Yüz yıllardan beri Anadolu coğrafyasını kanı ve göz yaşı ile yoğurmuş olan bu aziz millet; "Rabbim Allah, dinim İslam, Kitabım Kur'an, peygamberim Muhammed aleyhisselam ve kıblem Kabe-i Şerif" ikrarı üzerine yaşadı, bu ikrar üzere mücadele etti, bu ikrar üzere gerektiğinde şehit oldu-şehit verdi.Derdini, elemini, kederini ve üzüntüsünü dile getirirken de, sevincini, toyunu, düğününü yaşarken de bu ikrarından asla taviz vermedi, asla sapmadı.Zaman zaman önüne çıkan-çıkarılan dağ gibi dertleri-davaları bu ikrarından sapmadan çözdü-halletti.Müslüman Türk milletinin bu ikrarı ve istikrarı yakın zamana kadar, yani "Ankara'nın şerrinden Brüksel'in şefaatine sığındık" diyen bir kadronun iş başına geçmesine kadar devam etti.Yüce İslam'ın bütün kutsal kavramlarını kullanarak milletini oyunu alanlar kıblelerini Brüksel'e çevirdiler, birikmiş olan meseleleri Brüksel'in şefaati ile çözecekleri vehmine kapıldılar.Halbuki söz konusu Brüksel; doksan yıl evvel başımıza çullanıp işimizi bitiremeyen, bizi Anadolu coğrafyasından söküp atamayan haçlı dünyasının sadece "B" planından ibaretti. Bizi cephede yenemeyen, topraklarımıza çöreklenemeyen, birbirimize düşüremeyen ezeli düşmanların kin ve nefretlerinin sadece maskelenmiş halinden ibaret idi.Bu çilekeş milletin dini inançlarını istismar ederek oy toplayan ve iktidar olan mevcut iktidar, altı yıl içinde memleketi hallaç pamuğuna çevirdi. Brüksel ve Washington mahreçli yönlendirmelerle, plan ve programlarla ülkenin altını üstüne getirdi, içini dışına çıkardı.Bizim Misak-ı Milli sınırlarımızı tanımayan Washington'dan da, daha doksan yıl evvel Ankara'ya kadar gelip on binlerce ecdadımız şehit eden, dağlarımıza haç diken Avrupalılardan da bu millete, bu devlete bir menfaat, bir şefaat olmayacağı aşikardı. Bunlardan şefaat beklemek eşyanın tabiatına da, hakikatine de aykırı idi.Bu gerçeği en çabuk kavraması gereken de bu gün ki Brükselci kadrolardı.Yazık ki, yazıklar ki, kıblesini Brüksel'e çeviren, okyanus ötesinden gelecek emirlere amade olan diyalog zebunu yöneticiler; haçlı dünyasının pis nefesini memlekete pompalaya pompalaya uçurumun başına kadar getirdiler.Milletimizin acilen bu oyunu fark edip bu kadroyu her çeşit yönetimden uzaklaştırması gerekmektedir.Aklını, firasetini ve basiretini kullanarak kıblesini şaşırmış bu kadroları yönetimden uzaklaştırırsa milletimiz hem kendini, hem memleketi hem de felakete doğru dolu-dizgin giden bu yöneticileri kurtarmış olacak.Aksi herkes için bir felaket olacaktır Allah korusun.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025