Bir padişah dervişin birine: "Allah'ın huzurunda, Allah'ın tecellisine ve yakınlığına mazhar olduğun anda, beni hatırla" dedi. Derviş: "O, huzurda, güzelliğin güneşi bana vurunca ben kendimi bile hatırlayamıyorum. Seni nasıl hatırlayayım?"cevabını verdi. Fakat, Yüce Allah bir kulunu seçip onu kendi varlığında yok ederse, bunun eteğine yapışıp ihtiyacını bundan dileyen herkesin dilediğini o adam, Allah'ın huzurunda yad etmemiş bile olsa Yüce Allah yerine getirir."Yine bir hikâyede: "Bir padişahla ona çok yakın olan bir kölesi varmış. Bu köle padişahın sarayına gitmek istediği zaman, dilek sahipleri padişaha göstermesi için mektuplar, dilekçeler verirlermiş. O, bunları cüzdanına kor, fakat padişahın huzuruna çıktığı zaman padişahın cemalinin parlamasıyla, kendinden geçmiş bir halde, padişahın önüne düşermiş. Padişah: "Benim cemalime dalıp kendinden geçen bu kulumun acaba nesi var?" diye, şevk ve aşk ile onun cebini, çantasını ve cüzdanını karıştırır, o mektupları ve dilekleri bulur, hepsinin işini yapmış, yerine getirmiş ve belki bunların bir tanesi bile geri çevrilmeden, istedikleri, fazlasıyla ve daha iyi bir şekilde hasıl olmuş olurdu. Halbuki, akılları başlarında olan kölelerin padişahın huzurunda arzettikleri, ihtiyaç sahiplerinin dileklerinden ancak yüzde biri, yerine getiriliyordu." (Fihi Mafih, Hz. Mevlana).Hz. Muhammed (sav) Mekke'de bulunduğu bir sırada gökyüzüne doğru bakıyordu. Kalbinden Kabe'nin kıble olmasını arzuluyordu. Bu iştiyakla, bu istekle yüzünü semaya döndürüyordu. Bu an, Bedir Savaşı'ndan önce Recep ayı içerisindeydi. Cenab-ı Hak, Habib-i Ekrem'ine şu ayeti inzal buyurdu: "Ya Muhammed! Yüzünü 'zaman zaman' semaya dönmüş görüyoruz. Seni razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Yüzünü hemen Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve "Ey mü'minler" nerede olursanız olunuz, siz de yüzünüzü Mescid-i Haram tarafına çeviriniz." (Bakara Sûresi: 144)Aşk, sevda, muhabbet insan hayatının doruk noktadaki gönül güneşi Allah'a yönelişin, teslimiyet kapısıdır. İki kısa hikâyeciğimizde Allah'ın ismi, yolu, sevgisi uğruna kendi benliğinden çıkmanın misallerini Mevlana anlatıyor. Kul olarak bütün işlerinde Allah'ın rızasını gözeterek, hiçbir menfaat beklentisini amellerine karıştırmayan, ihlasla ibadet görevini yerine getiren ve belki de dudakları kıpırdayıp dâ Rabb'inden birşey istemeyenlerin kalp kıpırtılarına Allah tecelli eyleyip işlerini görür. Arzuların yerine getirir.Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in "İnsan gönüldür gönül" sözü baştanbaşa bu yazının belki de özünü anlatmaya kâfidir. Siz kalbiniz ile neyi istiyorsunuz, ne kadar arzuluyorsunuz, neye yöneliyorsanız, neyi bekliyorsanız azalarınız ona tercüman olur. Allah onu murad eder. Meşhur bir sözde:"Neyi istiyorsan osun sen" deniyor.Hayatı ibadetle yaşamak, sevgi ile kucaklamak nasıl mümkün olur?Bunu anlamak için Hz. Muhammed'in (sav) örnek hayatını, ashabın, tabîinin, âlimlerimizin, gönül dostlarının hayatını nefes nefes yaşamakla mümkün olur.Abdulkâdir Geylâni'nin hayatı için özetlenen iki cümle var:"Aşk ile geldi. Kemâl ile gitti."Bir abdest alırken yüzü sapsarı kesilen (Zeynelabidin Hz.) Ehl-i beyt çiçeğinin kimin huzuruna duracağım sözündeki sevginin doruk noktasını anlatmak için çırpınıyoruz.Bilenler, yaşayanlar anlatmakta hiç zorluk çekmezler. Onların oturması, konuşması, bakışı, firaseti, sükûtu güneş ışıkları gibi etrafındakileri aydınlatır. Zaten İslam yaşamaktır.İnsan gönül ise, neyi istemeli?Dünya ve ahiret saadetini. Kardeşlerinin, akrabasının, komşularının, milletinin hayrını, iyiliğini istemeli. Hiçbir menfaat beklemeden vermeli, gitmeli, koşmalı.El fakr-u fahri: Yokluğumla iftihar ediyorum." Herşeyin yegâne sahibi, malîki olan Rabb'im sensin. Ben Senin kulunum. Bana rızanı kazandır. Bakalım Recep şahin ne diyor:"Başını sevdaya salan aşığınVarlığı bu yolda harcanır gider".
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Sabri / diğer yazıları
- Ramazanlaşmak / 17.07.2012
- III. Balkan Savaşı mı? / 28.05.2012
- Mihrabiyelerimiz; zikirden bir demet / 01.03.2012
- Ali Hoca’nın ardından / 25.02.2012
- "Türkiye Uyan!" / 31.01.2012
- Suriye Noel hediyesi olmayacak / 21.12.2011
- 9. Cüz'ü okurken, Suriye'yi düşündü? / 09.12.2011
- Şu idrake bakın / 01.11.2011
- Musiki ve hafızlarımız / 22.10.2011
- Ashâb-ı Hicr: Körlüğü seçen kavim / 10.10.2011
- III. Balkan Savaşı mı? / 28.05.2012
- Mihrabiyelerimiz; zikirden bir demet / 01.03.2012
- Ali Hoca’nın ardından / 25.02.2012
- "Türkiye Uyan!" / 31.01.2012
- Suriye Noel hediyesi olmayacak / 21.12.2011
- 9. Cüz'ü okurken, Suriye'yi düşündü? / 09.12.2011
- Şu idrake bakın / 01.11.2011
- Musiki ve hafızlarımız / 22.10.2011
- Ashâb-ı Hicr: Körlüğü seçen kavim / 10.10.2011