Başbakan Erdoğan, "ABD - İsrail, AB - küresel sermaye" girdabına kendisini sürükleyen "Fethullah Gülen - Abdullah Gül - Cemil Çiçek" Bermuda Şeytan Üçgeni'nden kurtulabilmek için el üstünden, el altından ve bel altından hâsılı görünürde dost, gerçekte düşman iç kabinesinin anlayacağı dilden mücadeleyi tırmandırıyor.Pensilvanya + Erbakan yırtığı etrafına doluşan "çapsız abidin türü danışmanlar", Erdoğan'ın içine düşürüldüğü yalnızlığı 'mükemmel yalnızlık' olarak Erdoğan'a pazarlasalar da, dün onu balon gibi şişirip yere göğe sığdıramayan güçlerin bugün onun nasıl patlatıp yere sermeye çalıştıklarını görüyorlar.Erdoğan, ABD'ye bu kadar hizmette kusur etmediği halde, Yahudi lobilerinden cesaret madalyaları alacak kadar İsrail çıkarlarına sadık kaldığı halde, AB ile Katolik nikahı kıydığı halde, küresel sermayeye EN BABACAN FAİZLERİ ÖDEDİĞİ HALDE ve İslam dünyasını kan gölüne çeviren BOP projesine eş başkanlık yaptığı halde nasıl böyle bir yalnızlığa itildiğini anlamakta güçlük çekiyor. Anlayamadıkça da dün onun sırtını sıvazlayan, kırmızı halılar seren, cesaret madalyaları veren güç odaklarının at değiştirme arayışlarına sebep olarak içerideki Gül - Gülen - Çiçek dayanışmasının göreve hazır davetkârlığının sebep olduğunu düşünüyor. Onun için Gezi olaylarından bu yana dikkatini Taksim'den çok Çankaya'ya çevirmiş durumda. Her ne kadar Pensilvanya çatışmayı üst üste yayınladığı bildirilerle kamuoyu önünde yürütmeye çağırıp mindere davet etse de, Erdoğan savaşı perde gerisinde ve en şiddetli biçimde yürütmeyi seçmiş görünüyor. Pensilvanya'nın bürokrasiye yerleştirdiği kadroları biterken şimdi bir kaç adım öteye giderek bakanlara kadar işin uzandığını görüyor, onun içindir ki Ankara kulislerinde Erdoğan'ın tasfiye operasyonunu bakanlar düzeyinde de sürdüreceği yönünde kulisler dalgalanıyor. Erdoğan'ın ilk hedefi onu dış politikada mükemmel yalnızlığa iten ve Abdullah Gül kontenjanından gelen Ahmet Davutoğlu'nun yerine Abdullah Gül'e rakip olarak sahneye sürdüğü Numan Kurtulmuş'u getirmek olacaktır. İkinci hedefi ise küresel sermayenin babacan kontenjanından gelen afacan bakan Mehmet Şimşek'in yerine has kadrosundan bir akademisyen getirmek olacaktır. Ve üçüncü hedef popülaritesine güvenip denge adamı rolüne soyunan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın yerine kendi alt kadrosundan Naim Şahin'i getirmek olacaktır. Bir kaç sürpriz değişiklikle de bu süreci yakın çevresine hazmettirmeye çalışacağı aşikârdır.Bütün bu taktik hamleler Erdoğan'ı içine düştüğü mükemmel yalnızlıktan kurtarabilir mi?Bu bahse devam edeceğiz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014