Yol yorgunu bir delikanlı...
Can havliyle çıkılan yolculuk ve can korkusuyla tüketilen yollar, aşılan dağlar, geçilen vadiler...
Firavun ve adamları tarafından takip ediliyorum endişesiyle hiç durmadan kat ettiği yolların tozları ile karışan terler...
Uykusuz geçen nice geceler...
Bir kaza sonucu ölümüne sebep olduğu Mısırlı Kıpti sebebi ile anadan ve doğup büyüdüğü o diyardan kaçan delikanlı Musa...
Yollarda, yorgun-argın geçen günlerin ve gecelerin ardından ulaşabildiği Medyen vadisinde bir ağacın gölgesinde biraz dinlenirken, azcık soluklanırken kendisini rahatsız eden bir manzara ile karşılaşıyor.
Medyen vadisinde, Medyen suyunun başında koyun sürüleri, sığır sürüleri ve bu sürülerin peşinde çobanlar, sürülerine su vermeye uğraşıyorlar.
Bu sürülerin biraz daha gerisinde, suya biraz daha uzak bir yerde iki kız, suya doğru gitmeye çalışan koyun sürüsünü olduğu yerde tutmaya ve suya gitmelerini engellemeye çalışıyorlar.
Uzaktan bu manzarayı seyreden delikanlı Musa; "bu yörenin bu bölgenin insanları, elbette bir bildikleri vardır" deyip ilgisiz kalamıyor bu duruma ve bir terslik olduğunu hissediyor.
Bulunduğu yer kendisi için diyar-ı gurbet ve kendisi zaten içini kemiren bir korku ile günlerce koşmuş, dağlar aşmış yorgun-argın olduğu halde "bana ne " deyip oturmaya devam edemiyor.
Şahit olduğu ama sebebini anlayamadığı bu ters duruma müdahale için istirahatini yarıda kesiyor ve doğru kızların yanına gidiyor.
"Siz kimsiniz ve bu hal neyin nesi?" diyerek durum-vaziyeti anlıyor.
Aldığı bilgiler ışığında bu yanlışı düzeltebileceğine kanaat getiriyor ve kızlara sürünün önünden çekilmelerini söylüyor.
Kızların önünden aldığı koyun sürüsünü suyun başına götürüyor, doyasıya su içmeleri sağlıyor ve getirip kızlara teslim ediyor.
Kızlar sürülerini alıp yola revan olurken, düğer çobanlar da sürüleriyle yavaş yavaş vadiyi terk ederken ve güneş ufuklardan veda makamında el sallarken delikanlı Musa, diyar-ı gurbette, garip ellerde, ıssız bir vadide bir ağacın gölgesinde yapayalnız kalakalıyor.
İşte tam orada, tam o sırada dudaklarından dökülen dua cümlelerini biz şimdi Kur'an'dan bir ayet olarak okuyoruz:
"Ey Rabbim! Bana bahşedeceğin her hayıra, öylesine muhtacım ki!" (Kasas: 24).
Delikanlı Musa, bütün yol yorgunluğuna rağmen gördüğü bir yanlışı, şahit olduğu bir tersliği düzeltmek için yapması gereken müdahaleyi yaptı ve sonra da oturdu niyazda bulundu.
Kıssanın devamında biliyoruz ki Allah bu vesile ile delikanlı Musa'yı Şuayb Peygamberle tanıştırdı, buluşturdu ve sonra da o peygambere damat oldu ve kendisi de risaletle şereflendi.
Allah, elbette abesle iştigalden münezzehtir, bu kıssayı ve benzerlerini boşa anlatmamıştır, almamız gereken nice dersler vardır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025