Bir insan hayatta her şey olabilir. Daha doğrusu bir meslekte veya birçok meslekte uzmanlaşabilir, terfi eder, yüksek mevkilere gelir, şöhrete kavuşur vs. Ama mesele bir alanda veya birçok alanda yükselmek, terfi etmek, şöhrete kavuşmak değildir. Ya nedir? Adam olmaktır. Anadolu tabiri ile vali olmak mesele değil adam olmak meseledir. İşte Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri bu. Adam olamamışlık sorunu var ülkemizde maalesef. Bir özgürlük lafı çıkmış piyasaya. Özgür basın, özgür düşünce, özgür fikir, özgür yaşam vs. kime ve kimin için özgürlük sorularının cevabı dilde verilmese de uygulamalara bakıldığında gözüküyor. Birileri darbenin babasını yapıyor, bırak yargılanmayı emeklilik sonrası devletlerarası çalışan firmalarda önemli görevlere atanıyor. Bir diğerleri darbe yapacaklarmış (!) diye içeri dolduruluyor. Parkta bıçakla 20 TL gasp eden kişi 15 yıla mahkûm oluyor. Almanya'da makbuzla yaklaşık 50 milyon EURO toplayıp, iç edenler serbest kalıyor. İmamın ordusu isimli kitabı yazan kişi bu kitap yayınlanmadan tutuklanıyor ama Cengiz Çandar gibi alenen devletin varlığına ve bütünlüğüne, halkı kin ve düşmanlığa sevk eden kişiler fikir özgürlüğünü (!) doya doya yaşıyor. "Ben PKK olsam silahımı teslim etmem" diyor Çandar. Bende; "Devlet olsam o silahla beraber gömerim" diyorum. Evet, Çandar'ın açıklamaları birilerini mutlu ederken, bizim gibilerinin cevap vermek için zamanını kaybetmesine yol açıyor. Halk ise olacaklardan habersiz. Çünkü durduk yere duman çıkmaz. Birileri bu milletin altına ateş yakıyor. Cengiz Çandar kim? Herkes gazeteci olarak biliyor. Yazar, çizer, düşünce adamı (!) ama biraz araştırınca çok hareketli, git gelli birisi olduğu ortaya çıkıyor. Siyasal bilgiler okumuş. 68 kuşağından. Hatta öğrenci başkanlarından. Yani hızlı komünistlerden tabi o zamanlar. Sonra yurt dışına kaçmış, geri gelmiş. 1976'da Vatan Gazetesi'nde dış haberler şefi ve dış politika yorumcusu olarak gazeteciliğe başlamış. Gazeteciliğe, Türk Haberler Ajansı, Cumhuriyet, Hürriyet, Güneş, Sabah ve Yeni Şafak ile devam etmiş. 1980'lerde Lübnan, İran ve diğer Ortadoğu coğrafyasında ki önemli merkezlerde bulunmuş. Daha sonra Doğu Avrupa ve Sovyetler birliğinde epeyce kalmış. Turgut Özal'ın "özel danışmanlığını" yapmış. 1999-2000 yıllarında ise Washington'da ABD'nin önemli araştırma merkezlerinde bulunmuş. Nereye mi geleceğim? Bu Cengiz Çandar 26 Ekim'de İngiltere Parlamentosu'nda "Türkiye ve Demokrasi" konulu panele katılıyor ve burada TESEV için hazırladığı "Kürt Raporunu" anlatıyor. Terör örgütü PKK'nın yayın organı olan Fırat Haber Ajansında Cengiz Çandar'ın PKK ile ilgili çok tartışılacak sözlerinin yer aldığı bir haber yayınlanıyor. Aynı Çandar Telgraf Newspaper'a röportaj veriyor. Bakın neler döktürüyor fikir özgürlüğü adına (!)"Kürtler ve PKK birbirinden ayrılamaz, artık çok geç. Devlet yarın sabahtan itibaren Kürtçeyi okullarda serbest bıraksa, hatta aşırıya gidelim, Türkçenin yanında resmi dildir dese ve demokratik özerklikten kastettiğinizi anladık, il genel meclislerinizi kurun hatta bayrağınızı da koyun diye eklese, gene bu sorunu çözemezsiniz?" "Muhatabınıza saygılı olmak zorundasınız. Bebek katili diyerek aynı masaya oturamazsınız, saygı göstermek zorundasın. Nefret etsen bile sorunu çözmek istiyorsan saygılı davranmak zorundasın. PKK için de, Abdullah Öcalan için de farklı bir dili yavaş yavaş oturtman lazım ve bunu topluma da benimsetmen gerekiyor. Ve medyanın da dilini değiştirmeye başlaması şart?" "Biz toprak bütünlüğünü sağladık ancak üstündeki insanları, gelecek kuşaklar olarak kaybetmiş vaziyetteyiz. Toprağı ne yapacağız? Toprak, beraber götüreceğimiz bir şey değil, önemli olan onun üstünde yaşayan insanlar." "PKK silahları teslim etsin olmaz. PKK elinde silahları olduğundan siyasi anlamda da güçlü. Ben PKK olsam ben de silahlarımı teslim etmem. Ben vazgeçtim alın silahları demek teslim olmaktır." Kısaca terörle mücadele değil, müzakere edilsin. Bu müzakerelerde de "sıfır sorun" mantığı işletilsin. Her ne denilirse okeylensin, diyor. Bu mantık bir yerlerden tanıdık geliyor mu? Bu konuyu köşesine taşıyan Selcan Taşçı hanımefendinin de Çandar hakkında ilginç sorulu tespitleri var. Bir ikisini hatırlatayım;* 12 Mart'tan sonra hapis yatmayı göze alamayarak "emperyalizme karşı gerilla mücadelesi" maskesiyle Filistin'e kaçan, Şahin Alpay'la birlikte sınırı geçer geçmez Suriye toprağını öpen bu Cengiz Çandar değil mi?* Faik Bulut'un anlatımıyla "yoldaşları" kamplarda eğitim görürken, Şam'da masraflarının kim tarafından ve neden karşılandığı şaibeli olan lüks bir apartman dairesinde yaşayan bu Cengiz Çandar değil mi?* 1987'de Turgut Özal'la gittiği Şam'da da yanında bulunan MİT görevlisi Hiram Abas tarafından "teşkilattandır" diye takdim edilen bu Cengiz Çandar değil mi?* 1968'de "Kahrolsun Amerikan emperyalizmi" derken 1998'de "Amerika'yı Anti-Amerikan duyguların zerresi kalmayacak ölçüde yakından tanıdığını ve kavradığını" ileri süren bu Cengiz Çandar değil mi? (01-11-2011 Yeniçağ)Son söz; "Gök mavi, başak sarışın... Tadı ne güzel barışın! Fakat senin on savaşa değer, Ey Yurt, bir karışın." (Arif Nihat Asya)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025