.
Gerisi AB, ABD ve IMF'nin al takke ver külah tiyatrosu. İstikrar da bu tiyatronun aksamaması.
Internet-minternet arşivlerine bile kulak asmayarak köşe yazılarımızı makaslayıp dolabında, masasının bir gözünde arşivleyen vefâkâr okurlarımıza buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Türkiye turlarımızda o yazılarımızı çıkartıp, "işte yazdığınız gerçekler, kaybolmuyor, okuyoruz, saklıyoruz" diyenler var ya; onların binlerce kez gözlerinden öperim. Onlar, Bağımsız Türkiye'mizin teminatıdır.
Cuma günkü köşemde, "sakal-bıyık masalı altında cilalama" başlıklı yazımda dikkat çektiğim noktaları hatırlıyor musunuz?
YSK, bu fâkiri ters köşeye yatıramadı.
"YSK'nin durumu, yukarı tükürse sakal, aşağı tükürse bıyık işine döndürülerek, Ankara'dakiler öldükçe diriltilmeye, cilaları döküldükçe cilalanmaya çalışılmaktadır.
Fark etmediniz mi; AB, ABD ve patronlar hemen "resmi istikrar geçidi" yaptılar. Bu şunu da göstermiş oldu; ülkemizde kastedilen istikrar, AB, ABD ve kimi patronlarının hizmetlerindeki "politikanın sürekliliği"nin ne şekilde olursa olsun sağlanması, kesintiye uğramaması...
Bütün bu terâne ve karşı terâneler, AB, ABD ve IMF güdümündeki "gün geçtikçe tükenen Ankara politikaları"na ömür kazandırmak içindir. Üç aylık periyotlar halinde, önce resepsiyonda başörtüsü kriz, ardından YÖK kapışmaları, şimdi de bayram geçtikten sonra tezgâha getirilen DEHAP kınası? Hepsi, Ankara'da cilası dökülenleri "cilalama oyunu"nun birer parçası.
Dolayısıyla YSK'dan "oyunun bir parçası"ndan başka bir şey çıkmaz. Seçim-meçim beklemeyin..."
Ya, işte böyle yazmıştık; YSK'dan ne çıktı!
Şimdi gelelim bu istikrar hikâyesine.
Türkiye'de istikrar, kimler için talep ediliyor, biliyor musunuz?
AB için, ABD için, IMF ve patronlar için?
İstikrar, AB'nin uyum paketlerini Ankara'dakilerin aksatmadan çıkartması ve uygulamaya sokmasıdır.
İstikrar, ABD'nin taleplerinin herhangi bir azizliğe uğramadan yerine getirilmesidir. İstikrar, tezkerenin hangi yöntemle olursa olsun bir biçimde çıkartılmasıdır. İstikrar, bölgede işgalci Amerikan askerinin yerine ölmek üzere Türk askerinin hangi yolla olursa olsun bir biçimde Irak çöllerine gönderilmesidir.
İstikrar, IMF'ye verilen sözlerin tutulmasıdır, stand-by tahhütlerinin yerine getirilmesidir, ertelenmemesidir? Meselâ, Önceki gün, Devlet Bakanı M. Ali Şahin, IMF'ye taahhüd edilen çerçevede kamudaki atıl(!) istihdamın azaltılması için işten atılması planlanan 17 bin kamu personelinin durumunun bir ay geciktiğine dikkat çekti. İstikrar, işte bu kamu işinden atılması gereken personelin derhal atılmasıdır.
İstikrar, devlete faiz karşılığı para satarak ensesini ve kasasını kabartan patron ve kartel-patronların, "rantiye işleri"ne çomak sokulmamasıdır. Devlete satılan paranın vadesi dolmadan, atışma-matışma, seçim-meçim gibi sürprizlerle "faiz ve anaparalarının erimemesi"nin sağlanmasıdır. Bunun için gerekirse, devlete stoklama maliyeti 22-25 katrilyon faiz yükü de olsa, Merkez Bankası'nın kasasında 35 milyar dolarlık döviz rezervinin tutulması? Kasada bu rezerv dururken devletin borcunu ödemek için yine borçlanmaya gitmesidir. Yani istikrar, paradan para kazanmaktan gayrı işlerini askıya alan rantiyeci gariban(!) patronların "ana para ve faiz getirileri"nin vadesi dolana kadar muhafazası için ne gerekiyorsa yapılması, hangi yöntem olursa olsun korunmasıdır.
Bu arada, yetiminin tüyü bile yolunan milletimiz de zannediyor ki, dolar kuru bizim için düşük seviyede tutuluyor, bu sebeple istikrar dedikleri şey, herhalde bize de fayda sağlar... Böyle düşünüyor, bununla avunuyor milletimiz. Ahh, keşke böyle olsa. Halbuki, kur işi dalgada; ipin ucu Bush'un elinde. Ankara'dakilerin bir katkısı yok bu işte? Bu sebeple, kurların ne zaman patlayacağına da Ankara karar vermeyecek.
Yıllarca önceki "uyumlu koalisyon"un istikrarı kime yaradı ki, şimdiki "AB-ABD-IMF'ci" iktidarın istikrarı milletimize yarasın.
Hülasa istikrar terâneleri, maalesef üretimin ve istihdamın sağlanması adına değil, işsizliğin azaltılması adına değil, borçların azaltılması adına değil... Bu derdi olan kalmadı Ankara'da. Varsa yoksa AB, ABD, IMF ve sair patronların darıltılmaması.
Yani istikrar talepleri, milletimizin adına değil.
O halde milletimiz adına, devletimizin hayrına, vatandaşımızın menfaatine istikrarı sağlayacak bir iktidarı Ankara'ya, hem de tek başına taşımak lazım. Bağımsız Türkiye için Bağımsız Türkiye kadrosu şart.
Gerisi AB, ABD ve IMF'nin al takke ver külah tiyatrosu. İstikrar da bu tiyatronun aksamaması.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
























































































