Can güvenliği anayasamız ile teminat altına alınmasına rağmen uygulamada durum hiç de iç açıcı değil.Soma Maden Ocağında gece vardiyasında çalışan işçinin söyledikleri, insan hayatının nasıl hiçe sayıldığını açıkça gösteriyor. Tarama ekibinde çalışan Turgut Sidal ocağı anlatıyor:"İnanılmaz bir sıcaklık vardı. Özellikle 28 Nisan'da sıcaklıktan nefes alamadık, hiç çalışmadan sırılsıklam oluyorduk. Metan gazı fazlalığından bacaklarımızın takati kesiliyordu. Ocakta sıkıntı çok. Sığınma cepleri yok. Nefeslikler kullanılmaz durumda, bir insanın geçemeyeceği kadar dar. Havanın oradan geçip de tahliye olması çok zor. Tahkimat diye bir şey yok, sadece üretim var.K panosu metan gazı çıkışından dolayı kapanmıştı. Daha önce gazdan sebep kapatılan H panosu tekrar açıldı. Yani bütün panolarda birikmiş gaz vardı. Şu anda patlamayı tetikleyen A panoları da birkaç ay önce gazdan dolayı kapatılmıştı.Olaydan bir gece önce gece vardiyasında anormal sıcaklık vardı. Pano amirine de söyledik. 'Biraz daha kısa çalışın erken çıkın' dedi.S3 bölgesindeki ağaç sarmanın sıcaktan yandığı mühendise söylendiği halde pano kapatılmadı üretim devam etti.S panosunun olduğu yerde normalde iki çıkış vardı biri hava çıkışı, diğeri temiz hava girişi. Şirket temiz hava girişini kapatıp tam mekanize ayak yaptı, üretim yapmak için. Eğer bu yapılmasaydı bunca ölüm olmazdı. Şirkette tek kural, 'üretim durmasın.'Söyleyip uyardığımız zaman, bize söylenen ise; 'işine bak!' Ocak müdürü, bu olaylarla ilgili on beş günde bir tatbikat yapıldığını söyledi. Üç yıldır orda çalışıyorum hiç tatbikat görmedim."Bütün bu iddialar muhakkak incelenip olayda ihmali olanlar cezalandırılacak. Ama bu kayıpları geri getirmeyecek, öyleyse olayları bu noktaya taşıyan nedenlere bakıp gerçekleri görelim. Görelim ki olayda parmağı olanlardan biri de biz isek, başka elim hadiseler gerçekleşmeden gerekli düzeltmeleri yapalım.Bizimle ne ilgisi var?Var mı bakalım?Bu memleketteki en önemli problem ne?Niye güvenlik önlemleri hep son sırada, göstermelik, durumu kurtaracak kadar?Hayatın merkezinde insan değil para denilen kâğıt parçası var da ondan. Ve hayatın merkezine konan para kendisine yüklenen mana ile ters orantılı olarak maalesef oldukça kıt ya da bazı ellerde toplanmış durumda.Özelleştirmeler vatandaşın üstündeki devlet korumasını kollamasını nerdeyse tamamen ortadan kaldırıyor. Özel sektörün ayakta kalıp yatırımının karşılığını alabilmesi için tek kural "üretim devam etmeli." Vatandaşın cebinde para yok ki kendini kollasın. İş yok işsiz kalınca çoluğa çocuğa sahip çıkacak kadar para yok. Görüyor, ocak ısınıyor anormal bir hal var, ama "Bu şartlarda çalışılamaz işi bırakıyorum " deme lüksü yok, sırada bekleyen bir sürü işsiz var.Peki, maaşı ne kadar?İş güvenliği sınıf sıralamasında "yüksek tehlikeli" iş olarak geçen "maden" işinde yüksek risk almanın bir aylık karşılığı ne?!1200-1300 bilemedin 1500 TL? El insaf?Bu işçinin bir kenara yatırım yapmış olma ihtimali var mı!İşte ekonomik gücü olmayan özel sektöre terk edilmiş insanımız, denetimlerin kâğıt üstünde yapıldığı bir anlayışla, bu kadar çaresiz ve bu kadar sahipsiz.Hayatın merkezinde "para"nın olduğu bu anlayış terk edilmeden felaketleri önlemek mümkün değil.Şeyh Edebali'nin öz ve ezcümle olarak söylediği gibi: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!"Şimdi gelelim bize? Eee ne yapalım sistem böyle..Bu ekonomik sistemin birkaç (bin) insanı zengin etmek dışında kime ne hayrı dokunmuş?