Hz. Mevlana’nın Hakk’a yürüdüğü bu günlerde kendisini rahmet ve şükranla anıyoruz. Allah-u Teâlâ, ümmeti, şefaatinden mahrum etmesin.
Hafızamızda “su” her zaman rahmetin simgesi, “ateş” ise azabın simgesi olarak algılanır. Hz. Mevlana der ki; “Su ateşi söndürür. Ama su kaba girince ateş, suyu kaynatır.”
Hz. Muhammed (sav) âlemlere rahmet olarak gönderilmiş, Allah’ın sevgilisi, “sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” ilahi övgüsüne layık olmuş peygamberdir. Ona indirilen Kur’an ve tebliğ ettiği İslam dini kıyamete kadar insanlığın rahmetidir. Bu rahmeti, Hz. Peygamberden sonra Ehl-i Beyt’i hem şahıslarında yaşamış ve hem de insanlığı rahmete çağırmış, rahmete çağıracak erler yetiştirmişlerdir…
Bugün İslam coğrafyası işgal altındadır. Müslümanlar ve Ehl-i Beyt meşalesini yüz yıllarca taşıyan ecdadımız (ki, bağımsızlık için “yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım” mührünü tarihe vurmuş bir ecdat) su misali bir kaba konulmuş ve altında küfrün temsilcisi haçlıların yaktığı ateşle kaynamakta.
Bu küffarın yaktığı ateşe karşı duran ise sadece Prof. Dr. Haydar Baş olmuştur. Sayın Baş ortaya koyduğu “Milli Ekonomi Modeli” ile insanlığın maddi sorunlarını, “Sosyal Devlet-Milli Devlet” projeleri ile sosyal problemlerini “Ehl-i Beyt” külliyatı ve kongreleri ile inanç ve itikat problemlerimizin neden ve niçinleri yanında, çözümü ve çözümün adresini ortaya koymuştur. Yani Allah’ın rahmetine nasıl ulaşıp, insanlığa tekrar nasıl rahmet olacağımızı önümüze getirdi Sayın Baş.
Sayın Baş, Antalya’nın Elmalı İlçesi’nde, Abdal Musa Kültür Merkezi’nde tertip edilen, dört binden fazla gönül ehlinin katıldığı 6. Uluslararası Ehl-i Beyt Sempozyumunda yaptığı konuşmada, hem dünyamıza hem de gönüllerimize hayati mesajlar verdi.
6. Ehl-i Beyt kongresinde Prof. Dr. Haydar Baş’ın verdiği mesajlardan alabildiklerim…
Ey Akın!
* Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; “Ehl-i Beyt Hazreti Nuh’un gemisi gibidir. Kim o gemiye binerse, kurtulur.”
* Ehl-i Beyt, Fahri Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed, İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Hz. Fatıma’dır.
* Ehl-i Beyt denince akla günahsız insanlar gelir.
* Ehl-i Beyt’i nasibi olan anlar. Ehl-i Beyt’i, Muhammed’e sevdalı olan anlar. Efendimiz ashabına “Benden Kur’an ayetleri dışında hiçbir şey yazmayınız” diye buyurdu. Hz. Ali’yi çağırarak, ona da “Benden ne duyduysan yaz” dedi.
* Şia’nın kurucusu olarak adlandırılan İbn-i Sebe adında bir şahıs tarihte yoktur. Ehl-i Beyt düşmanları İbn-i Sebe adı altında İmam Ali ve Onun temiz soyuna saldırmak gayretindedirler…
* İmam Ali’nin Şiaları kimdir? Selmanı Farisi, Ebuzer Gıfari, Mikdat Bin Esved, Ammar Bin Yasir, Halid Bin Said, As Bin Büreyde Estemi, Ebu Ubeyde Bin Kaab, Huzeyme Bin Sabit, Ebu Hüseyme Bin Teyhan, Self Bin Hüreyfe, Osman Bin Huneyf, Ebu Eyyub El Ensari, Cabir Bin Abdullah El Ensari, Huzeyfetül Yeman, Saad Bin Ubade, Kays Bin Saad, Abdullah Bin Abbas, Zeyd Bin Erkam.
