Varlık içerisinde insanın önemli bir konumu ve yeri vardır. İnsan bu makamın değerini bildiği ve bu doğrultuda yaşadığı zaman kemale doğru ilerler. İnsan mahlûkat içerisinde çift boyutlu bir varlıktır. Bu iki boyut nefis ve akıldan ibarettir. Bu iki boyuta manevi ve maddi boyutta denilebilir. İnsan bu iki özellikten terkip olan bir varlıktır. İnsandaki bu iki cihet ve yön birbirlerine tezat ve düşmandırlar. Nefsin isteklerini manevi boyut kabullenmez ve reddeder, manevi boyutun isteklerini ise maddi boyut reddeder. Dolayısıyla bu iki boyut birbirlerine karşı mücadele içerisindedirler ve birbirlerine karşı savaşım vermektedirler. Bu mücadele ve savaşımda ölüm ile son bulur ve noktalanır.
Cihadı-ı ekber de insanın başarılı olabilmesi için ilim faktörüne çok önem vermesi ve ondan faydalanması gereklidir. İslam dininin konularının tamamının kökünde ilim yatar. İlahi kavramlara göre ilim çok önemlidir ve şarttır. İlim hakkında İslam kaynaklarında Müslümanlara ışık tutan birçok nurlu kelamların yanı sıra dört tane önemli ve meşhur hadis vardır. Bu hadis-i şeriflerin her birinin ayrı ayrı tahlilleri vardır. Hadisler şunlardan ibarettir: Birinci hadis: Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor;“İlim talep etmek bütün Müslüman erkek ve kadınlara farzdır.”
İkinci hadis: Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor; “İlim Çin’de bile olsa gidin onu alın.”
Üçüncü hadis: Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor; “Beşikten mezara kadar ilim öğrenin.”
Dördüncü hadis: İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor; “İlim ve hikmet müminin yitik malıdır, onu nerede bulsa olmalıdır.”
Birinci hadisi şerifte iki önemli nokta vardır. Birinci nokta şundan ibarettir; Bu hadis umumu kapsayan bir kavramdır. Zira ilmin bütün Müslümanlara farz olduğu buyrulmuştur. İslam dininde bazı farz hükümler vardır ki, bunlar erkeklere farzdır ama kadınlara farz değildir. Veya kadınlara farzdır ama erkeklere farz değildir. Örneğin, cihat etmek erkeklere farzdır ama kadınlara farz değildir. Ama ilim öğrenme konusunda İslam dini böyle bir ayrım yapmamış ve ilim öğrenmenin bütün erkek ve kadınlara farz olduğunu vurgulamıştır. İkinci önemli nokta ise, hadiste bulunan farz kelimesidir. Her Müslüman’ın namaz kılması, oruç tutması, hacca gitmesi... farz olduğu gibi ilim öğrenmesi de farzdır. Hatta ilim bunlardan da önemlidir. Zira ilim bütün dini kavramların ve ibadetlerin kökünde olmalıdır. Ayrıca bu ibadetler ilim ile mana ve mefhum kazanır.
İkinci hadiste, ilmi beşikten mezara kadar talep ediniz emri verilmiştir. Bu hadisi şerifte de zaman mesajı vardır. İslam dininde birçok farz hükümler zamanlı farzdır. Örneğin, hac, namaz, oruç vs. ibadetlerin belirli bir zamanı vardır. Bu farzları zamanı gelmeden önce yapmak doğru değildir. Akşam namazının vakti girmeden akşam namazını kılmak batıldır. Mübarek Ramazan ayı gelmeden Ramazan ayı orucunu tutmak batıldır. Ama ilim konusunda böyle belirli bir zaman kavramı yoktur. İşte bunun için her zamanda ilim öğrenmek farzdır.
Üçüncü hadiste ise, Çin de bile olsa ilim arayınız emri verilmiştir. Hadiste Çin kelimesinin geçmesinin iki nedeni olabilir. Birinci neden: Hicaz bölgesine uzak olan devletlerden birisi Çin devletidir. Yani ilim o uzak diyarlarda bile olsa yılmayın, gidin onu alın. İkinci neden: Daha o günden Çin devletinde pozitif ilimlerin emareleri vardı. Hz. Peygamber (s.a.a) o pozitif ilimleri dahi gidin alın buyurmuş olabilir.
