Yayın politikasını cumhuriyet ve Atatürk karşıtlığı üzerine kurmuş, her fırsatta milli değerleri hedef alan hatta geçen hafta Fatih'te, surlarda yaşanan vahşeti, 'laikliğe, medeni kanuna, Kemalizm'e' bağlayan Akit gazetesi Perşembe günü 'Millete yıllarca domuz eti yedirmişler! Domuzluğun hesabı sorulsun' manşetini attı.
Alt başlıkta ise şöyle diyorlardı: "Türkiye, günlerdir ünlü markaların da içinde bulunduğu yüzlerce firmanın ürünlerine sakatat, tek tırnaklı hayvan, domuz eti, sağlığa zararlı katkı maddeleri karıştırıldığına ilişkin iddialarla yatıp kalkıyor. 'Millete domuz eti yedirilirken, sorumlular ne yapıyordu?' diye soru soran vatandaşlar, meselenin üstünün örtülmemesini, dinimizce haram olduğu bilinmesine rağmen vatandaşlara domuz eti yedirenlerin hesap vermesini istiyor" diyordu.
Ey faniler! Millete yıllarca domuz eti yediren kim?
Kim, kimden hesap soracak? Kim, kime hesap verecek?
Sosyal medya, domuz etini yedirenin, kimin hesap vermesi gerektiğini cevabını verdi.
Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü anında açıklama yaparak, 'domuz etinin kasaplık etler sınıfına alındığı' iddiasıyla yapılan dezenformasyon ve manipülasyonların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
Gerçek ne?
7 Temmuz 2006'dan 5 Aralık 2012 tarihine kadar yürürlükte kalan kanunda domuz eti, 'kasaplık et' sınıfında.
12 Aralık 2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 'sığır karkasının sınıflandırılmasına dair yönetmelik'te yine domuz eti var.
Halen yürürlükte olan 'hayvansal gıdalar için özel hijyen kuralları yönetmeliğinde' de domuz eti var.
Bu bilgileri resmi belgelerle CHP Milletvekili Mahmut Tanal paylaştı ve "halka yalan söyleyen 'sözde muhafazakar' oy avcısı AKP iktidarından bu ülkeye fayda gelmez" dedi.
Meclis'teki konuşmasında ise "CHP yapsaydı konuşurdunuz. Şimdi neden susuyorsunuz ahlak bekçileri?" çıkışını yaptı.
Sayın Tanal'a soru
Sayın Tanal! AKP, 7 Temmuz 2006'da bu kanunu, TBMM'ye getirdiğinde kalkıp, "Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız" dediniz mi? Ekranlarda, meydanlarda, "dilinden İslam'ı düşürmeyenler zinayı, domuz etini yasallaştırdı" diye halk ile iktidarı yüzleştirdiniz mi?
Hayır. Demek ki ortaksınız!
Domuz kadar beter
Gıdada domuz eti haberleri yeni değil. İşin içine domuz girince bir an için gündem olur sonra unutulur gider. Toplum neden domuza tepki gösteriyor? Çünkü domuz Hıristiyanlığın simgelerinden birisi.
Necran Hıristiyanları, Peygamber Efendimize (s.a.a.v), "Bizde, sizin gibi iman ehliyiz" dediklerinde Efendimiz; "Hayır, demiş ve üç başlık zikretmişti: Haça tapıyorsunuz, 'İsa Allah'ın oğludur' diyorsunuz ve domuz eti yiyorsunuz." Demek ki domuz eti, Hz. Adem'den beri haram, yasak.
Yaşadığımız tabloyu BTP Lideri Hüseyin Baş; "Türkiye'de, "Müslümanların (!)" iktidarında halka domuz eti yedirildiği ortaya çıktı. Yıllardır söylüyorduk, bugün tescillendi' sözleriyle özetledi.
Peki, halkın sağlığıyla oynamak, oynanmasına göz yummak en az domuz eti kadar vahim bir durum değil mi?
Yıllarca bu gazeteden ve Meltem TV ekranlarında gıda terörüne, İsrail tohumlarına dikkat çekerek, 'bari halkımızın sağlığına sahip çıkın, halkı hasta etmeyin' çağrıları yaptık.
Hükümette, kendine göre açıklamalar yaparak, bildik üslup ile 'gıdada da, dünyanın en güvenli ülkelerinden birisiyiz' dedi.
Ama küresel gıda güvenliği endeksi verileri açıklanıyor ve Türkiye, 113 ülke içinde 48. sırada yer alıyor. Bu sıraya başarı, diyorlarsa söz bitmiştir.
Ya gerçekler!
Haberlere bakın! Tonlarca arı görmemiş bal, tonlarca zeytinden sıkılmamış zeytinyağı, bir o kadar inek sütünden çıkmamış tereyağı gibi her alanda sahtecilik almış başını gidiyor.
Hükümet ne yapıyor? Denetim! Keşke denetimde önce insan yetiştirmeyi gaye edinseydiniz!
Avrupa'ya da rezil olduk
Bizi kıskanan Avrupa, bizden aldıkları gıda ürünleri geri gönderiyor. Sebep? İnsan sağlığını tehdit eden maddeler çıktığı için.
Avrupa Birliği Komisyonu, gıdada ve yemde yapılan sınır ve market kontrolleri sonucu ortaya çıkan uygunsuzlukları, RASFF (Rapid Alert System for Foodand Feed - Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi) portalıkurmuş ve bu portal üzerinden verileri yayınlıyor.
Rasff portalı üzerinde 2021 yılı içerisinde toplam 4.657 bildirim oluşturulmuştur. Bunlardan 562 tanesi Türkiye orijinli ürünler.
2022 yılı içerisinde toplam 4351 bildirim oluşturulmuştur. Bunlardan 518 tanesi Türkiye orijinli ürünler.
2023 yılı içerisinde toplam 4680 bildirim oluşturulmuştur. Bunlardan 359 tanesi Türkiye orijinli ürünler.
2024'un on ayında geri gönderilen ürün sayısı 333.
Avrupa Birliği Komisyonu'na göre Türkiye, en çok bildirimi yapılan orijin ülke durumunda. Türkiye'yi Hindistan, Çin ve Polonya takip ediyor.
Bu ne demek?
Kısaca iktidar ülkemizde üretilenden de, satılandan da, ihraç edilenden de, ithal edilenden de ya haberi yok ya da görmezden geliyor, demektir.
Son soru
Avrupa'nın, insan sağlığına zararlı maddeler içeriyor diye gönderdiği yüzlerce başlıktaki on binlerce ton gıda ürünlerine ne olduğu, sorusunu herkes soruyor.
Benim bilgim yok.
Bildiğim ise 215 bin nüfuslu Tekirdağ'da yapılan şehir hastanesinin üç yılda 4 milyon 587 bin hastaya hizmet verdiğini Sağlık Bakanını övünerek anlatmasıdır. Ülke genelindeki tabloyu siz düşünün!
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025