“Din elden gidiyor” sloganı, Osmanlı dönemine aittir ama bu zihniyetin amacı, hedefleri Cumhuriyet döneminde “laiklik elden gidiyor” diye söylem değiştirse de devam etmiştir. Özellikle doksanlardan sonra ise bu iki mantık aynı anda halkın önüne konulmuş ve koskoca Türk Milleti, devleti, sözde ABD’nin stratejik ortağı, AB’nin ise mecnun üye adayı haline getirilmiştir.
Gerek “din elden gidiyor” ve gerekse “laiklik elden gidiyor” mantığında kazanan kim olmuştur? Sorusuna hiçbir akıllı insan “devlet ve milletimiz” diye cevap veremez.
Kazananlar, içerde mal, makam, mevki peşinde koşanlar. Dışarıda ise bu mal, makam peşinde koşan uşakları kullanan haçlı emperyalistler olmuştur. Zaten bu vb. sloganları üreten emperyalist zihniyet, devlet ile milleti, millet ile de devleti karşı karşıya getirmek suretiyle, kendi amaçlarına ulaşmayı hedeflemişlerdir. Ve maalesef bugüne kadar da bunu başarmışlardır.
Osmanlıya bakıyorsun bir Patrona Halil isyanı çıkmış. Kim bu şahıs, dini ne, dinden ne kadar haberdar? Ama din adına milleti galeyana getirmiş, kardeş kardeşi kırmış. Kabakçı Mustafa isyanı olsun, 31 Mart vakası olsun hep aynı zihniyet.
Bu öyle zalim bir zihniyet ki, bu millet M. Kemal önderliğinde kurtuluş mücadelesi verirken bile boş durmamış, milletin ve devletin bütünlüğüne kastetmiştirler. Şeyh Sait isyanı, Menemen olayları, Nasturi Ayaklanması, Ağrı Ayaklanması vs. gibi.
Osmanlıyı “din elden gidiyor” diyerek yıkan emperyalistler, Cumhuriyeti ise “laiklik elden gidiyor” mantığıyla tekellerine almaya çalışmışlardır. Milli Şef dönemi ve sonrasında geçilen vesayet sisteminde birçok kez ya asker, ya da medya yoluyla sistem kontrol altında tutulmuştur.
Bu süreçlerde emekçi, halkçı, muhafazakâr, dinci vs. birçok iktidarlar iş başına gelmiş ama halk maalesef bir türlü istediği özgürlüğe, rahata, insanca yaşama hakkına erememişti.
Bana göre 95’li yıllardan sonra bu iki zihniyet aynı amaç uğrunda işbirliği içine girmiş, ortak olmuşlardı. 2 binli yıllardan sonra ise bu ortaklar sloganlarını değiştirdiler.
Birileri “Şeriat (İslam) bizim tekelimizde ve getiriyoruz” gazına basarken, ortakları ise “Eyvah! Şeriat (İslam) geliyor” diye, ortaklarının aracına motorluk yapmaya başladılar.
Bu ortamda, gerek sözde Şeriat (İslam) borazanlığına soyunanlara ve gerekse şeriata (İslam’a) karşı duruş göstererek, dinsizliklerini ortaya koyanlara iyice baktığınızda dostlarının hep aynı odaklar olduğunu görürsünüz. Artı bu iki zihniyetin dünyalık kaygıları da yoktur. Çünkü malsa mal, makamsa makam vs. dünyalık ne istekleri varsa hepsine ulaşmışlardır.
O zaman ne için bu oyunlar sergileniyor? Sorun ne?
Sorun Anadolu coğrafyasında ve bu coğrafyanın sahibi Türk Milletinde. Ehl-i Beyt eliyle İslam olan Türk Milleti, Anadolu’da öyle bir hayat yaşamış ki, bu coğrafyadaki diğer millet ve inanç grupları kendiliğinden gelip; Biz İslam’ız, biz Türk’üz, demişlerdi.
İşte haçlı emperyalizmin korkusu bu. Bu korkuyu yenmek ve bu ihtimali önlemek için bin bir oyunları sahneye koymuşlar ve koymaktadırlar.
Eskiden Lawrence’ları, Hamper’ları kullandılar. Şimdi ise adı, soyadı senin, benim gibi artı isminin başında Prof., Doç., Dr. Gibi sıfatları olanları kullanıyorlar.
