Yeni yılın ilk gününde İstanbul'un kalbinde bir Filistin miting düzenledi. Tarihi yarımadadaki insan kalabalığı çok güzel bir görüntüydü.
BTP lideri Hüseyin Baş bu miting için; 'Görüntüler çok güzel. Umarım iktidar bu görüntülerden ders alır ve İsrail'le ilişkilerini gözden geçirir' mesajını yayınladı.
Gerçi Sayın Baş, bu mesajı daha katliamın ilk gününde vermişti ama iktidar sahipleri oralı bile olmadığı gibi tarihi soykırımı, siyaset malzemesi olarak kullanmaktan da kaçınmadı, kaçınmıyorlar da!
Soykırım başladığında ülkemizdeki her kesimin ortak fikri, bu zulmün sahipleri ile her türlü diyalogun, işbirliğinin kesilmesi, anlaşmaların askıya alınmasıydı.
Erdoğan ve Cumhur ittifakı ne yaptı? Yüksek sesle kınayıp, BM'yi göreve davet ettiler.
Katledilen Müslüman sayısı 7 bini geçince Atatürk havalimanında miting yapmaya karar verdiler.
Mitinge Türkiye'yi değil Cumhur ittifakını davet ettiler. Mitingde İsrail'in, Netenyahu'nun altından girdiler, üstünden çıktılar. Ama her türlü diyaloga da devam ettiler.
Katledilen Müslüman sayısı 14 bini geçince Sayın Erdoğan ve Cumhur ittifakının sesi yükseldi, söylemleri daha da keskinleşti.
Artık İsrail, 'terör devleti', Netenyahu 'katil' ilan edilmişti. 'Ey Netenyahu, uluslararası mahkemelerde yargılanacaksın' resti bile çekildi ama müracaat örneği bile gösterilmedi.
İsrail tınladı mı? Yok. Tak aksine katliamlarını arttırarak devam etti. Üstelik bu katliam ve işgalin sadece Gazze-Filistin ile sınırlı kalmayacağını da açık açık dile getirdiler.
Bugün itibarıyla 21 bin üzerinde Müslüman katledildi, 170 binden fazla bina yerle bir edildi. Yüz binlerce insan vatanlarından göç ettirildi.
Katlettikleri Filistinli çocukların, gençlerin kalplerini, böbreklerini kısaca organlarını bile çaldılar, çalıyorlar.
Esir ettikleri Müslüman kadınlara taciz devam ediyor, erkekler çıplak olarak stadyumlarda sergileniyor.
Ülkemiz medyası ile Sayın Erdoğan'ın bu soykırım sürecinde 30 lider ile yüz yüze, 32 lider ile telefonda görüşerek bölgeye kalıcı barışın gelmesi için gösterdiği çabayı anlatıyor.
BBP Başkanı Desteci, 'İsrail zulmüne en çok ses çıkaran ülke biziz' sözleriyle bir avuntu içerisindeyken, 'Devletim izin versin, Gazzeli çocuklarla, İsrail tanklarına sapanla taş atmaya hazırım' diyen MHP Lideri Bahçeli'nin izin alıp, alamadığı açıklanmıyor.
'Babam sağ olsun' mitingi
İşte böylesi bir vahşet tablosu yaşanırken Sayın Erdoğan ve Cumhur ittifakı yeni bir miting düzenlemenin riskini görmüş olacak ki, devreye evlatlar ve damatlar girdi.
Onlar düzenledi mitingi. Hem de önümüzdeki yerel seçimin sonucu en çok merak edilen ili olan ve iktidar için güven meselesi olan İstanbul'un kalbinde.
Ha! Neden 'Babam sağ olsun' mitingi, dedim? Bırakın sivil toplum örgütlerini her hangi bir parti bu alanda miting yapmak isteseydi, hükümet buna izin verir miydi?
BTP'nin Ayasofya'da Atatürk için Mevlit okuma talebine 'hayır' diyen bir iktidar buna tabiki izin vermez, 'İstanbul'un miting alanları Yenikapı ve Maltepe'dir' derdi.
Ama söz konusu evlatlar ve damatlar olunca, yerel seçimlere de sayılı günler kalınca böyle bir gövde gösterisi, Erdoğan ve ittifakı için iyi geleceğini düşündüler herhalde.
Bilal Erdoğan
Mitingde neler konuşulduğunu, nasıl sloganlar atıldığını tahmin ediyorsunuzdur. Çünkü yıllardır aynı türküyü seslendiriyorlar. Biz bıktık ama maalesef birileri bıkmadı.
Yine öyle oldu. Tek fark Bilal Erdoğan'ın açıklamalarıydı.
Türkiye Cumhuriyeti'ni babasının yönettiğini ve İsrail ile ticari, askeri ve siyasi ilişkilerine aynen devam ettiğini artı babasının her ABD'ye gittiğinde Yahudi sermayedarlar ve lobiler ile basına kapılı görüşmelerini de unutmuş olacak ki, Oğul Erdoğan, İsrail ile ticaret yapan sermaye sahiplerini 'ayaklarını denk alsınlar' diye tehdit etti.
Şimdi kamuoyu, 'Bilal Erdoğan hangi sıfatla böyle konuşuyor' sorusunu tartışıyor. E! 'babam sağ olsun' dedik ya!
Bilal Erdoğan duaya sarılacakmış
"Amerika'nın arkasında durduğu siyonist düzene karşı birliğimizi sağlayacağımıza, pekiştireceğimize söz veriyoruz. Boykota devam edeceğimize söz veriyoruz. Bu iş ateşkesle bitmeyecek…
Bizler en büyük silahımız duamızla, başkaları uyanırken sabahları uyanacağımıza ve en büyük silahımız duamızı kuşanıp zulmetten aydınlığa çıkmak için dua edeceğimize söz veriyoruz. O zaman inşallah bu mücadelemizi dualarımızla taçlandıracağız".
Yani hem ticarete hem de duaya ara vermeden durmak yok yola devam, diyorlar.
Bilal Beyin duası kabul olur mu bilmem ama ABD, bu sözleri kale alırsa F-16'ları vermez. Ona göre!
Erdoğan ve ittifakı neden İsrail'e ambargo koyamıyor?
Sebebi çok açık ve bizzat AKP'nin ünlü trolleri, köşe yazarları, dinci fenomenleri tarafından da bizzat itiraf edildi.
AKP, İsrail'e ambargo uygulamaya kalkarsa ABD ve AB buna çok kızar. Merkez Bankamızı batırırlar, zaten batık ekonomi iyice batar, millet marketlere saldırır.
İktidarın baskılara dayanamayıp seçime girmesi en fazla birkaç ay sürer. Böyle bir sefaletin yaşandığı ülkede CHP iktidara gelir. İsrail ile el sıkışır ve Gazze bir müttefik daha kaybeder."
İnanmıyorsanız Furkan Bölükbaşı ve Cübbeli Ahmet'in açıklamalarına, Abdülkadir Selvi ve diğer kalemşörlerin yazılarına bakın.
Özetle güç ve kudret sahibi Allah'tır ama para ABD ve AB'nin elinde, diyorlar.
Biz ise zalimle bırak ticareti vs. zulmüne sessiz kalmayı bile zalime ortaklık olarak inanan ve ABD, AB'den değil yalnızca Allah'tan (c.c) korkan ve bu uğurda bedeli nimet sayanlardanız. Bizleri sorumlu tutma Ya Rabbi!
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025