Küreselleşme, milletlerin başına bela olduktan sonra, fakir devletler daha fakir, zengin ve sömürgeci devletler ise daha zengin olmaya devam ediyor. Önceleri silahla savaşla yapılan işgaller ve sömürgeler, ekonomik yollarla yapılmaktadır.
Sömürülen toplumlar, kendilerine milli çareler bulamazlarsa yok olmaya doğru gidecektir.
Sömürülen toplumlardan biri de biziz. Ve biz de milli çarelere sarılmak zorundayız. Bizim diğer devletlerden farkımız ve avantajımız kendi içimizden çıkan bir liderimiz ve çözüm adresimiz vardır. Bu lider Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Sayın Baş, yönetimine talip olduğu milletine; "Ey milletim, ben senin dertlerine çare olmayı talep ediyorum. Ve problemlerini şu yollarla çözeceğim." Diyor.
Çözüm önerilerini bir tez haline getirip, sadece kendi milletine değil, dünya kamuoyuna sunarak bütün dış kaynaklı plan ve projelere meydan okuyor. Kokuşmuş dünya düzenlerine, küresel aktörlerin her türlü işgal ve sömürü planlarına karşı duruşu da simgeleyen, sadece Türk ulusunun değil, tüm insanlığın problemlerine çözüm sunan bir mantığı ortaya koymaya çalışıyor.
Milletimiz için büyük bir şans niteliğinde olan bu tez ve hareket, seçmene yeni ufuklar açmakla kalmayıp, ezilen ve sömürülen insanlığın geleceğini de çok yakından ilgilendiren çözümler sunmaktadır. Şimdi insanımıza düşen kendi geleceğini ilgilendiren bu tezi, inceleyerek değerlendirmektir. ?Prof. Dr. Haydar Baş'ın kendi kitabından model hakkındaki tespitlerinden bir bölüm aktaralım;
"Sosyal Devlet, Milli Devlet" modeli, 21.yüzyılda şahit olduğumuz bütün olumsuzluklara rağmen insanlığa, içinde bulunduğu durumun "kaçınılmaz bir son olmadığını"; aksine bütün bu olumsuzluklara son vermenin yine insanlığın kendi elinde olduğunu göstermektedir.
Milli Devlet tezi, devletlerin, herhangi bir dış güce bağlı-bağımlı olmaksızın kendi ayakları üzerinde durabileceğini göstermektedir. Bu tez, kendi kendine yeten bir "kalkınma"yı ve "sürekli büyüme"yi hayata geçiren Milli Ekonomi Modeli ile devletlerin siyasi olarak bağımsız olabileceklerini herkese göstermektedir.
İnsana bakışı kökten değiştiren Milli Devlet tezi, her insanın doğuştan gelen hakları bulunduğunu, devletin gayesinin de bu hakları vatandaşlarına yaşatmak olduğunu ifade etmekte ve projelendirmektedir. "İnsan için devlet" kavramı, hem devlettin sorumluluklarını hem de yetki sınırlarını belirlemektedir.
İnsanın doğuştan gelen haklarını sağlamakla mükellef olan Milli Devlet, bireylerin her türlü sosyal güvenliğinden sorumlu olduğu gibi, onlara iş ve aş bulmakla mükelleftir.
Bireylerin haklarını onlara yaşatma vazifesini yerine getirmediği takdirde "devlete hukuki sorumluluk" yükleyen Milli Devlet anlayışı, var olan hukuk sistemindeki bakış açısını da temelden değiştirmektedir…
Milli Devlet anlayışında millet ile devlet "birbirinden ayrı" ve "birbiri ile çatışan" iki unsur değildir. Aksine millet devlet beraberliği, bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir." (sayfa; 22-23)
"Milli Ekonomi Modeli" ve "Sosyal Devlet Milli Devlet" projeleri Sömürülen toplumların önünde büyük bir imkân olarak durduğu gibi; adil dağıtımın, adil paylaşımın, toplumsal refahın ve sürekli büyümenin de adresidir.
Sömürülen toplumlar, kendilerine milli çareler bulamazlarsa yok olmaya doğru gidecektir.
Sömürülen toplumlardan biri de biziz. Ve biz de milli çarelere sarılmak zorundayız. Bizim diğer devletlerden farkımız ve avantajımız kendi içimizden çıkan bir liderimiz ve çözüm adresimiz vardır. Bu lider Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Sayın Baş, yönetimine talip olduğu milletine; "Ey milletim, ben senin dertlerine çare olmayı talep ediyorum. Ve problemlerini şu yollarla çözeceğim." Diyor.
Çözüm önerilerini bir tez haline getirip, sadece kendi milletine değil, dünya kamuoyuna sunarak bütün dış kaynaklı plan ve projelere meydan okuyor. Kokuşmuş dünya düzenlerine, küresel aktörlerin her türlü işgal ve sömürü planlarına karşı duruşu da simgeleyen, sadece Türk ulusunun değil, tüm insanlığın problemlerine çözüm sunan bir mantığı ortaya koymaya çalışıyor.
Milletimiz için büyük bir şans niteliğinde olan bu tez ve hareket, seçmene yeni ufuklar açmakla kalmayıp, ezilen ve sömürülen insanlığın geleceğini de çok yakından ilgilendiren çözümler sunmaktadır. Şimdi insanımıza düşen kendi geleceğini ilgilendiren bu tezi, inceleyerek değerlendirmektir. ?Prof. Dr. Haydar Baş'ın kendi kitabından model hakkındaki tespitlerinden bir bölüm aktaralım;
"Sosyal Devlet, Milli Devlet" modeli, 21.yüzyılda şahit olduğumuz bütün olumsuzluklara rağmen insanlığa, içinde bulunduğu durumun "kaçınılmaz bir son olmadığını"; aksine bütün bu olumsuzluklara son vermenin yine insanlığın kendi elinde olduğunu göstermektedir.
Milli Devlet tezi, devletlerin, herhangi bir dış güce bağlı-bağımlı olmaksızın kendi ayakları üzerinde durabileceğini göstermektedir. Bu tez, kendi kendine yeten bir "kalkınma"yı ve "sürekli büyüme"yi hayata geçiren Milli Ekonomi Modeli ile devletlerin siyasi olarak bağımsız olabileceklerini herkese göstermektedir.
İnsana bakışı kökten değiştiren Milli Devlet tezi, her insanın doğuştan gelen hakları bulunduğunu, devletin gayesinin de bu hakları vatandaşlarına yaşatmak olduğunu ifade etmekte ve projelendirmektedir. "İnsan için devlet" kavramı, hem devlettin sorumluluklarını hem de yetki sınırlarını belirlemektedir.
İnsanın doğuştan gelen haklarını sağlamakla mükellef olan Milli Devlet, bireylerin her türlü sosyal güvenliğinden sorumlu olduğu gibi, onlara iş ve aş bulmakla mükelleftir.
Bireylerin haklarını onlara yaşatma vazifesini yerine getirmediği takdirde "devlete hukuki sorumluluk" yükleyen Milli Devlet anlayışı, var olan hukuk sistemindeki bakış açısını da temelden değiştirmektedir…
Milli Devlet anlayışında millet ile devlet "birbirinden ayrı" ve "birbiri ile çatışan" iki unsur değildir. Aksine millet devlet beraberliği, bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir." (sayfa; 22-23)
"Milli Ekonomi Modeli" ve "Sosyal Devlet Milli Devlet" projeleri Sömürülen toplumların önünde büyük bir imkân olarak durduğu gibi; adil dağıtımın, adil paylaşımın, toplumsal refahın ve sürekli büyümenin de adresidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025