Dördüncü hadiste, hikmetin müminin yitik malı olduğu vurgulanmıştır. Değerli bir eşyasını veya cüzdanını kaybeden birisi, kaybettiği şeyi bir münafığın veya bir kâfirin elinde gördüğünde gidip onu ister. İlimde kaybedilen değerli eşyalar gibidir. Müslüman bu cevheri bulduğu zaman gidip onu öğrenmelidir.
Cihadı-ı ekber de insanın başarılı olabilmesi için ilim faktörüne çok önem vermesi ve ondan faydalanması gereklidir. İslam dininin konularının tamamının kökünde ilim yatar. İlahi kavramlara göre ilim çok önemlidir ve şarttır. İlim hakkında İslam kaynaklarında Müslümanlara ışık tutan birçok nurlu kelamların yanı sıra dört tane önemli ve meşhur hadis vardır. Bu hadis-i şeriflerin her birinin ayrı ayrı tahlilleri vardır. Hadisler şunlardan ibarettir: Birinci hadis: Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor;“İlim talep etmek bütün Müslüman erkek ve kadınlara farzdır.”
İkinci hadis: Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor; “İlim Çin’de bile olsa gidin onu alın.”
Üçüncü hadis: Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor; “Beşikten mezara kadar ilim öğrenin.”
Dördüncü hadis: İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor; “İlim ve hikmet müminin yitik malıdır, onu nerede bulsa olmalıdır.”
Birinci hadisi şerifte iki önemli nokta vardır. Birinci nokta şundan ibarettir; Bu hadis umumu kapsayan bir kavramdır. Zira ilmin bütün Müslümanlara farz olduğu buyrulmuştur. İslam dininde bazı farz hükümler vardır ki, bunlar erkeklere farzdır ama kadınlara farz değildir. Veya kadınlara farzdır ama erkeklere farz değildir. Örneğin, cihat etmek erkeklere farzdır ama kadınlara farz değildir. Ama ilim öğrenme konusunda İslam dini böyle bir ayrım yapmamış ve ilim öğrenmenin bütün erkek ve kadınlara farz olduğunu vurgulamıştır. İkinci önemli nokta ise, hadiste bulunan farz kelimesidir. Her Müslüman’ın namaz kılması, oruç tutması, hacca gitmesi... farz olduğu gibi ilim öğrenmesi de farzdır. Hatta ilim bunlardan da önemlidir. Zira ilim bütün dini kavramların ve ibadetlerin kökünde olmalıdır. Ayrıca bu ibadetler ilim ile mana ve mefhum kazanır.
İkinci hadiste, ilmi beşikten mezara kadar talep ediniz emri verilmiştir. Bu hadisi şerifte de zaman mesajı vardır. İslam dininde birçok farz hükümler zamanlı farzdır. Örneğin, hac, namaz, oruç vs. ibadetlerin belirli bir zamanı vardır. Bu farzları zamanı gelmeden önce yapmak doğru değildir. Akşam namazının vakti girmeden akşam namazını kılmak batıldır. Mübarek Ramazan ayı gelmeden Ramazan ayı orucunu tutmak batıldır. Ama ilim konusunda böyle belirli bir zaman kavramı yoktur. İşte bunun için her zamanda ilim öğrenmek farzdır.
Üçüncü hadiste ise, Çin de bile olsa ilim arayınız emri verilmiştir. Hadiste Çin kelimesinin geçmesinin iki nedeni olabilir. Birinci neden: Hicaz bölgesine uzak olan devletlerden birisi Çin devletidir. Yani ilim o uzak diyarlarda bile olsa yılmayın, gidin onu alın. İkinci neden: Daha o günden Çin devletinde pozitif ilimlerin emareleri vardı. Hz. Peygamber (s.a.a) o pozitif ilimleri dahi gidin alın buyurmuş olabilir.
Dördüncü hadiste, hikmetin müminin yitik malı olduğu vurgulanmıştır. Değerli bir eşyasını veya cüzdanını kaybeden birisi, kaybettiği şeyi bir münafığın veya bir kâfirin elinde gördüğünde gidip onu ister. İlimde kaybedilen değerli eşyalar gibidir. Müslüman bu cevheri bulduğu zaman gidip onu öğrenmelidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mehdi Aksu / diğer yazıları
- Eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır? / 03.12.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012



























































































