10 Haziran Pazar günü Ankara Tandoğan meydanında muhteşem bir gün yaşandı. Yüzbinlerin iştirak ettiği miting, tam manası ile milli gösteri oldu. Çoluk-çocuk, genç-ihtiyar, kadın-erkek yüzbinler güneş altında tam bir direniş örneği sergiledi. Yegane gölge bayrak gölgesi idi ve diller; "Bu vatan bizimdir, bizim kalacak" diye haykırıyordu.
Anadolu'nun dört bucağından koşup gelen insanlar, Ankaralılarla Tandoğan'da birleşti. Aynı duygu, aynı düşünce, aynı gaye... tam manası ile milli bir tavır sergilendi.
Katılım olarak muhteşem olan miting güvenlik bakımından da örnek oldu. Tıpkı Trabzon'da, İstanbul'da yapılan mitingler gibi. Olay yok, kavga yok. Aykırı hiç bir söz yok, hiç bir pankart yok. Sadece Türk bayrağı ve bir kaç adet Doğu Türkistan bayrağı, Asyalı Türkler de oradaydı.
Bu milli fotoğraf, 1918 Mondros olayının sonrasını çağrıştırıyordu. Millet bir tehlike sezmiş, ayağa kalkmıştı. Dünya milletlerine en güzel mesaj verildi. Ermeni soykırım iddialarını yasalaştıranların niyetleri sorgulandı. Maksatları yargılandı.
Konuşmacı bütün hatipler fevkalade bir vukufla meseleleri değerlendirdiler. Fakat günün konuşmasını bir saati aşkın bir zamanda değerli hocamız Prof. Dr. Haydar Baş Bey yaptı.
Ekonomiden siyasete, bağımsızlıktan milli birliği hemen her konuya değindi. Konuşma uyarıcı oldu, yönlendirici oldu. Milli ve hamasi duygulara değinildi. Dinleyenlerin büyük bir ilgiyle takip ettikleri konuşma, atılan sloganlarla yer yer kesildi. Kendisi siyasete davet edildi. Fakat, kendileri bu sloganlara pek iltifat etmedi. Halkla olan diyalogunu sürdürdü.
Özellikle Anayasaya atıfta bulundu. 6. Maddenin amir olduğu hükme TCK'nun 125. maddesine sözü getirdi. TBMM dahil, hiç bir kurumun veya şahsın, egemenliği kısmen veya tamamen devir yetkisi olmadığını vurguladı. Bu konuda dikkatli olunmasını istedi.
Zaten TBMM'nin bu konuda yanlış yapmayacağını, yapmaması gerektiğini vurgulayıp son uyarısını yaptı.
Kuvayı Milliyenin olaya bu kadar güçlü bir sahiplenişle yaklaşması katılan yüzbinlerin alakasından ibaret kalmamıştır.
Yurt içinde ve dışında milyonlarca insan televizyonlarının başına toplanmışlar, mitingi canlı olarak izlemişlerdir.
Bu refleks milli bir konudur. Bu fotoğraf milli fotoğraftır, milletin duyarlılığı, bütünlüğü taktire şayandır. Zira bu millet irfan sahibidir, izan sahibidir.
Fakat bu güzellikler halkça en duyarlı bir şekilde yaşanırken, bazı medya grupları, özellikle milli değerlere bağlı olduklarını söyleyen bazı medya organlarının olayı küllemesi, olayı haber yapmaması ve bazılarının da yüzbinleri 5 bin gibi büyük bir yalanla duyurması bir nasipsizlik olmuştur. Güneş balçıkla sıvanamayacağına göre bu hasetçiler en kısa bir zamanda halkın tepkisini göreceklerdir. Bu konuya yarın devam edeceğiz.
Anadolu'nun dört bucağından koşup gelen insanlar, Ankaralılarla Tandoğan'da birleşti. Aynı duygu, aynı düşünce, aynı gaye... tam manası ile milli bir tavır sergilendi.