* İmam-ı Azam, İmam-ı Cafer’den ders aldı. Ehl-i Beyt yoluyla gelen hadislerle amel etti. Emeviler, ona bu nedenle “sen çok ileri gittin” dediler ve onu Kûfe’ye kadı tayin etmek istediler. İmam kabul etmeyince hapse atıldı. Bir rivayete göre hapishanede şehit düştü, bir başka rivayete göre hapisten çıktıktan sonra...
* Ehl-i Sünnet’i başlatan İmam Azam’dır. Onun Ehl-i Sünnet dediği Ehl-i Beyt’tir.
* İmam-ı Şafii ise “Ehl-i Beyt’i sevmek Rafızilik ise ben de Rafiziyim” diyor.
* Diğer mezhep imamları hakeza öyle. İslam âlemi onun için bir bilek, bir yürektir.
* Günümüzde “onlar Şii diye cihad ilan edenler” ise ya vatanını satmıştır, ya namusunu.
* İslam’ı getireceğiz, diye yola çıkanlar kilise evleri açıyor. Bu nasıl İslam ki, kiliseden çıkmıyor?
* Kilisede olsa olsa papazın mumu olur. İslam’ı getireceğiz, diyenler Türkiye’yi nereye götürdü? Bunu iyi düşünmek lazım.
* 12 imamdan biri olan Musa Kazım’ın torunları Anadolu’ya neler getirdi? Ahmet Yesevi Hazretleri, Hacı Bektâş-ı Veli’yi Anadolu’ya gönderdi. Anadolu’da o zamanlar 35-36 etnik grup vardı. Bunların tamamına yakını Müslüman oldu.
* Hacı Bektâş-ı Veli kilise açmadı, cami açtı! Yahudi’si, Ermeni’si, Keldani’si o zamanlar “Biz Türk’üz” dediler… Tarih böyle bir devrime şahit olmamıştır. Hacı Bektâş-ı Veli, Abdal Musa... Bunlar Türklüğün temellerini atmıştır.
* Türkler bir tek kişinin burnunu kanatmadı. Soykırım iddiaları “Bu Türkler Yahudileri, Ermenileri, Keldanileri –Müslüman Türk yaptı- diye çıkarılmaktadır.
* Vatikan, Anadolu’nun “Türkleşmesinin (Müslümanlaşmasının) formülünü buldu. Bu formülü kendi inançlarına göre dizayn edip Anadolu’yu tekrar Hıristiyan yapmak istiyorlar. Formülün adı; Dinler arası diyalog...
* Türk olmak kolay değil. Türkoğlu Türk olmak hiç kolay değildir.
Prof. Dr. Haydar Baş’tan aldığım söz…
* Ben size söz veriyorum Türkiye’nin hiçbir problemi kalmayacak. Karnınız doyacak, sırtınız giyecek, cebiniz para görecek.
Ben sizi dünyanın en şerefli, en izzetli, en mükemmel bir toplumu, bir milleti haline getireceğim. Türk milletini devletiyle, milletiyle, askeriyle, siviliyle barıştırmaya geliyoruz. Var mısınız? Bir bilek bir yürek olmaya geliyoruz, var mısınız? İhanete değil, hayra hizmete geliyoruz, var mısınız? Satmaya değil, almaya geliyoruz, Var mısınız?”
Varım Hocam… Elhamdülillah…
Not: 10.12.2012 tarihinde yayınlanan yazımızla ilgili olarak Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı’ndan bir düzeltme yazısı aldım. Aynen yayınlıyorum; Sayın Aydın, Almanya Deniz Feneri e.V. isimli kuruluşla ilgili yazınızda, Türkiye Deniz Feneri Derneği’nin kurumsal olarak ismini kullandığınız görülmektedir. Yazınıza konu ettiğiniz, sahte yardım makbuzuna ilişkin iddialar, Almanya Deniz Feneri e.V. ile ilgili olup, iddiaya konu görülmekte olan dava da adı geçen kuruluşla ilgili bir davadır. Türkiye Deniz Feneri Derneği hakkında, söz konusu davanın soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verilmiştir.
