Hayatın herhangi bir alanında ileriye doğru bir adım mı attınız, tıpta, astronomide, fizikte yeni bir buluşla mı ortaya çıktınız, herhangi bir spor dalında ferdi başarılar, madalyalar ya da takım halinde şampiyonluklar mı kazandınız?
Bütün bu başarılar, sizin Müslüman kimliğinizden ötürü, küfür ehlini müthiş derecede üzer.
Uluslararası arenada, önemli köşebaşlarına adeta kazık çakmışlardır, pürdikkat "İslam" alemini izlemekte ve İslam ile başarının, ilerlemenin yanyana yazılmamasına azami derecede dikkat etmektedirler. İslam aleminin başarılı olabilmesi, ekonomik, siyasi ve kültürel alanda düzlüğe çıkabilmesi için ne kadar yol ve yöntem varsa dinamitlemişlerdir, yeni oluşacak imkanları da sabote etmek için köşelerinde pürdikkat oturmaktadırlar.
Gözlerinden kaçmış, tuzaklarından kurtulmuş da müslümanları sevindirecek bir gelişme olmuşsa, o sevinci gölgelemek, unutturmak için tüm imkanlarını, basın-yayın organlarını seferber etmektedirler.
Kendi hile ve desiseleri, kendi eşkıyalıkları açgözlülükleri, talan ve vurgunculukları sonucu oluşan perişanlığı da İslam'ın ve Müslümanların sefaleti diye takdim ederek sevinç çığlıkları atmaktadırlar. Bu yalanı kimi zaman kendileri söyledikleri gibi, kimi zaman da içimizden satın aldıkları bazı kuş beyinlilere söyletmektedirler.
Genelde tüm İslam alemi olarak özelde ve özellikle de bin yıldan beri İslam'ın bayraktarlığını yapmış Müslüman Türk milleti olarak sarsılmamız, sendelememiz, tökezleyip yere yuvarlanmamız ehl-i küfrü müthiş sevindirmektedir.
Hatta sevinç çığlıklarını gizleme ihtiyacı bile duymamaktadırlar. Elimizden tutar gibi yapıp, parmaklarımızın ucundan hafifçe tutup kahkahalar eşliğinde gerisin geri bırakmaktadırlar. AB de, ABD de, Roma da, Vatikan da, Kiliseler Birliği de... hepsi de düşüşümüze sevinenler arasındadır.
Yüce Kitabımız ferman buyuruyor, asırlar evvelinden uyarıyor:
"Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz" (Al-i İmran: 118)
Bu ilahi fermanın hilafına yapılan bütün açıklamalar yalandır, beyanatçılar da yalancıdır. Yaşadığımız bin yıllık tecrübe de Kur'an'ın fermanını doğrulamakta, diyalog ve hoşgörü salatasının etrafında toplananları yalanlamaktadır.
Açıklanan ayetleri düşünüp anlamaya gayret edelim, yarın çok geç olabilir.
Bütün bu başarılar, sizin Müslüman kimliğinizden ötürü, küfür ehlini müthiş derecede üzer.
Uluslararası arenada, önemli köşebaşlarına adeta kazık çakmışlardır, pürdikkat "İslam" alemini izlemekte ve İslam ile başarının, ilerlemenin yanyana yazılmamasına azami derecede dikkat etmektedirler. İslam aleminin başarılı olabilmesi, ekonomik, siyasi ve kültürel alanda düzlüğe çıkabilmesi için ne kadar yol ve yöntem varsa dinamitlemişlerdir, yeni oluşacak imkanları da sabote etmek için köşelerinde pürdikkat oturmaktadırlar.
Gözlerinden kaçmış, tuzaklarından kurtulmuş da müslümanları sevindirecek bir gelişme olmuşsa, o sevinci gölgelemek, unutturmak için tüm imkanlarını, basın-yayın organlarını seferber etmektedirler.
Kendi hile ve desiseleri, kendi eşkıyalıkları açgözlülükleri, talan ve vurgunculukları sonucu oluşan perişanlığı da İslam'ın ve Müslümanların sefaleti diye takdim ederek sevinç çığlıkları atmaktadırlar. Bu yalanı kimi zaman kendileri söyledikleri gibi, kimi zaman da içimizden satın aldıkları bazı kuş beyinlilere söyletmektedirler.
Genelde tüm İslam alemi olarak özelde ve özellikle de bin yıldan beri İslam'ın bayraktarlığını yapmış Müslüman Türk milleti olarak sarsılmamız, sendelememiz, tökezleyip yere yuvarlanmamız ehl-i küfrü müthiş sevindirmektedir.
Hatta sevinç çığlıklarını gizleme ihtiyacı bile duymamaktadırlar. Elimizden tutar gibi yapıp, parmaklarımızın ucundan hafifçe tutup kahkahalar eşliğinde gerisin geri bırakmaktadırlar. AB de, ABD de, Roma da, Vatikan da, Kiliseler Birliği de... hepsi de düşüşümüze sevinenler arasındadır.
Yüce Kitabımız ferman buyuruyor, asırlar evvelinden uyarıyor:
"Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz" (Al-i İmran: 118)
Bu ilahi fermanın hilafına yapılan bütün açıklamalar yalandır, beyanatçılar da yalancıdır. Yaşadığımız bin yıllık tecrübe de Kur'an'ın fermanını doğrulamakta, diyalog ve hoşgörü salatasının etrafında toplananları yalanlamaktadır.
Açıklanan ayetleri düşünüp anlamaya gayret edelim, yarın çok geç olabilir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025