İnsanın yaratılış sebebinin kulluk olduğunu, 'iman ettim' diyen herkes bilir. Tabi bu kulluğun nasıl olacağını da Yüce Allah (c.c) kitabında tarif etmiş, tertemiz kıldığı Resulû Ekrem (s.a.v) ve de Ehl-i Beyt'i fiiliyatla bu mükemmeliyeti sergilemiştirler.
Bugün en büyük zafiyetimiz kulluk noktasında diye düşünüyorum. Bu öyle bir zafiyet ki, bütün maddi ve manevi hayatımızı etkiliyor, mutsuz insan, mutsuz kalabalıklar ortaya çıkıyor.
Peki, nasıl kul olunur? Zannımca cevabını aramamız gereken soru budur. Cevaba götüren anahtar ise ibadettir.
İbadet nedir, diye sorarsanız cevabı ehlinden almamız lazım derim.
Prof. Dr. Haydar Baş, Hikmetin Sırları adlı eserinde şöyle der:
"İbadet aslında Allah'ı (c.c) tanıma, bilme ilmidir. Esasen insanın Allah'ı (c.c) arayışı akli değildir. Yani siz, Allah'ı (c.c) akılla aramazsınız.
İnsanın Allah'ı (c.c) aradığı organ kalbidir. İnsan kalp boyutunda Rabbini arar. Akılla belki çok mantıklar kurarsınız. Ama akıl, Allah'ı (c.c) anlamaz, anlatamaz…
Akıl, Allah'ın (c.c) ne olduğunu bilmez. Allah'ın (c.c) ne olmadığını bilir. Bir şeyin ne olduğunu anlayabilmek için onu kuşatması lazımdır. Veya ondan, ona yansımalar olması lazımdır. Akıl haddi zatında bu tecellilerden mahrumdur. Akıl neye muhataptır. O'nun yarattıklarının tecellilerine muhataptır…
Kısacası biz akılla Allah'ı (c.c) tanıyamayız. Allah'ı (c.c) tanıyacak olan kalptir. Ayine-i İlahi, insanların kalbidir. Allah (c.c); "Beni ne yerim aldı, ne de semam… Lakin Beni, mü'min, muttaki, vera sahibi kulumun kalbi aldı…" buyuruyor.
Peki, yere, göğe sığmayan Allah (c.c),kulunun kalbine nasıl sığar? Tecelli ile sığar. Allah (c.c),o kalbe tecelli eder. Tecellinin Türkçedeki manası yansımaktır…" (s. 182-184)
Yine aynı eserinde Sayın Baş kulluğun, kişi için hürriyet olduğunu şöyle ifade ediyor:
"Bir insanın ömrü kulluk kulvarında geçerse, görünüşte Allah'ın (c.c) emirlerine esir olma makamında ve saadetinde olan insan, Rabbinin yakınlığını kazandığı için, O'nun tecellilerine mahzar olup gerçek hürriyete kavuşuyor…
O tecelliler insanı mest eder, kendinden geçirir. Öyle bir hal olur ki, içinizde bir genişlik meydana gelir. İlk başta yola çıkarken kendini çok küçük gören insan, bir anda kâinattan daha büyük oluyor. Çünkü Allah (c.c),ona tecelli ediyor.
Bu tecellilerin sahibi oluyor. Bu zenginliğin sahibi oluyor. İşte kulluk, ya da hürriyet budur. O zevki yaşamaktır. Yoksa insanın, hayvani arzularının esiri olarak hayatta har vurup, harman savurmasının adına hürriyet denmez, ancak esaret denir…" (Hikmetin Sırları, s. 242)
Rabbim! Bizleri Zatına kul, Habinine ümmet, Ehl-i Beyt'ine yaren ve bu yolda bayraktarlık yapanlara layık ve sadık eylesin. (Âmin)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Osman Baş / diğer yazıları
- EMPATİ (Buram buram merhamet) / 15.08.2020
- Rusya ekonomik bağımsızlığını nasıl kazandı? / 16.01.2020
- ABD’li profesörün itirafı / 15.01.2020
- İslam ve Mevlana - 2 / 12.01.2020
- İslam ve Mevlana -1- / 11.01.2020
- Ehl-i Beyt’i sevenlerin özellikleri / 12.12.2019
- Vatan müdafaası / 10.12.2019
- İmam Seccad; Namaz / 05.12.2019
- İmam Zeynelabidin (a.s) / 04.12.2019
- Gadir-i Hum’u inkâr edemezsiniz / 26.11.2019
- Rusya ekonomik bağımsızlığını nasıl kazandı? / 16.01.2020
- ABD’li profesörün itirafı / 15.01.2020
- İslam ve Mevlana - 2 / 12.01.2020
- İslam ve Mevlana -1- / 11.01.2020
- Ehl-i Beyt’i sevenlerin özellikleri / 12.12.2019
- Vatan müdafaası / 10.12.2019
- İmam Seccad; Namaz / 05.12.2019
- İmam Zeynelabidin (a.s) / 04.12.2019
- Gadir-i Hum’u inkâr edemezsiniz / 26.11.2019