Uçağa son çağrı anonsunu beklerken karşı kafedeki televizyonda alt yazıya takıldım; Tarım Bakanlığı et ve süt kurumuna 700 bin ton, 100 bin ton, 400 bin ton, 200 bin ton (hangi kalemler olduğunu unuttum) bakliyat ürünlerinin ithaline tam yetki vermiş.
Beynimde deli fırtınalar, isyanlar koptu. Ben bu fırtınaları tarif etmeyeyim. 12 yıl önce Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu sözlerini aktarayım da, belki utanan olur.
Sayın Baş diyordu ki; "Beni iyi dinleyin. Bunların tarım diye bir derdi, bir projesi ve programı yok. Senin 'oy'unu alacak ve en sonunda seni toprağından edecek. Ürününü satamayacaksın, sonunda aldığın borçları ödeyebilmek için toprağını satacaksın."
Dinledin mi? Hayır. Ya toprağını sattın, ya ürünün elinde kaldı.
Evet, havalandık. Hedef Kars sonra Artvin. Kars'a yaklaştıkça aklıma et ve süt kurumuna verilen ithalat yetkisi aklıma geliyor ve yeniden beyin fırtınaları kopmaya başlıyordu.
Çayırların, meraların üzerinden 800 kilometre hızla geçiyoruz ama çayırlar, meralar bitmiyor. Kars'tan Ardahan'a kara yolculuğu başladı. Her taraf mera. Kimi yerleri buğday, arpa, patates ekili. Ama % 95 boş. Sayılabilecek kadar sayıda hayvanlar otluyor.
Bu topraklara helikopterle buğday, arpa serpsen seneye ürün alırsın ki, buralar hem alan olarak, hem de bereket olarak Konya Ovası, Muş, Malazgirt Ovası, Harran, Trakya, Çukurova gibi tarım alanlarımızla yarışamaz bile.
Ama gel gör ki, arpa ithal ediyoruz, buğday ithal ediyoruz. Peki, bu vahim tablonun, bu akla ziyan tablonun tek sorumlusu iktidar mıdır?
Bence hayır. Belki de en son söz söylenecek olan iktidardır. Sorumlu vatandaştır. Sensin, sen.
Yukarı da Sayın Baş'ın sözlerini aktarmıştım; "Beni iyi dinleyin. Bunların tarım diye bir derdi, bir projesi ve programı yok. Senin 'oy'unu alacak ve en sonunda seni toprağından edecek. Ürününü satamayacaksın, sonunda aldığın borçları ödeyebilmek için toprağını satacaksın."
Sayın Baş bu sözleri söyledikten sonra senin için (tarım kesimi için) ne demişti?
* Tahditler, kotalar kaldırılacak.
* Devlete ait topraklar uzun vadeli, sembolik ücretler karşılığında kiraya verilecek.
* Ürün fiyatları çiftçiler tarafından üretici kooperatif üzerinden belirlenecek, hem devlet desteğini, hem de iç piyasa fiyatını beraber alacak.
* Devlet üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50'sine en az 6 ay evvelinden avans verecek.
* Çiftçiye emeklilik desteği ve doğal afetlere karşı sigorta desteği sağlanacak.
* İthal ürünlere karşılık yerli üreticinin korunması devlet garantisinde olacak.
* Tarım içim gerekli olan finansman elde edilen üretim karşılığı senyoraj geliri ile karşılanacak.
* Devlet tarıma bağlı sanayi üzerine yatırım yapmak isteyen girişimcilere, 'proje mukabili sıfır faizli krediler' ve 'gerekirse geri ödemesi üretim veya ürün' olacak türden kredi verecek.
* Devlet ürünlere pazar garantisi verecek.
* Gübre ve tarım ilaçları konusunda yatırımlar teşvik edilecek.
Prof. Dr. Haydar Baş bu projelerini sana vaat etmedi. SANA TAAHHÜT ETTİ. Dinlemedin. Şimdi toprağın çoraklaşmış, ürünün aileni bile beslemeye yetmiyor veya elinde kalıyor. Yaptığın ortada. Ağla haline ağla?
Beynimde deli fırtınalar, isyanlar koptu. Ben bu fırtınaları tarif etmeyeyim. 12 yıl önce Prof. Dr. Haydar Baş'ın şu sözlerini aktarayım da, belki utanan olur.
