Birçok yazımda Kilis'ten bahsettiğim için, Kilisli olduğum manidar bir durumdur. Evliliğim sebebiyle, bir süredir İzmir'de yaşamam, bu iki şehri sürekli kıyaslayarak aradaki farkları gözlemlememe sebep oldu.
Kilis küçük bir şehir, herkes birbirini tanır. Bu sebeple insanlar normlara uyarlar. İzmir'e kıyasla, az gelişmiş, eğitim seviyesi düşük, sanayi yönünden ve sosyal yönden geride kalmış, yatırım pek fazla yapılamamıştır.
İzmir ise, her türlü sosyal ve eğitim şartlarını, insanlara kolayca sunan ve eğitim yönünden ilerlemiş bir ildir. Oradaki insanlar, otobüse binerken dahi, refleksleşmiş bir şekilde sıraya giriyor, kimse kimsenin önüne geçmiyor. Özelikle ulaşım yönünden halk, kolay ve ekonomik bir şekilde isteği yere gidebiliyor.
Fakat aylardır, İzmir'de farkına vardığım bir eksiklik olduğunu hissediyorum.
Bu şehirde ruh yok!
Toplu taşıma araçlarına bindiğinizde bunu çok iyi fark edebilirsiniz. Sabah olunca, bir önceki günün yorgunluğunu atamamış gözler, işe giderken yumuk, akşam olunca, yorgunluğuna yorgunluk eklenen yüz ifadeleri donuk bir şekilde karşılaşıyorsunuz. Bunun yanı sıra her bölgeden ve şehirden insanların göç ettiği bu büyük şehirde, insanların birbirlerine olan güveni de çok düşük. Birbirlerine selam vermeye korkar durumda olduklarını görebiliyorum.
Oysaki Kilis'te, selam vermeden yolda yürüyemezsiniz. Dolmuşa bindiğiniz, dolmuş şoförü dahi sizi istediğiniz yere götürürken, yolda "Selamun aleyküm Hüseyin dayı! Hayırlı işler Mustafa amca!" diyerek, yol alır. Çünkü herkes birbirini tanıyor.
Herkes birbirini tanıdığından dolayı kimse kimseye yardım etmekten korkmaz.
Bu durumda insanları otomatik olarak sosyalleştirir.
Kendine ait mutfağı ve zengin yemek çeşitleriyle, bir medeniyeti yansıtır.
Belki de bu sebeptendir ki, tanıştığım insanlar Kilisli olduğumu duyunca, hemen mutfaktan bahsediyorlar.
Bu farklar her iki şehir için de bir dezavantaj değildir. Anadolu'nun her yerinde farklılıklar olduğu ve bu farklılıklar, her ne olursa olsun, insanların zamanla bu duruma adapte olduklarını dile getirmek istedim.
Ben bir Kilisli olarak, İzmir'de kendimi hiç yabancı hissetmedim.
Şimdi bu tümevarımla, çemberi biraz daha açar isek, Edirne'deki bir insanda Elazığ'a geldiğinde kendini yabancı hissetmeyecektir. Yahut Antalya'daki biri, Sinop'a gittiğinde?
Örf ve adetler her ne kadar bölgesel farklılıklar gösterse de, kültürde bir olan Anadolu'nun, her bir bölgesinde hissettiğimiz, milli ve manevi değerler bir olduğu sürece, Türkiye toprakları üzerinde bize gurbet yok.
Selam olsun Anadolu'nun her bir köşesine!
Kilis küçük bir şehir, herkes birbirini tanır. Bu sebeple insanlar normlara uyarlar. İzmir'e kıyasla, az gelişmiş, eğitim seviyesi düşük, sanayi yönünden ve sosyal yönden geride kalmış, yatırım pek fazla yapılamamıştır.