Hafızamızda “su” her zaman rahmetin simgesi, “ateş” ise azabın simgesi olarak algılanır. Hz. Mevlana der ki; “Su ateşi söndürür. Ama su kaba girince ateş, suyu kaynatır.”
Hz. Muhammed (sav) âlemlere rahmet olarak gönderilmiş, Allah’ın sevgilisi, “sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” ilahi övgüsüne layık olmuş peygamberdir. Ona indirilen Kur’an ve tebliğ ettiği İslam dini kıyamete kadar insanlığın rahmetidir. Bu rahmeti, Hz. Peygamberden sonra Ehl-i Beyt’i hem şahıslarında yaşamış ve hem de insanlığı rahmete çağırmış, rahmete çağıracak erler yetiştirmişlerdir…
Bugün İslam coğrafyası işgal altındadır. Müslümanlar ve Ehl-i Beyt meşalesini yüz yıllarca taşıyan ecdadımız (ki, bağımsızlık için “yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım” mührünü tarihe vurmuş bir ecdat) su misali bir kaba konulmuş ve altında küfrün temsilcisi haçlıların yaktığı ateşle kaynamakta.
Bu küffarın yaktığı ateşe karşı duran ise sadece Prof. Dr. Haydar Baş olmuştur. Sayın Baş ortaya koyduğu “Milli Ekonomi Modeli” ile insanlığın maddi sorunlarını, “Sosyal Devlet-Milli Devlet” projeleri ile sosyal problemlerini “Ehl-i Beyt” külliyatı ve kongreleri ile inanç ve itikat problemlerimizin neden ve niçinleri yanında, çözümü ve çözümün adresini ortaya koymuştur. Yani Allah’ın rahmetine nasıl ulaşıp, insanlığa tekrar nasıl rahmet olacağımızı önümüze getirdi Sayın Baş.
Sayın Baş, Antalya’nın Elmalı İlçesi’nde, Abdal Musa Kültür Merkezi’nde tertip edilen, dört binden fazla gönül ehlinin katıldığı 6. Uluslararası Ehl-i Beyt Sempozyumunda yaptığı konuşmada, hem dünyamıza hem de gönüllerimize hayati mesajlar verdi.
6. Ehl-i Beyt kongresinde Prof. Dr. Haydar Baş’ın verdiği mesajlardan alabildiklerim…
Ey Akın!
* Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; “Ehl-i Beyt Hazreti Nuh’un gemisi gibidir. Kim o gemiye binerse, kurtulur.”
* Ehl-i Beyt, Fahri Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed, İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Hz. Fatıma’dır.
* Ehl-i Beyt denince akla günahsız insanlar gelir.
* Ehl-i Beyt’i nasibi olan anlar. Ehl-i Beyt’i, Muhammed’e sevdalı olan anlar. Efendimiz ashabına “Benden Kur’an ayetleri dışında hiçbir şey yazmayınız” diye buyurdu. Hz. Ali’yi çağırarak, ona da “Benden ne duyduysan yaz” dedi.
* Şia’nın kurucusu olarak adlandırılan İbn-i Sebe adında bir şahıs tarihte yoktur. Ehl-i Beyt düşmanları İbn-i Sebe adı altında İmam Ali ve Onun temiz soyuna saldırmak gayretindedirler…
* İmam Ali’nin Şiaları kimdir? Selmanı Farisi, Ebuzer Gıfari, Mikdat Bin Esved, Ammar Bin Yasir, Halid Bin Said, As Bin Büreyde Estemi, Ebu Ubeyde Bin Kaab, Huzeyme Bin Sabit, Ebu Hüseyme Bin Teyhan, Self Bin Hüreyfe, Osman Bin Huneyf, Ebu Eyyub El Ensari, Cabir Bin Abdullah El Ensari, Huzeyfetül Yeman, Saad Bin Ubade, Kays Bin Saad, Abdullah Bin Abbas, Zeyd Bin Erkam.
