Atalar, dedeler herhangi bir konuda bir söz söylemişse, özellikle özel makamları işgal edenler o sözü mutlaka kulaklarına küpe yapmalıdırlar.
"Hazıra dağ dayanmaz" ikazı elbette her kulağa küpe olarak yakışır ama, en fazla da yönetim katındakilere yakışır.
Bir kulağına bunu tak diğerine de; "ayağını yorganına göre uzat" uyarısını.
Her fırsatta millete sabır, biraz daha sabır, biraz daha kanaat tavsiye eden yönetici takımının, bu tavsiyelere hiçbir zaman uymadıkları her vesile ile ortaya çıkıyor.
Basına yansıtmamak ve millete duyurmamak için kılı kırk yarsalar, her yola başvursalar da 'yerin kulağı var' denildiği gibi bir şekilde duyuluyor.
Bu senenin başında hazırlanan bütçenin yılın tam ortasında bitmesi sonucu 'ek bütçe' yapıldığını biliyoruz ve yapılan ek bütçeden bakanlıklara dağıtılan paylardan da öğrendik ki, devlet katında tasarruftan, sabırdan, şükürden ve kanaatten zere kadar eser yok.
Lüks araç alımları, fahiş fiyatlarla araç ve ofis kiralamaları hız kesmeden devam ediyor.
Bizden önceki kuşakların canlarını dişlerine takarak, dişleri ile ve tırnakları ile kazıyarak inşa ettikleri, işletmeye açtıkları ve üretime soktukları yüzlerce kamu kuruluşunu, fabrikayı ve atölyeyi, akla ziyan bir 'özelleştirme furyasında' satıp-savıp elden çıkardık ve bugün elde kalan sıfır.
Hem kurumlar gitmiş hem de paraları erimiş bitmiş.
Hiç olmazsa, özelleştirmeden gelen hazır paralar, diz boyu israflar ve akıl almaz savurganlıklarla harcanmasaydı, bugün yaşadığımız sıkıntıların, yoklukların birçoğunu yaşamayacak ve zam sağanaklarına tutulmayacaktık.
"Hazıra dağ dayanmaz" diyen ataların sözleri kulaklara küpe yapılmadığı için ve dahi "ayaklar yorgana göre uzatılmadığı" için, bugün her manada 'sefilleri oynuyoruz'.
Devlet katında hız kesmeden devam eden müthiş israfın yanı sıra, akla ziyan bir uygulama daha var ki, kelimenin tam anlamıyla 'evlere şenlik'.
Kim, kimler ve hangi vicdanla, nasıl bir vicdanla devlet adına böyle bir pazarlığa imza atar, gerçekten akıl alır gibi değil.
Yap İşlet Devret modeli ile yaptırılan bütün işlerde devlet, sürekli devasa zararda.
En son hizmete sokulan 18 Mart Çanakkale köprüsü için günlük garanti edilen araç sayısı kırk beş bin olduğunu biliyoruz.
Geçtiğimiz bayram arifesinde, tatil olması hasebiyle, garanti edilen o rakama belki ulaşılır beklentisi vardı, ne yazık ki on sekiz binde kalmış.
Kırk beş binden on sekiz bini çıkarın, gerisi hazineden, yani sırtımızdan, yani soframızdan, yani lokmamızdan.
Gel de, Necip Fazıl'ın; "Kurt yapmaz bu taksimi kuzulara şah olsa" mısraını, dağlara-taşlara yazma.
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025