Genelleme yaptığımızda halk gösterileri, yönetim karşıtı eylemler ve akabinde yaşanan askeri darbeler, yönetim değişiklikleri, sistem çöküşleri ve iç savaşların çoğu Ortadoğu, Afrika, Latin Amerika, Güney Asya gibi coğrafyalardaki ülkelerde görülüyordu. Yıkılmaz, denilen komünizm bile yıkıldı gitti.
Bu ülkelerin kimisi teknolojide ileri gitmişti, kimisi askeri sanayide, kimisi üretimde vs. ama bir türlü tam bağımsızlıklarını ve sosyal huzuru bir türlü sağlayamamışlardı.
Çünkü ceplerinde Dolar vardı ve o Dolar hem kendilerini, hem de halklarını yönetiyordu.
Tarih 2005 idi ve bir Türk evladı 21. yüzyılın en büyük devriminin ilk adımını atıyor ve Milli Ekonomi Modeli'ni uluslararası bir kongre ile hem milletimize, hem de insanlığa anlatıyordu.
Tarihler 27 Şubat 2013'ü gösterdiğinde ise bu devrim adeta resmileşiyor ve Milli Ekonomi Modeli meyvelerini vermeye başlıyordu.
Ama ne hazindir ki, bu meyveler ülkemizde değil Rusya'da hayat bulmuştu. Ardından Çin bu modelin şartlarını yerine getirmeye başladı ve dünyanın en büyük ekonomik birliği kuruldu; BRICS.
Artık dünyada bir Haydar Baş gerçeği vardı. Öyle bir gerçek ki, siyasetten ekonomiye, toplumdan tarihe kadar her konuda fikirleri merkez olmuş bir liderdi O.
Güçlenmek, tam bağımsızlığını sağlamak, iç barışını korumak isteyen devletler, Haydar Baş'a koşuyordu.
Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş diyordu ki;
"Milli devlet anlayışında millet ile devlet 'birbiri ile çatışan' iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir."
İnanan, inanmayan bütün herkesin aklına, kalbine İmam Ali'nin, 'devletin dini adalettir' hakikatini nakşediyordu.
Günümüze geldiğimizde ABD ve batının, Ortadoğu olmak üzere birçok ülkede yaktığı yangınlar devam ederken kendileri de yanmaya başladı.
ABD yanıyor, Fransa yanıyor. İngiltere'de, İspanya'da, İtalya'da, Almanya'da ve diğer ülkelerde gün geçmiyor ki, yönetim karşıtı bir halk protestosu, gösterisi olmasın.
Neden? Çünkü en gelişmiş denilen ülkeler bile sistemlerini 'insan' gerçeği üzerine kurmadı. 'Önce insan' demeyen bütün anlayışlar gibi gün geldi insan ile karşı karşıya kaldılar.
Bakın! MEM'i uygulayan Rusya'nın önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Victor Volkonski şu tarihi tespiti yapıyordu; "Rusya'da ilim ile din her zaman çatıştı. Hiç barışmadı. Haydar Baş din ile ilmi barıştırdı. Baş'ın tezinin uygulanması ile topluma huzur gelir."
Prof. Dr. Victor Minin şu cümleleri de aynı mealde idi; "ABD, radikal İslam'ı ve radikal Hıristiyanlığı pompalıyor. İnsanlar iki kutba ayrıldı. Toplumda anarşi çıkacağı kesin görünüyor. Bu terörün önüne ancak Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ile geçilebilir."
Oysa Merhum Prof. Dr. Haydar Baş yıllarca, "Ben bu Modeli milletimiz için yazdım, devletimiz için yazdım" dedi.
Hatta iktidar sahiplerine açıkça, 'sizden bir bekçi kulübesi dahi istemeden diyoruz ki, gelin şu modeli uygulayın, hem milletimiz rahatlasın, hem de devletimiz' diyordu.
Ne iktidar sahipleri geldi, ne muhalefet ettiğini iddia eden partiler ve ne de sizler.
Peki, sorayım; Son 10 yıl içerisinde kaç kez ekonomik darbelere maruz kaldık. Kaç kez ABD'nin höykürmelerine, alenen tehdit ve hakaret etmelerine boyun eğdik?
Ya AB'nin bitmeyen istekleri! Mülteciler konusunda bizi nasıl aldattıkları!
Açılım süreci, akabinde gelişen hendek olayları… 2015 terör yılı. 2016 FETÖ kalkışması. Geriye gidersek provoke edilen Gezi olayları…
Günümüze gelirsek! Ezan muhabbeti, dinli-dinsiz tartışmaları, alçak-yüksek kamplaşmaları vs.
Nereye gidiyorsun Türkiye?
Tarihler 21 Ocak 2011'i gösteriyordu yani bu yazdıklarımızın hiçbiri olmamışken Merhum Baş Hocam şöyle diyordu;
"Her yangın küçük bir kıvılcımla başlar… Şimdi sosyal olayların vukuu da aynen bunun gibidir. Bir kıvılcımla başlar ama sonucun ne olacağını kimse tahmin edemez.
O bakımdan siyasilere düşen görev hastalığın teşhisidir. Vatandaş devletinden bir şey ister. Bunu önce hukuki yollarla ister. Devlet vatandaşa bunu verirse ne ala. Vermediyse vatandaş hukuku terk eder.
Sen şimdi yargıyı da eline alsan, istediğin gibi tahakküm etme imkânın da olsa yarın öyle bir durum gelir ki yargıyı da kimse dinlemez. İnsanların bir doyum noktası vardır. O noktaya geldi mi her şey kökünden biter."
Umarım ders alırlar!
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025