İzmir ise, her türlü sosyal ve eğitim şartlarını, insanlara kolayca sunan ve eğitim yönünden ilerlemiş bir ildir. Oradaki insanlar, otobüse binerken dahi, refleksleşmiş bir şekilde sıraya giriyor, kimse kimsenin önüne geçmiyor. Özelikle ulaşım yönünden halk, kolay ve ekonomik bir şekilde isteği yere gidebiliyor.
Fakat aylardır, İzmir'de farkına vardığım bir eksiklik olduğunu hissediyorum.
Bu şehirde ruh yok!
Toplu taşıma araçlarına bindiğinizde bunu çok iyi fark edebilirsiniz. Sabah olunca, bir önceki günün yorgunluğunu atamamış gözler, işe giderken yumuk, akşam olunca, yorgunluğuna yorgunluk eklenen yüz ifadeleri donuk bir şekilde karşılaşıyorsunuz. Bunun yanı sıra her bölgeden ve şehirden insanların göç ettiği bu büyük şehirde, insanların birbirlerine olan güveni de çok düşük. Birbirlerine selam vermeye korkar durumda olduklarını görebiliyorum.
Oysaki Kilis'te, selam vermeden yolda yürüyemezsiniz. Dolmuşa bindiğiniz, dolmuş şoförü dahi sizi istediğiniz yere götürürken, yolda "Selamun aleyküm Hüseyin dayı! Hayırlı işler Mustafa amca!" diyerek, yol alır. Çünkü herkes birbirini tanıyor.
Herkes birbirini tanıdığından dolayı kimse kimseye yardım etmekten korkmaz.
Bu durumda insanları otomatik olarak sosyalleştirir.
Kendine ait mutfağı ve zengin yemek çeşitleriyle, bir medeniyeti yansıtır.
Belki de bu sebeptendir ki, tanıştığım insanlar Kilisli olduğumu duyunca, hemen mutfaktan bahsediyorlar.
Bu farklar her iki şehir için de bir dezavantaj değildir. Anadolu'nun her yerinde farklılıklar olduğu ve bu farklılıklar, her ne olursa olsun, insanların zamanla bu duruma adapte olduklarını dile getirmek istedim.
Ben bir Kilisli olarak, İzmir'de kendimi hiç yabancı hissetmedim.
Şimdi bu tümevarımla, çemberi biraz daha açar isek, Edirne'deki bir insanda Elazığ'a geldiğinde kendini yabancı hissetmeyecektir. Yahut Antalya'daki biri, Sinop'a gittiğinde?
Örf ve adetler her ne kadar bölgesel farklılıklar gösterse de, kültürde bir olan Anadolu'nun, her bir bölgesinde hissettiğimiz, milli ve manevi değerler bir olduğu sürece, Türkiye toprakları üzerinde bize gurbet yok.
Selam olsun Anadolu'nun her bir köşesine!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Behiye Alioğlu / diğer yazıları
- Egoist miyiz? / 04.07.2019
- Çok komik / 18.01.2019
- Kilis'ten İzmir'e bir tümevarım / 25.05.2017
- Mekanikleşen kadın / 10.03.2017
- Her çocuk bizimdir / 22.02.2017
- İçindeki mutlu dünyanı keşfet! / 23.11.2016
- Gitmek mi zor kalmak mı? / 25.09.2016
- İlmin amacı / 23.08.2016
- Annenin görevi nedir? / 06.08.2016
- Yaklaşan kamp heyecanı / 28.06.2016
- Çok komik / 18.01.2019
- Kilis'ten İzmir'e bir tümevarım / 25.05.2017
- Mekanikleşen kadın / 10.03.2017
- Her çocuk bizimdir / 22.02.2017
- İçindeki mutlu dünyanı keşfet! / 23.11.2016
- Gitmek mi zor kalmak mı? / 25.09.2016
- İlmin amacı / 23.08.2016
- Annenin görevi nedir? / 06.08.2016
- Yaklaşan kamp heyecanı / 28.06.2016