* İmam-ı Azam, İmam-ı Cafer’den ders aldı. Ehl-i Beyt yoluyla gelen hadislerle amel etti. Emeviler, ona bu nedenle “sen çok ileri gittin” dediler ve onu Kûfe’ye kadı tayin etmek istediler. İmam kabul etmeyince hapse atıldı. Bir rivayete göre hapishanede şehit düştü, bir başka rivayete göre hapisten çıktıktan sonra...
* Ehl-i Sünnet’i başlatan İmam Azam’dır. Onun Ehl-i Sünnet dediği Ehl-i Beyt’tir.
* İmam-ı Şafii ise “Ehl-i Beyt’i sevmek Rafızilik ise ben de Rafiziyim” diyor.
* Diğer mezhep imamları hakeza öyle. İslam âlemi onun için bir bilek, bir yürektir.
* Günümüzde “onlar Şii diye cihad ilan edenler” ise ya vatanını satmıştır, ya namusunu.
* İslam’ı getireceğiz, diye yola çıkanlar kilise evleri açıyor. Bu nasıl İslam ki, kiliseden çıkmıyor?
* Kilisede olsa olsa papazın mumu olur. İslam’ı getireceğiz, diyenler Türkiye’yi nereye götürdü? Bunu iyi düşünmek lazım.
* 12 imamdan biri olan Musa Kazım’ın torunları Anadolu’ya neler getirdi? Ahmet Yesevi Hazretleri, Hacı Bektâş-ı Veli’yi Anadolu’ya gönderdi. Anadolu’da o zamanlar 35-36 etnik grup vardı. Bunların tamamına yakını Müslüman oldu.
* Hacı Bektâş-ı Veli kilise açmadı, cami açtı! Yahudi’si, Ermeni’si, Keldani’si o zamanlar “Biz Türk’üz” dediler… Tarih böyle bir devrime şahit olmamıştır. Hacı Bektâş-ı Veli, Abdal Musa... Bunlar Türklüğün temellerini atmıştır.
* Türkler bir tek kişinin burnunu kanatmadı. Soykırım iddiaları “Bu Türkler Yahudileri, Ermenileri, Keldanileri –Müslüman Türk yaptı- diye çıkarılmaktadır.
* Vatikan, Anadolu’nun “Türkleşmesinin (Müslümanlaşmasının) formülünü buldu. Bu formülü kendi inançlarına göre dizayn edip Anadolu’yu tekrar Hıristiyan yapmak istiyorlar. Formülün adı; Dinler arası diyalog...
* Türk olmak kolay değil. Türkoğlu Türk olmak hiç kolay değildir.
Prof. Dr. Haydar Baş’tan aldığım söz…
* Ben size söz veriyorum Türkiye’nin hiçbir problemi kalmayacak. Karnınız doyacak, sırtınız giyecek, cebiniz para görecek.
Ben sizi dünyanın en şerefli, en izzetli, en mükemmel bir toplumu, bir milleti haline getireceğim. Türk milletini devletiyle, milletiyle, askeriyle, siviliyle barıştırmaya geliyoruz. Var mısınız? Bir bilek bir yürek olmaya geliyoruz, var mısınız? İhanete değil, hayra hizmete geliyoruz, var mısınız? Satmaya değil, almaya geliyoruz, Var mısınız?”
Varım Hocam… Elhamdülillah…
Not: 10.12.2012 tarihinde yayınlanan yazımızla ilgili olarak Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı’ndan bir düzeltme yazısı aldım. Aynen yayınlıyorum; Sayın Aydın, Almanya Deniz Feneri e.V. isimli kuruluşla ilgili yazınızda, Türkiye Deniz Feneri Derneği’nin kurumsal olarak ismini kullandığınız görülmektedir. Yazınıza konu ettiğiniz, sahte yardım makbuzuna ilişkin iddialar, Almanya Deniz Feneri e.V. ile ilgili olup, iddiaya konu görülmekte olan dava da adı geçen kuruluşla ilgili bir davadır. Türkiye Deniz Feneri Derneği hakkında, söz konusu davanın soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verilmiştir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025