Yaklaşık 10 gündür köydeyim. Zaten ıssız olan köyler pandemi süreci ile daha da ıssızlaşmış. İnsanlar neredeyse evlerinden çıkmıyor. Uzaktan hal hatır soruyoruz.
Şehirlerdeki manzaraları görüyorsunuz. Dolmuşlar, otobüsler, uçaklar, sokaklar vs. insanların bir kısmı maske takmamak için direniyor.
Köylerde ise müthiş bir tedbir var. Yolda gördüğüm yaşlı amcalar, teyzeler maskeli bir yerden bir yere gidiyor.
Acaba neden, diyorum! İki şık aklıma geliyor; şehirlerdeki insanlar bunalmış, bıkmış ve artık virüsten korkmuyor.
Köylerdeki insanlar ise hayata doyamamış, yaşamak istiyor. Hele hastanelere düşmek onlar için ölümden beter.
Cuma namazlarında insanlar toplanıyor. Hoca efendi kolluk kuvveti gibi giriş kapısında seccade, maske kontrolü yapıyor, dezenfektan kullanılmasını istiyor. Hatta bu hafta, 'seccade getirmeyen haftaya gelmesin' mealinde bir uyarı da yaptı.
Neyse! Genç hoca hutbeye çıktı. Ayet ve hadislerle FETÖ ihanetini anlatıyor; "Müslümanlar ancak kardeştir. Malına, canına, namusuna, vatanına ihanet etmez. Onlara, fitne çıkarmayın denildiğinde biz ancak ıslah ediciyiz, mealindeki ayeti okudu. Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz, hadisini okudu.
FETÖ ile yapılan mücadeleye dikkat çekti. FETÖ'yü lanetledi vs.
Yaşı 70'in üzerindeki amcalarım heyecan ve kızgınlıkla (FETÖ'ye) hutbeyi dinliyor. Hutbe ve namaz bitti.
"Hocam! Özür dilerim. Bu hutbeyi Diyanet İşleri Başkanlığı mı gönderdi, siz mi hazırladınız?" dedim.
"Diyanet gönderdi" dedi.
"Ali Erbaş'ın, Adil Öksüz'ün tez hocası olduğunu biliyor musunuz? FETÖ firarisi, Kur'an'a tahrif edilmiş Tevrat ve İncil'den açıklamalar ekleyen Suat Yıldırım ile aynı çatıda yer aldıklarını, Abant toplantılarının organizatörlerinden olduğunu biliyor musunuz?" deyince...
Hoca efendi ellerini göğsüne kaldırarak, "Beni ilgilendirmez, ben karışmam" şeklinde işaret dili ile cevap verdi.
"Hocam! Bu yapı 98'de İslam dinine kalkışma başlatmıştı. Neden kimsenin sesi çıkmamıştı? 'Müslüman bir delikten iki defa ısırılmaz' hadisini okudunuz. Bunlar yüz defa ısırıldılar, hala yandım aman diyorlar, bu nasıl iştir!.."
Hoca uzaklaştı.
Emekli ve yaşlı amcalar bana bakıyor. İstanbul'un yeni emniyet müdürünün 99'da hazırladığı FETÖ raporundan, 2004 MGK'sından ve "alnı secdeye gidenden zarar gelmez" söylemlerinden bahsettim.
İnsanlar şaşkın, insanlar korkuyor. Bir noktada bunu anlayabiliyorum. Ama Allah'ın dinini anlatan, bu anlatımlarından dolayı da maddi karşılık alanların ilk korkularının Allah (c.c) değil de mahluk olduğunu görünce bunu kabul edemiyorum.
Oysa Allah (c.c) "Az bir dünyalık karşılığı dininizi satmayın" diye emretmişti.
(Allah'ın selamı üzerine olsun) Prof. Dr. Haydar Baş hocam, bu ihanet şebekesinin hem maddi, hem milli, hem de manevi tehlikesine 22 yıl önce dikkat çekmiş ve son nefesine kadar Allah rızası için hiçbir güçten korkmadan bu gerçekleri anlatmıştı. Parantez açayım; Köye geldiğimden beri görüştüğüm hemen herkes, Muhterem Hocam için "Başınız sağ olsun. Çok büyük bir insandır. Allah rahmet etsin" diyor.
Keşke O'nun büyüklüğünü hayatta iken idrak edebilseydik. Hem kendimiz büyük olur, hem de devletimizi büyütürdük.
'Kandırıldık, aldatıldık, bunları böyle bilmiyorduk' söylemlerine ben itibar etmiyorum. Hepsine anlatıldı, belgesi de, bilgisi de, ayeti de, hadisi de, istihbarat raporları da önlerine konuldu.
Bildiği halde FETÖ'ye karşı gereğini yapmayanları Rabbim, FETÖ'den beter eylesin.
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025