Batılı temsil eden ve güçlü görünen kalabalıkların karşısında her zaman hak davayı temsil eden ve savunan insanlar vardı. Bu insanlar gerektiğinde canını ve malını feda etmekten imtina etmediler.
Hak davayı temsil edenler azınlık olmalarına rağmen her zaman galip gelmeyi başardılar. Onlar tek başlarına kalsalar bile mücadele etmekten ve savaşmaktan asla vazgeçmediler. Gerektiğinde canlarını, mallarını ve makamlarını feda edenler için Allah (c.c.) şunu vaad ediyor; "İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya erenlerin ta kendileridir." (Tevbe, 20).
Tarihte halkına zulmetmekle ün yapmış ve ilahlık iddiasında bulunan yöneticilerden bir tanesi de Firavun'du. Firavun halkına zulmeder, onlarla alay eder, hafife alır ve küçümserdi. Onlar da yoldan sapmış bir topluluk oldukları için Firavun'a itaat ettiler. İtaat etmeyip direnmeleri ve savaşmaları gerekirdi. Böyle yapmayanlarla ilgili Allah şöyle buyuruyor: "Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk." (Zuhruf 54-55).
Şayet itaat etmeyip direnselerdi; Allah ezilenlerin eliyle Firavun'a azap edecek ve O'nu rezil edecekti. Kendilerine de yardım edecek ve gönüllerini ferahlatacaktı. Nefis ve şeytanın yoluna uyup insanca yaşamayı, hür ve bağımsız olmayı seçmedikleri için Allah onlardan intikamını aldı ve hepsini suda boğdu.
Hz. Peygamber (s.a.a) tek başına kalmasına ve kendisine her türlü dünyalık teklif edilmesine rağmen davasından asla vazgeçmedi. "Sol elime Ay'ı sağ elime de Güneş'i verseniz bu davamdan vazgeçmem" dedi ve mücadelesini hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan devam ettirdi.
Üçüncü halifenin seçileceği Şura toplantısında Abdurrahman b. Avf Hz. Ali'ye; kendinden önceki halifelerin yaptığı icraatları kabul etmesi halinde kendisine biat edeceğini ve kendisini halife ilan edeceğinin teklifini getirmişti. Buna karşı Hz. Ali bu teklifi kabul etmeyip, yalnız Kur'an'a ve sünnete uyacağını ifade ederek halifelik teklifini reddetmiştir.
Hz. Hüseyin'e de Yezid'e biat etmesi karşılığında her türlü dünyalık teklif edilmiştir. Kendisi ise canı ve malı pahasına bunu kabul etmemiştir. Bir zalime biat etmektense ailesiyle birlikte şehit olmayı tercih etmiştir. Bu tercihi neticesinde hak ortaya çıkmış ve batıl yok olmuştur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Milli Mücadele döneminde en çok sevdiği askerlik üniformasından vazgeçmişti. Bundan sonra ki bağımsızlık mücadelesini sivil bir vatandaş olarak devam etti. Atatürk bu duruşunu hak davanın temsilcilerinden almıştı. Düşmanın çokluğundan ve kuvvetinden çekinmeyerek tek başına da kalsa mücadelesini yaptı ve sonunda galip geldi. Bu duruş her Müslümanda olması gereken imani bir duruştur.
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Bey de 29 yaşında canıyla, malıyla tek başına kalsa dahi Türkiye Cumhuriyeti Bağımsızlığına kendisini adamıştır. Yolu aydın olsun. Kutlu kaderleri ile kaderimiz bir ve beraber olsun.
- Sadece namaz Cennet’e götürür mü? / 06.10.2023
- Ücreti alınanın ecri olur mu? / 30.09.2023
- ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ ırkçılık mı? / 28.09.2023
- Peygamberimiz kavmini Allah'a şikâyet etti mi? / 22.09.2023
- Cami yaptırmak israf olur mu? / 18.09.2023
- Şikâyet yerine şükretmek / 15.09.2023
- Çoğunluk hak değildir / 11.09.2023
- İslâm'ın ilk emri oku! / 07.09.2023
- Cahillerden olma! / 04.09.2023