Kuran'da ve Hadislerde haber verilen ahir zaman alametleri tabiri caizse hayatın her alanında, 'geldik, buradayız' diye haykırıyor.
Her zaman sabrı tavsiye eden ve 'acele etmek şeytandandır' ifadesiyle akıl ve istişarenin önemini vurgulayan Peygamberimiz (s.a.a.v) 'salih ameller' için acele edin, acele edin' diye emrediyor.
"Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü'min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü'min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar."(Müslim, Îmân 186. Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3)
Nedir salih amel?
Allah'ın rızası olan her şey…
Allah'ın rıza için kul hakkında beri olmak ve helalleşmek salih iş ve amellerin anahtarı olsa gerek! (En doğruyu Allah bilir)
Malumunuz Peygamberimiz, ömrünün son demlerinde bütün Müslümanları çağırarak helalleşmiştir.
Bende bu sünneti yerine getirmek, Yüce Allah'ın kapısına varmak, rızasını talep etmek için Allah'tan (c.c) af, Hz. Ebu Talip'ten özür diliyor ve Allah rızası için hakkını helal etmesini istiyorum.
Çünkü o tanımamışım ve maalesef O'nun, imanına iftira atanların iftiralarına bilmeden ortak olmuşum.
Peygamberimizin hayatını okumaya ortaokul yıllarında başladım. Peygamberimizin hayatında en çok yer tutan isimlerden birisi de Ebu Talib. Hz. Muhammed (s.a.a.v) için yapmadığı hiçbir fedakarlık yok.
O Ebu Talib ki, hayatı boyunca Peygamberimize hiçbir tehdide boyun eğmeden hamilik yapmış.
O Ebu Talib ki, Peygamberimizin, 'annemden sonraki annem' dediği Fıtıma binti Esed annemizin kocası.
O Ebu Talib ki, Allah'ın emri ve Peygamberimizin tebliği ile velayet ve hilafetin başı ve de hidayet kapısı olan Hz. Ali'nin babası.
O Ebu Talib ki, şehitlerin iki efendisinden biri olan Hz. Cafer'in de babası. Hz. Hamza'nın abisi.
Böylesi büyük bir insan için bir çok kitapta, 'iman etmedi' diye yazıyor, ayetler ve hadiseler örnek gösteriliyordu.
Vicdanıma ağır gelse de ortaya konan deliller karşısında susmaktan başka yol kalmıyordu.
Allah, ondan razı olsun. Yüz yılların fitnesini durduran, bitiren, bizleri bu fitneden çıkaran, kurtaran ve vicdanlarımıza huzur katan yine Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocam oldu.
Şimdi hem Haydar Baş Hocamdan hem de onun açtığı kapıdan ilerleyerek Ebu Talib hakkında yazılan kitaplardan öğrendiklerimi, anladıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ebu Talib'e neden bu iftira atıldı?
Ebu Talib Hazretlerine atılan iftiranın iki boyutu vardı. Birisi siyasi, diğeri itikadı. Siyasi ayağında Sakife anlayışı ve bu anlayışın, Emevilerce saltanata dönüşmesi.
İtikadı ayağında ise Ehl-i Beyt'in seçilmişliği ve özellikle İngiliz menşeli tarikatların bu seçilmişliğe karşı oluşturdukları fitne ve de küfür mantığı, diyebiliriz.
Şimdi Sünni, diye geçinen ama Hz. Peygamberin sünneti ile alakası olmayan bu mantığı, Hz. Ebu Talib hakkında kendilerince tevil edip, delil, diye ortaya koydukları ayet ve hadisleri inceleyelim;
1- Bu kitaplarda, Peygamberimiz, amcasının iman etmesi için çok dua ettiği ve Allah-u Teala'nın da, "Sen, sevdiklerini hidayete erdiremezsin." (Kasas 56) ayetini, Peygamberimizi uyarmak için indirdiğini iddia ediliyor.
2- Bir başka örnek ise Peygamberimize, "Ebu Talip'e bir yararın dokundu mu? Çünkü o, seni koruyor ve inanmayanlarla mücadele ediyordu" diye, sormuşlar.
Peygamberimiz; "Evet, dokundu. O, şimdi cehennemde topuklarına kadar ateşten bir çukurun içindedir. Şefaatim olmasa, cehennemin en derin çukurunda olurdu" demiş (!)
3- Bir başka iddia ise Peygamberimizin, ölüm döşeğindeki Ebu Talib'e, "Lailahe illallah de, Allah'ın yanında sana tanıklık yapayım" demesi ve orada bulunan Ebu Cehil ile Ebu Ümeyye oğlu Abdullah'ın, "Abdülmüttalib'in dinine yüz mü çevireceksin?" diye, Ebu Talib'e baskı yapmaları ve Ebu Talib'in, "Ben, Abdulmuttalip'in dini üzerineyim" demesi.
Bunun üzerine Peygamberimiz, "Allah'a and olsun ki senin için Allah'tan af dilemeyeceğim" demiş (!) ve tam bu sırada Ebu Talip ile ilgili şu ayet inmiş (!) "Cehennem ehli oldukları belli olduktan sonra akraba dahi olsalar Allah'a şirk koşanlar için af dilemek ne Peygamber'e, ne de inananlara yaraşır." (Tövbe 113) iddiası.
Aynı konuda Ebu Talip son nefesini vermek üzereyken yanında kardeşi Abbas, yatağının başucunda, Peygamberimiz ise ayakucunda duruyordu. (Abbas henüz iman etmemişti.)
Peygamberimiz, amcasının iman etmeden gideceği endişesiyle çok üzgün bir haldeydi.
Tam o sırada Ebu Talip vefat etti ve Abbas, 'Ey Muhammed, amcan şahadet getirdi' dedi. Peygamberimiz, "ben, duymadım" buyurdu.
Sünni alimlerin, 'Abbas henüz Müslüman olmadığı için haliyle şahitliği kabul edilemez. Artı Ebu Talip şahadet getirseydi, Peygamberimiz illa ki duyardı', diye vahiyden, akıldan, mantıktan uzak fitnelerdir. Ama dediğim gibi yüz yıllardır bu fitneleri okuduk, dinledik.
(Devam edecek…)
- Türkiye’ye ‘Escobar sistemi’ kurmuşlar / 21.04.2025
- ‘Erdoğan Amca adım Danya Ebu Muhsin’ / 20.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -2- / 14.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -1- / 13.04.2025