Bu zevatlar çıkıyor vatandaşımın karşısına; “Muhammed Allah’ın Resulüdür, demeden de Müslüman olunur Yahudi’si de, Hristiyan’ı da cennete gidebilir, Kur’an ayetleri de çok sert zaten” diyor.
Başka; Ölüye Kur’an okunmaz, kadın, erkek beraber namaz kılabilir, namaz zaten bir ritüelmiş (inanç gibi algılanan alışkanlıkmış), kabir azabı yokmuş, işine göre namazını, parana göre de faizi düzenleyebilirmişsin…
Başka; Rabıta yapmak şirktir, evrim olabilir, sakalın bıyığın dinle alakası yoktur, namazda başı örmek şart değildir, zaten başörtüsü Yahudilikten İslam’a girmiştir, cennetin de, cehennemin de sonu vardır…
Başka; (Allah bizi affetsin) Hz. Muhammed sıradan bir peygamberdir, senin benim gibi insandır. Kadere inanmak lüzumsuz fazlalıktır. Peygamberimiz ‘Yahudiler mutlaka Müslüman olsun!’ demiyor, ‘Hıristiyanlar mutlaka Müslüman olsun!’ demiyor. Diyalogun hedefi, tek bir dine varmak, dinleri teke indirgemek olmamalı…
Başka; Şefaat diye bir şey yoktur. Teravih namazı yoktur. Tarikat ve tasavvuf ehlinin yaptıkları şirktir. Mezhep imamları kutsallaştırılmıştır vs.
Niye bu kadar uzattım? Çünkü Ramazan geliyor ve bu söylemlerin sahipleri yine malum medya kanallarında size hitap edecekler. Yani süslü tabakta zehir sunacaklar. Yerseniz ölürsünüz. Ha, kim mi bunlar? Bu cümleleri Google’a yazın, kimin sözleri olduğu tek tek karşınıza çıkar. Hepsi zaten şöhretli (!) şahıslar.
Siyasete gelince; Erdoğan ve hükümeti kürtaj diyor. Motor hemen “eyvah şeriat” diye gazlanıyor. Çamlıca diyor, yine aynı gaz. Milli Eğitim diyor. Aynı ses. Sigaradan sonra içki diyor. Aynı ses.
Hülasa dinciler laf ediyor, din karşıtları tefsirini yapıyor. Vatandaşım ise ya laf edeni, ya da lafı tefsir edeni alkışlıyor. Kısacası kimse kendisine ve ülkenin sosyo-ekonomik durumuna bakmıyor bile…
Gerek “din elden gidiyor” ve gerekse “laiklik elden gidiyor” mantığında kazanan kim olmuştur? Sorusuna hiçbir akıllı insan “devlet ve milletimiz” diye cevap veremez.
Kazananlar, içerde mal, makam, mevki peşinde koşanlar. Dışarıda ise bu mal, makam peşinde koşan uşakları kullanan haçlı emperyalistler olmuştur. Zaten bu vb. sloganları üreten emperyalist zihniyet, devlet ile milleti, millet ile de devleti karşı karşıya getirmek suretiyle, kendi amaçlarına ulaşmayı hedeflemişlerdir. Ve maalesef bugüne kadar da bunu başarmışlardır.
Osmanlıya bakıyorsun bir Patrona Halil isyanı çıkmış. Kim bu şahıs, dini ne, dinden ne kadar haberdar? Ama din adına milleti galeyana getirmiş, kardeş kardeşi kırmış. Kabakçı Mustafa isyanı olsun, 31 Mart vakası olsun hep aynı zihniyet.
Bu öyle zalim bir zihniyet ki, bu millet M. Kemal önderliğinde kurtuluş mücadelesi verirken bile boş durmamış, milletin ve devletin bütünlüğüne kastetmiştirler. Şeyh Sait isyanı, Menemen olayları, Nasturi Ayaklanması, Ağrı Ayaklanması vs. gibi.
Osmanlıyı “din elden gidiyor” diyerek yıkan emperyalistler, Cumhuriyeti ise “laiklik elden gidiyor” mantığıyla tekellerine almaya çalışmışlardır. Milli Şef dönemi ve sonrasında geçilen vesayet sisteminde birçok kez ya asker, ya da medya yoluyla sistem kontrol altında tutulmuştur.
Bu süreçlerde emekçi, halkçı, muhafazakâr, dinci vs. birçok iktidarlar iş başına gelmiş ama halk maalesef bir türlü istediği özgürlüğe, rahata, insanca yaşama hakkına erememişti.