Sayın Baş diyordu ki; "Beni iyi dinleyin. Bunların tarım diye bir derdi, bir projesi ve programı yok. Senin 'oy'unu alacak ve en sonunda seni toprağından edecek. Ürününü satamayacaksın, sonunda aldığın borçları ödeyebilmek için toprağını satacaksın."
Dinledin mi? Hayır. Ya toprağını sattın, ya ürünün elinde kaldı.
Evet, havalandık. Hedef Kars sonra Artvin. Kars'a yaklaştıkça aklıma et ve süt kurumuna verilen ithalat yetkisi aklıma geliyor ve yeniden beyin fırtınaları kopmaya başlıyordu.
Çayırların, meraların üzerinden 800 kilometre hızla geçiyoruz ama çayırlar, meralar bitmiyor. Kars'tan Ardahan'a kara yolculuğu başladı. Her taraf mera. Kimi yerleri buğday, arpa, patates ekili. Ama % 95 boş. Sayılabilecek kadar sayıda hayvanlar otluyor.
Bu topraklara helikopterle buğday, arpa serpsen seneye ürün alırsın ki, buralar hem alan olarak, hem de bereket olarak Konya Ovası, Muş, Malazgirt Ovası, Harran, Trakya, Çukurova gibi tarım alanlarımızla yarışamaz bile.
Ama gel gör ki, arpa ithal ediyoruz, buğday ithal ediyoruz. Peki, bu vahim tablonun, bu akla ziyan tablonun tek sorumlusu iktidar mıdır?
Bence hayır. Belki de en son söz söylenecek olan iktidardır. Sorumlu vatandaştır. Sensin, sen.
Yukarı da Sayın Baş'ın sözlerini aktarmıştım; "Beni iyi dinleyin. Bunların tarım diye bir derdi, bir projesi ve programı yok. Senin 'oy'unu alacak ve en sonunda seni toprağından edecek. Ürününü satamayacaksın, sonunda aldığın borçları ödeyebilmek için toprağını satacaksın."
Sayın Baş bu sözleri söyledikten sonra senin için (tarım kesimi için) ne demişti?
* Tahditler, kotalar kaldırılacak.
* Devlete ait topraklar uzun vadeli, sembolik ücretler karşılığında kiraya verilecek.
* Ürün fiyatları çiftçiler tarafından üretici kooperatif üzerinden belirlenecek, hem devlet desteğini, hem de iç piyasa fiyatını beraber alacak.
* Devlet üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50'sine en az 6 ay evvelinden avans verecek.
* Çiftçiye emeklilik desteği ve doğal afetlere karşı sigorta desteği sağlanacak.
* İthal ürünlere karşılık yerli üreticinin korunması devlet garantisinde olacak.
* Tarım içim gerekli olan finansman elde edilen üretim karşılığı senyoraj geliri ile karşılanacak.
* Devlet tarıma bağlı sanayi üzerine yatırım yapmak isteyen girişimcilere, 'proje mukabili sıfır faizli krediler' ve 'gerekirse geri ödemesi üretim veya ürün' olacak türden kredi verecek.
* Devlet ürünlere pazar garantisi verecek.
* Gübre ve tarım ilaçları konusunda yatırımlar teşvik edilecek.
Prof. Dr. Haydar Baş bu projelerini sana vaat etmedi. SANA TAAHHÜT ETTİ. Dinlemedin. Şimdi toprağın çoraklaşmış, ürünün aileni bile beslemeye yetmiyor veya elinde kalıyor. Yaptığın ortada. Ağla haline ağla?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- İktidarın kutsal (!) haç ve Konstantinapol sessizliği / 11.04.2025
- İktidara karşı değilse istediğiniz kadar yürüyebilirsiniz / 10.04.2025
- Papazı nasıl aldık hatırlıyor musun? / 09.04.2025
- Siyasette üçüncü yol şart mı? / 08.04.2025
- Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümünden önce / 07.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İktidara karşı değilse istediğiniz kadar yürüyebilirsiniz / 10.04.2025
- Papazı nasıl aldık hatırlıyor musun? / 09.04.2025
- Siyasette üçüncü yol şart mı? / 08.04.2025
- Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümünden önce / 07.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025