Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nden (TZOB) yapılan açıklamaya göre, çiftçilerimiz ciddi manada finans sıkıntısı çekiyor. Çiftçiler, eğer herhangi bir birikimleri yoksa -ki çoğunluk bu şekilde- mecburen kredi almak durumunda kalıyorlar.Önlerinde iki seçenek var, ya Ziraat Bankası'ndan devlet destekli tarımsal kredi kullanacaklar, ya da özel bankaların sunduğu kredi imkanlarını kullanacaklar. Ziraat Bankası'ndan kredi kullandıkları takdirde, devlet desteğiyle birlikte kredi faizleri neredeyse sıfıra yakın düzeye iniyor. Özel bankalar ise doğal olarak işin kazanç boyutunda. Verdikleri kredileri de para kazanmak için veriyorlar, temel amaç bu. Özel bankaların çiftçilere kullandıkları kredilerin faizleri yüzde 35'lere varıyor.Bu ekstra maliyetten dolayı çiftçilerin birinci tercihi Ziraat Bankası. Ama gel gör ki, pratikte durum çok farklı.Çiftçi maliyeti daha az olan krediden istifade edebilmek için Ziraat Bankası'nın kapısına gidiyor, ama kendisinden öyle şeyler talep ediliyor ki, adeta yokuşa sürülüyor, eli boş dönmek zorunda kalıyor.Nedir bu talepler? Alınacak kredi karşılığı ipotek olarak şehirde daire, arsa; kefil olarak da memur ve esnaf isteniyor. Bu taleplere cevap verebilen bir kısım çiftçi Ziraat Bankası'ndan kredisini alabiliyor, ama bir çoğu da ya üretimden vazgeçiyor, ya da yüksek faizlere maruz kalıyor.Uzmanların ifadelerine göre, Ziraat Bankası zorluk çıkarıyor, özel bankalar ise parsayı topluyor. 2007 yılında toplam 8,8 milyar YTL tarımsal kredi kullanılmış, bunun 4,8 milyar YTL'si Ziraat Bankası'ndan, 4 milyar YTL'si özel bankalardan...Bu sene özel bankaların çiftçi ilgisini de unutmayalım. Kredi vermek için yarıştalar. Nasıl olsa çiftçinin arsası var, traktörü var, evi var...Bankalardaki yabancılaşma da ayrı bir konu. Hatta Ziraat Bankası ve Halkbankası'nın satışı da gündemde. Bununla beraber bankacılıkta yabancı ağırlığı yüzde 70-80'lere varacak. Yani değirmenin dönmesi için gerekli olan suyu tamamen yabancılara endeksliyoruz.Devlet elini çekiyor, özel, özelde de ağırlıklı yabancı elini sokuyor.Uyguladığımız hükümet politikaları da bu süreci hızlandırıyor.Bu böyle devam eder mi? Tabii ki etmez.Bu sene başta buğday, arpa, mısır, pamuk üreticileri olmak üzere hep maliyetlerinin altında ürünlerini satmak zorunda kaldılar.Bu çiftçiler aldıkları kredileri faizli de olsa sıfır faize yakın da olsa ödeyemecekler.Dolayısıyla neleri var neleri yok ellerinden gidecek.Çözüm var mı? Tabii ki var. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nde.Tarım köylüsüne kredi vererek borçlandırmaya gerek yok. Milli Ekonomi Modeli'nde çiftçi daha tohumunu tarlaya ekmeden 6 ay önce ürün bedelinin yüzde 50'sini avans olarak alacak. Diğer yüzde 50'sini ise ürünün tamamını teslim ettiğinde nakit alacak. Dolayısıyla çiftçinin kredi almaya ihtiyacı olmayacak. Model'e göre ürün fiyatlarını da maliyet hesabını yaparak çiftçi belirleyecek. Yani çiftçinin zarar etmesi diye bir şey de söz konusu olmayacak.Çiftçi elin parasına ihtiyaç duymayacak, üretecek, ürettikçe de hem kendisini hem de devletini kazandıracak.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- 1 Mayıs: İşçi de mağdur, işsiz de… / 30.04.2025
- Silah bırakması beklenen PKK, 'özerklik kongresi' yaptı / 29.04.2025
- BTP'nin Karaman Kongresi engellendi: Demokrasiye darbe / 28.04.2025
- Conkbayır'ında "Haka Dansı", anma etkinliği mi, tehdit mi? / 27.04.2025
- İstanbul'daki tüm riskli binalar yeniden inşa edilebilir! / 26.04.2025
- 23 Nisan neden çocuklara armağan edildi? / 23.04.2025
- Türki cumhuriyetlerin 'Kıbrıs' kararı, dış politikadaki zafiyetimizdir / 22.04.2025
- Ege politikamız da, Kıbrıs politikamız da fiyasko! / 19.04.2025
- Don felaketi tarımı vurdu, peki şimdi ne olacak? / 17.04.2025
- Prof. Dr. Haydar Baş’ı tanımak sorumluluk gerektirir / 16.04.2025
- Silah bırakması beklenen PKK, 'özerklik kongresi' yaptı / 29.04.2025
- BTP'nin Karaman Kongresi engellendi: Demokrasiye darbe / 28.04.2025
- Conkbayır'ında "Haka Dansı", anma etkinliği mi, tehdit mi? / 27.04.2025
- İstanbul'daki tüm riskli binalar yeniden inşa edilebilir! / 26.04.2025
- 23 Nisan neden çocuklara armağan edildi? / 23.04.2025
- Türki cumhuriyetlerin 'Kıbrıs' kararı, dış politikadaki zafiyetimizdir / 22.04.2025
- Ege politikamız da, Kıbrıs politikamız da fiyasko! / 19.04.2025
- Don felaketi tarımı vurdu, peki şimdi ne olacak? / 17.04.2025
- Prof. Dr. Haydar Baş’ı tanımak sorumluluk gerektirir / 16.04.2025