Bir el sanki yapay gündemlerle devlet ve milletin önceliklerinin önüne geçiyor. Örneğin! Gara'da ne oldu, sorusunun cevabı tam olarak verilmedi.
Andımız konusunu kapattılar? HDP artık savcıların konusu. Yerel yönetimlerin önüne neden kesiyorsunuz, başlığı hiç konuşulmuyor.
Merkez Bankası bu kadar çok başkan neden basıyor, sorusuna cevap verilmiyor.
TL'nin değer kaybına bağlı olarak doların yükselmesi, kur dalgasıyla bir gecede 450 milyon kim kazandı, sorusu bile daha cevap bulmadan ateş topu yeni bir başlık koydular ülke gündemine; Montrö Sözleşmesi.
Tabi adamlar da haklı! Gündemi boş bırakmamak lazım. Eğer gündem boş kalırsa insanlar açlığı, yoksulluğu, yolsuzlukları, işsizliği, enflasyonu, dış politikadaki açmazları sorgular. Ağır sorular sorar.
Haliyle ağır sorulara, gerçek gündemlere muhatap olmamak için gündemi boş bırakmamak.
Bundan olsa gerek (!) TBBM başkanı tarafından en önemli milli kazanımlarımızdan olan Montrö boğazlar sözleşmesi tartışmaya açıldı.
TBMM Başkanını sözlerine geçmeden önce gündem bu noktaya nasıl getirildi, sorusuna cevap bulmak lazım.
İstanbul sözleşmesi, eş cinseller derken bir baktık ki konu Montrö.
Adalet Bakanı birkaç gün önce Sayın Erdoğan'ın imzayı çekme konusunda yaptığı açıklamada: "Bu tip anlaşmalar imzalanır, Meclis'ten geçer. Uygulamak, uygulamama veya anlaşmadan çekilmek tamamen hükümetin yetkisindedir" demişti.
Sanırım buradan ilham alan TBMM Başkanının Mustafa Şentop, bir TV programında; "Cumhurbaşkanı, İstanbul Sözleşmesi'nden kararname ile çekildiği gibi Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden de diğer uluslararası anlaşmalardan da çekilebilir" dedi.
Peki, Şentop İstanbul sözleşmesi ile Montrö'yü aynı denkleme koymasının arkasındaki amaç ne olabilir?
Sayın Şentop yarın bir gün örnek olarak Lozan'ı gösterebilir mi?
Diğer taraftan Mahir Ünal Beyin geçen gün yaptığı: "Hazırlıklarımızı tamamlamamız 19 yıl sürdü, asıl şimdi başlıyoruz" sözleriyle, 'Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden de diğer uluslararası anlaşmalardan da çekilebilir' sözleri arasında bir hedef birlikteliği var mı?
Şentop'un niyetini bilmem ama hükümetin bu tip çıkışlarının tercümanlığını yapan birçok gazete ve gazeteci-yazar var. Bunlardan birisi de Yeni Şafak'tan İbrahim Karagül.
Sayın Şentop cümlesinin bitirir bitirmez İbrahim Karagül sosyal medya hesabından aynen şöyle yazdı;
"Montrö; Boğazlar üzerindeki "tam denetime karşı bir vesayet anlaşmasıdır. Kendi vatanımızda egemenlik sınırlanmasıdır. O gün o kadar yapabildik. Zayıfken kaldıramıyorduk. Güçlendik, elbette kaldıracağız. Kaldırılmasın demek, Türkiye'ye karşı başka ülkeleri savunmaktır."
Karadeniz'e kim çıkmak istiyor, Ruslar mı, Çin mi, Hindistan mı, Kim? Yoksa ABD mi, Fransa mı, İngiltere mi?
Karagül özelinde herkese soruyorum: Karadeniz'de hedefi olan kim veya kimlerdir?
Dün zayıftık, bugün güçlüyüze gelirsek!
Bugün güçlüysek (ki, asker, yürek ve millet olarak hep güçlüyüz) İncirlik'i, Kürecik'i neden kapatamıyoruz?
Süleyman Şah türbesini neden koruyamadık?
Ege'de işgal altındaki ada sayısı 20 oldu. Neden bir 'höst' bile diyemiyoruz?
Barzani ya hu! Adamlar, ülkemiz topraklarını kendi toprağı gibi gösteriyor. Açıklama yapın, demek dışında bir duruşumuz olmadı.
NATO'nun bütün ihanetlerini geçtim. Sayın Erdoğan'ın resmini nişangah yaptılar. İlla imza çekeceksiniz buyurun çekin!
Neticeye gelirsek! Sayın Başkan bu konuyu neden gündeme getirdi?
Malumunuz Sayın Şentop öğlen saatlerinde Montrö Boğazlar sözleşmesi bile iptal edebilir, dedi.
Akşam saatlerinde ise ajanslara, 'bu akşam Erdoğan-Biden görüşmesi gerçekleşebilir' haberi düştü.
Konu anlaşılmıştır...
Anlamayanlara, cumhuriyete, reklam arası', Lozan'a hezimet, diyenlere hatırlatmak isterim ki, Montrö'den önce Lozan anlaşması vardı. Bunlardan önce de Sevr ve Mondros. Sevr ve Mondros'u imzalayanlar arkalarına bile bakmadan kaçmıştılar. Hatırlatmak istedim.
Oynamayın milli değerlerimizle. Kullanmayın manevi değerlerimizi.
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025