İsrail'in başlattığı soykırımın 21. gününde yani geçen hafta Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ittifakı, Filistin mitingi yaptı. Hamas'ı cihatçı, İsrail'i terörist ilan etti.
Cumhuriyet Bayramında, tören geçişini arkasına siyah sancak koydurdu. Komutanlar, kılıçlarını kınından çıkararak tören geçişini izlediler.
Ardından Vahdettin Köşkü'nden donanmamızı izledi. Çokça telefon görüşmeleri yaptı, bir o kadar İsrail'i ve Batı'yı kınayan cümleler kurdu.
Bu sekiz günde başka neler oldu?
İsrail yine hastaneleri vurdu. Yine bölgeden kaçmak isteyen masumları vurdu. Yetinmedi, mülteci kamplarını vurdu. Anaokulunu vurdu. Yetinmedi, ambulansları bile vurdu, vuruyor. Tankları Gazze'ye girdi.
Erdoğan'ın miting yaptığı günlerde 7 binlerde olan can kaybı şimdi on binleri geçti.
Demek ki miting yaparak zulme karşı olunmuyormuş. Zalim korkutulmuyormuş.
İlginç olan ise bu mitingden sonra ülkemiz sokaklarında İsrail aleyhine yürüyüşler neredeyse sıfırlandı.
En baştan beri hükümete, "Filistin'e gidin, İsrail'i yok edin" filan demedik. BTP Lideri Hüseyin Baş'ın tabiriyle, 'miting yapmayın, gereğini yapın' dedik.
O gerekleri BTP Lideri Sayın Baş şöyle özetlemişti:
"İsrail petrolünün yüzde 40'ı Azerbaycan petrolü. Bizim topraklarımızdan geçiyor (İsrail'e gidiyor). İktidar miting yapmaz, iktidar o petrolü keser.
Demir Kubbe, senin topraklarına konuşlandırılmış radar üssünden (Kürecik) aldığı bilgilerle birlikte füzelere kalkan oluşturan bir kubbe. İktidar miting yapmaz; üssü kapatır, icraat yapar.
Gazze'ye bomba yağdıran uçakları kullanan pilotlar, Konya Ovasını eğitim sahası olarak kullanıp eğitim görüyorlar. İktidar miting yapmaz icraat yapar."
Bakın!
Kolombiya, Bolivya ve Şili, İsrail'i soykırım yapmakla suçlayıp, ilişkilerini kesip, elçilerini geri çağırdılar.
Ürdün ve Bahreyn yönetimleri halkın tepkilerine dayanamayarak elçilerini geri çağırdı. Cezayir ve Yemen resmen savaş ilan etti.
Maalesef Erdoğan hükümeti tek bir adım bile atmadı. Tek bir anlaşmayı bile askıya alma cesareti gösteremedi.
Kürecik hakkındaki iddialara hiç girmedi. İncirlik'e hiç yanaşmadı. Miting yaptı ve tabanını rahatlattı.
İsveç araya kaynadı
Ülkemizde Filistin protestoları devam ederken, siyaset, sosyal medyadan mesajlar yağdırırken ve Filistin mitingine çağrılar yapılırken Sayın Erdoğan, PKK'lıları ve FETÖ'cüleri teslim etmeyen, Kuran'ın yakılmasını durdurmayan, 'Türkiye'nin AB'de önünü açın, biz de İsveç'in NATO'da önünü açalım' sözünü unutan Erdoğan, İsveç'in NATO üyeliğine imza atıp, onay için TBMM'ye gönderdi. Yani kendisi razı, top mecliste.
Devlet Bahçeli
Yıl 2000, DSP-ANAP-MHP hükümeti. Milli Savunma Bakanı ise MHP'li Sebahattin Çakmakoğlu.
Bahçeli'nin de ortağı olduğu hükümet, İsrail ile anlaşmalar yapmış. Konu medyaya düşünce MHP'li Milli Savunma Bakanı Sebahattin Çakmakoğlu, "İsrail'le bugüne kadar yapılan 13 anlaşmanın tamamının gizlilik dereceli anlaşmalar olmasından dolayı, TBMM'nin onayına sunulmamıştır, içeriklerini açıklayamam" cevabını vermişti.
İşte o Devlet Bahçeli şimdi "Devletim istesin, milletim destek versin, şartlar da öyle gerektirsin, şayet Gazze'deki çocuklara kol kanat gerçek için yola revan olmazsam namerdim" dedi.
Ardından İsrail'e 24 saat süre verdi. Bahçeli'ye verdiği süre ve sözleri hatırlatılınca, "Bizde geri adım yoktur. 24 saati Amerika'nın saatiyle özdeşleştirip 'Neredeydi 24 saat?' diye soran Amerikan uşakları, Biden saat kaçta dinlenme ofisine gitti?" sözleriyle ilginç bir siyaset mantığı ortaya koydu. Bu arada 340 saat geçti.
Ha! Biden mi? İsrail'e 14 milyar dolarlık yardım paketini onaylattı. Tüm varlığımızla İsrail'in yanındayız, dedi. Ofise onun için geçmiş!
Yeri gelmişken! 04-10-2012 tarihinde Erdoğan hükümetinin meclise getirdiği Suriye'ye askeri müdahale tezkeresi MHP'nin de desteğiyle geçmişti.
10-05-2013. Yer New York. Eski Başbakan Erdoğan, Başkan Obama ile görüşmeden önce NBC televizyon kanalında, "ABD askerlerinin Suriye'ye gönderilmesini destekleyip desteklemeyecekleri" yönündeki soruya; "En başından beri biz evet, derdik" yanıtını verdi.
Tarih 2015. Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Esed'in, Suriye'nin geleceğinde yeri yok, olamaz da."
Aynı yıl İngiliz gazeteleri Independent ve Times'a konuşan AKP'li Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin Suriye sınırını kapatmasının mümkün olmadığını söyledi.
Davutoğlu, IŞİD'in (Irak Şam İslam Devleti) ise Irak Savaşı'nın ve bu ülkenin, ABD tarafından işgalinin ürünü olduğunu belirtti.
Times ise Davutoğlu'nun sözleri ile ilgili olarak birinci sayfasında "Cihatçıları durdurmaya hayır" demiş. Gazetedeki haberin başlığı ise "Türkiye Başbakanı itiraf ediyor: Cihatçıların Suriye'ye gitmelerini durduramayız."
Yapılanlara mı inanıyorsunuz yoksa söylenenlere mi?
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025