Bana göre 95’li yıllardan sonra bu iki zihniyet aynı amaç uğrunda işbirliği içine girmiş, ortak olmuşlardı. 2 binli yıllardan sonra ise bu ortaklar sloganlarını değiştirdiler.
Birileri “Şeriat (İslam) bizim tekelimizde ve getiriyoruz” gazına basarken, ortakları ise “Eyvah! Şeriat (İslam) geliyor” diye, ortaklarının aracına motorluk yapmaya başladılar.
Bu ortamda, gerek sözde Şeriat (İslam) borazanlığına soyunanlara ve gerekse şeriata (İslam’a) karşı duruş göstererek, dinsizliklerini ortaya koyanlara iyice baktığınızda dostlarının hep aynı odaklar olduğunu görürsünüz. Artı bu iki zihniyetin dünyalık kaygıları da yoktur. Çünkü malsa mal, makamsa makam vs. dünyalık ne istekleri varsa hepsine ulaşmışlardır.
O zaman ne için bu oyunlar sergileniyor? Sorun ne?
Sorun Anadolu coğrafyasında ve bu coğrafyanın sahibi Türk Milletinde. Ehl-i Beyt eliyle İslam olan Türk Milleti, Anadolu’da öyle bir hayat yaşamış ki, bu coğrafyadaki diğer millet ve inanç grupları kendiliğinden gelip; Biz İslam’ız, biz Türk’üz, demişlerdi.
İşte haçlı emperyalizmin korkusu bu. Bu korkuyu yenmek ve bu ihtimali önlemek için bin bir oyunları sahneye koymuşlar ve koymaktadırlar.
Eskiden Lawrence’ları, Hamper’ları kullandılar. Şimdi ise adı, soyadı senin, benim gibi artı isminin başında Prof., Doç., Dr. Gibi sıfatları olanları kullanıyorlar.
Bu zevatlar çıkıyor vatandaşımın karşısına; “Muhammed Allah’ın Resulüdür, demeden de Müslüman olunur Yahudi’si de, Hristiyan’ı da cennete gidebilir, Kur’an ayetleri de çok sert zaten” diyor.
Başka; Ölüye Kur’an okunmaz, kadın, erkek beraber namaz kılabilir, namaz zaten bir ritüelmiş (inanç gibi algılanan alışkanlıkmış), kabir azabı yokmuş, işine göre namazını, parana göre de faizi düzenleyebilirmişsin…
Başka; Rabıta yapmak şirktir, evrim olabilir, sakalın bıyığın dinle alakası yoktur, namazda başı örmek şart değildir, zaten başörtüsü Yahudilikten İslam’a girmiştir, cennetin de, cehennemin de sonu vardır…
Başka; (Allah bizi affetsin) Hz. Muhammed sıradan bir peygamberdir, senin benim gibi insandır. Kadere inanmak lüzumsuz fazlalıktır. Peygamberimiz ‘Yahudiler mutlaka Müslüman olsun!’ demiyor, ‘Hıristiyanlar mutlaka Müslüman olsun!’ demiyor. Diyalogun hedefi, tek bir dine varmak, dinleri teke indirgemek olmamalı…
Başka; Şefaat diye bir şey yoktur. Teravih namazı yoktur. Tarikat ve tasavvuf ehlinin yaptıkları şirktir. Mezhep imamları kutsallaştırılmıştır vs.
Niye bu kadar uzattım? Çünkü Ramazan geliyor ve bu söylemlerin sahipleri yine malum medya kanallarında size hitap edecekler. Yani süslü tabakta zehir sunacaklar. Yerseniz ölürsünüz. Ha, kim mi bunlar? Bu cümleleri Google’a yazın, kimin sözleri olduğu tek tek karşınıza çıkar. Hepsi zaten şöhretli (!) şahıslar.
Siyasete gelince; Erdoğan ve hükümeti kürtaj diyor. Motor hemen “eyvah şeriat” diye gazlanıyor. Çamlıca diyor, yine aynı gaz. Milli Eğitim diyor. Aynı ses. Sigaradan sonra içki diyor. Aynı ses.
Hülasa dinciler laf ediyor, din karşıtları tefsirini yapıyor. Vatandaşım ise ya laf edeni, ya da lafı tefsir edeni alkışlıyor. Kısacası kimse kendisine ve ülkenin sosyo-ekonomik durumuna bakmıyor bile…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025