Katılım olarak muhteşem olan miting güvenlik bakımından da örnek oldu. Tıpkı Trabzon'da, İstanbul'da yapılan mitingler gibi. Olay yok, kavga yok. Aykırı hiç bir söz yok, hiç bir pankart yok. Sadece Türk bayrağı ve bir kaç adet Doğu Türkistan bayrağı, Asyalı Türkler de oradaydı.
Bu milli fotoğraf, 1918 Mondros olayının sonrasını çağrıştırıyordu. Millet bir tehlike sezmiş, ayağa kalkmıştı. Dünya milletlerine en güzel mesaj verildi. Ermeni soykırım iddialarını yasalaştıranların niyetleri sorgulandı. Maksatları yargılandı.
Konuşmacı bütün hatipler fevkalade bir vukufla meseleleri değerlendirdiler. Fakat günün konuşmasını bir saati aşkın bir zamanda değerli hocamız Prof. Dr. Haydar Baş Bey yaptı.
Ekonomiden siyasete, bağımsızlıktan milli birliği hemen her konuya değindi. Konuşma uyarıcı oldu, yönlendirici oldu. Milli ve hamasi duygulara değinildi. Dinleyenlerin büyük bir ilgiyle takip ettikleri konuşma, atılan sloganlarla yer yer kesildi. Kendisi siyasete davet edildi. Fakat, kendileri bu sloganlara pek iltifat etmedi. Halkla olan diyalogunu sürdürdü.
Özellikle Anayasaya atıfta bulundu. 6. Maddenin amir olduğu hükme TCK'nun 125. maddesine sözü getirdi. TBMM dahil, hiç bir kurumun veya şahsın, egemenliği kısmen veya tamamen devir yetkisi olmadığını vurguladı. Bu konuda dikkatli olunmasını istedi.
Zaten TBMM'nin bu konuda yanlış yapmayacağını, yapmaması gerektiğini vurgulayıp son uyarısını yaptı.
Kuvayı Milliyenin olaya bu kadar güçlü bir sahiplenişle yaklaşması katılan yüzbinlerin alakasından ibaret kalmamıştır.
Yurt içinde ve dışında milyonlarca insan televizyonlarının başına toplanmışlar, mitingi canlı olarak izlemişlerdir.
Bu refleks milli bir konudur. Bu fotoğraf milli fotoğraftır, milletin duyarlılığı, bütünlüğü taktire şayandır. Zira bu millet irfan sahibidir, izan sahibidir.
Fakat bu güzellikler halkça en duyarlı bir şekilde yaşanırken, bazı medya grupları, özellikle milli değerlere bağlı olduklarını söyleyen bazı medya organlarının olayı küllemesi, olayı haber yapmaması ve bazılarının da yüzbinleri 5 bin gibi büyük bir yalanla duyurması bir nasipsizlik olmuştur. Güneş balçıkla sıvanamayacağına göre bu hasetçiler en kısa bir zamanda halkın tepkisini göreceklerdir. Bu konuya yarın devam edeceğiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Baki Bektaş / diğer yazıları
- Gerçek hayat ahiret hayatıdır / 09.09.2003
- Tek çare birlik / 11.09.2002
- Misyonerlik faaliyetlerinin boyutları / 30.05.2002
- Halkımız çok iyi bir gözlemci / 25.05.2002
- Derviş'e göre deniz bitti / 24.05.2002
- Aziz ol, Elazığ / 17.05.2002
- Kayseri, sen ne imişsin! / 15.05.2002
- Tek çare birlik / 15.04.2002
- Görebilmek / 08.04.2002
- En büyük terör işgaldir / 06.04.2002
- Tek çare birlik / 11.09.2002
- Misyonerlik faaliyetlerinin boyutları / 30.05.2002
- Halkımız çok iyi bir gözlemci / 25.05.2002
- Derviş'e göre deniz bitti / 24.05.2002
- Aziz ol, Elazığ / 17.05.2002
- Kayseri, sen ne imişsin! / 15.05.2002
- Tek çare birlik / 15.04.2002
- Görebilmek / 08.04.2002
- En büyük terör işgaldir / 06.04.2002