Öyle şeyler konuşuluyor ki; bu çok tehlikeli işte çalışanlara dayatıldığı söylenen. İşi kaybetmemek için mitinge katılmaları gerektiği gibi?Bakın sadece parasızlık değil, eğer doğruysa insan haysiyetini ayaklar altına alan bir çaresizlik yaşanıyor. Öğretilmiş çaresizlik?Hiç kimsenin bu millete bunu yapmaya hakkı yok.Kim yapıyor bunu maalesef, biz yapıyoruz. Bir ışık var dünyayı aydınlatan, biz içi AK dışı KARA perdeler çekiyoruz dünyamıza. Herkesin payı var Soma'da?Prof. Dr. Haydar Baş'ın dünya dengelerini değiştiren eşsiz eseri; Milli Ekonomi Modeli der ki; madenlerimiz devlet-millet ortaklığı ile işletilecek, millet madenlerin gelirine ortak olacak ama devletin vatandaşını kollayan kanatları altında. Hem millet hem devlet kazanacak?Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli'nde der ki; asgari ücret 4 bin TL olacak, yüksek risk taşıyan maden ocaklarında ise 5 bin TL?Yani her T.C. vatandaşı haysiyeti ile onurlu bir yaşam sürecek. Yani tabelalardan ve gönüllerden silinmeye çalışılan T.C. vatandaşı olmak bir ayrıcalık ve seçilmişlik olacak?Projeler böyle devam ederken hâlâ şunu diyenler varsa; "neyle yapılacak?" Milli Ekonomi Modeli'nde en güzel şekilde açıklanan "senyoraj geliri" ile. Yani devlet yıllardır kullanmadığı para basma hakkını kullanacak. Ne için birkaç insanı zengin etmek için değil adil bir dağılımla milletinin ihtiyaçlarını görmek için.Bakın ocakta can veren kardeşlerimiz arasında bir sürü çiftçi var. Niye? Ürünleri para etmediği için, bazılarının iddia ettiği gibi tembel değil çok çalışkan oldukları için? Çoluk çocuğunun karnını çiftçilikten doyuramadıkları için?Peki, eğer BTP projesi olan MEM'in sandıkta önünü açsa idik ne olacaktı?Çiftçi mamulünü toprağa atmadan avansını alacak ve ürünü devletin garantisi altında olacaktı.Atatürk'ün söylediği gibi, çiftçi milletin efendisi olacaktı.Hal böyle, bir nevi ektiğimizi biçiyoruz. Çözümsüzlük ekenin hasatı huzur olur mu?Bakın Rusya MEM'i uygulayarak dünyanın süper gücü oldu. Biz ise iki yüz sene öncesinin İngiltere'sini bize emsal gösteren bir iktidar ile Soma'yı konuşuyoruz, acıyı yaşıyoruz.Hani kömürden kapkara olmuş üstü başı ile maden ocağından sağ kurtulan temiz yürekli kardeşim: "ayakkabılarımı çıkarayım sedye kirlenmesin" dedi ya?Can pazarından sağ çıkanın haline bakın. Bugüne kadar hizmet görmemiş, kendisi için tahsis edilmiş bir şey olmamış bilmiyor ki o sedye ona hizmetle şereflenecek? İşte güzel kardeşim eğer BTP zihniyetini tercih edersen, para; zamanının büyük âlimlerinden Hayri Baba'nın söylediği gibi kalbe değil cebe girecek ve ihtiyaç olduğunda kullanılacak sana hizmet edecek?Ya da tercihinde ısrar edersen uğruna daha çok canlar verilecek?Her zaman söylediğimiz gibi tercih senin?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Seçil Mumcuoğlu / diğer yazıları
- Kurban Bayramı notları / 18.06.2024
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu ve Çanakkale Destanı… / 29.08.2023
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu / 21.07.2023
- Özlemle / 14.04.2023
- Asgari ücret müjde mi, hayal kırıklığı mı? / 26.12.2022
- Kader / 18.10.2022
- Şaka değil, kapıdaki açlık / 25.07.2022
- Allah’ım afetsiz ver / 11.07.2022
- Haydar Baş Üniversitesi -II- / 23.04.2022
- Haydar Baş üniversitesi / 14.04.2022
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu ve Çanakkale Destanı… / 29.08.2023
- Hüseyin Baş ile adım adım Anadolu / 21.07.2023
- Özlemle / 14.04.2023
- Asgari ücret müjde mi, hayal kırıklığı mı? / 26.12.2022
- Kader / 18.10.2022
- Şaka değil, kapıdaki açlık / 25.07.2022
- Allah’ım afetsiz ver / 11.07.2022
- Haydar Baş Üniversitesi -II- / 23.04.2022
- Haydar Baş üniversitesi / 14.04.2022