Genelde İslam coğrafyasında özelde ise Anadolu coğrafyasında uzun zamandan beri, güzel sesler ve etkileyici enstrümanlar eşliğinde kitlelere yapılan baş tavsiye budur; "kapat gözlerini kimse görmesin".
Bu tavsiye öylesine ustaca, öylesine sinsice yapılmaktadır ki, kitleler bu tavsiye cümlesini tahlil etme, anlamı üzerinde düşünme ihtiyacı bile duymamaktadır.
Bu tavsiyeye uyarak gözlerini kapatan kitleler, gözlerini kapatan milletler acaba kendilerini mi görme nimetinden mahrum etmektedirler yoksa başkalarının görme menzilinden mi çıkmaktadırlar?
Gözlerini kapatanlar, kendilerinin orta yerde cascavlak görülmekte olduklarını bile görmekten mahrum olduklarının farkında değillerdir.
"Kapat gözlerini kimse görmesin" tavsiyeleri ne yazık ki her geçen gün biraz daha geniş kitleler tarafından hayat felsefesi olarak benimsenmekte, her geçen gün bu felsefenin tavsiye edicileri çoğalmaktadır.
İçinde yaşadığınız ülkenin kaynakları ayaklarınızın altından bir şekilde, çeşitli alavere-dalaverelerle kaydırılıyor mu?
"Kapat gözlerini kimse görmesin".
İçinde yaşadığınız ülkenin kurum ve kuruluşları, altın yumurtlayan tavukları yok pahasına acımadan kıtır kıtır kesiliyor ve de kestiriliyor mu?
"Kapat gözlerini kimse görmesin".
Ecdadınızın bin bir emekle, canını dişine takarak oluşturduğu, kurup işletmeye açtığı fabrikalar, özelleştirme adı altında birilerine peşkeş çekiliyor ve hayattan elleri-ayakları çektiriliyor mu?
"Kapat gözlerini kimse görmesin".
"Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana" dizesiyle özetleyebileceğimiz getirildiğimiz uçurumun başında bile, yerden mantar biter gibi her tarafımızdan "kapat gözlerini kimse görmesin" tavsiyecilerinin çoğalması elbette tesadüf değildir.
Yerel seçimlerin yaklaşmakta olduğu şu günlerde, sürekli önümüze sürülen, elimize tutuşturulan 'elma şekerleri' yalayarak susmamızı öğütler yuvarlanan kartopu gibi büyümeleri, çoğalmaları bir rastlantı olabilir mi?
"Kapat gözlerini kimse görmesin" tavsiyeleri ve tavsiyecileri günden güne artmaktadır.
Duble yollara bakın ama yeşil alanlara dikilen gökdelenleri görmeyin.
Köprülere bakın, viyadükleri hayran hayran seyredin ama satılan şeker fabrikalarını dilinize dolamayın.
Dünya mutfağının ürettiği tatlı çeşitlerini afiyetle yiyin ama Orhangazi'deki tarım arazilerinin bir Amerikan firmasına şeker şurubu üretmesi için açılmasını hatırlamayın ve hatırlatmayın.
Yaratan bu iki gözü gerçekleri görmemiz için bahşetmedi mi?
Hangi hakla ve kimin hatırı için gözleri kapatmak ve ne zamana kadar?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025