Henüz tam tanımı ortaya konulmayan Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde partili cumhurbaşkanı istediği kişiyi bakan olarak atıyor. Meclisteki seçilmiş-atanmış tartışmaları malum.
Atananlar ne yapıyor? Kısaca bir süre sonra istifa ediyor. Kimi bakanlar sosyal medyadan istifasını duyuruyor. Kimisi affını istiyor. Kimisi hedef haline getirilip istifaya zorlanıyor ve istifa ediyor.
Hatırlayın! Süleyman Soylu, sosyal medyadan istifasını duyurdu. Cumhurbaşkanı uygun görmedi, devam etti.
Berat Albayrak yine sosyal medyadan istifasını duyurdu. Birkaç gün kimseden ses çıkmadı. Sonra uygun görüldü.
Ardından bir gece yarısı Ulaştırma Bakanı görevden alındı, yerine yargıda dosyası olan yardımcısı atandı.
Ticaret Bakanı hakkındaki iddialar belgelendi. En son sessizce istifa etti. Milli Eğitim Bakanı da sessizce istifa etti. Yerine yardımcısı atandı.
Lütfi Elvan ise adeta 'faizci' damgası vurularak görevden alındı. Yerine yardımcısı Bay Nebati atandı.
Meclis ve kameralar karşısındaki uyku pozlarıyla meşhur eski kültür ve turizm bakanı Atilla Koç'un kızı Zehra Zümrüt Selçuk Aile Bakanı olarak atandı. Bin bir iddiadan sonra affını istedi.
TBMM'de 4 dönem vekil ve bakanlık yapan Ekrem Pakdemirli'nin oğlu Bekir Pakdemirli Tarım ve Orman Bakanı olarak atandı. Affını istedi, uygun görüldü.
İstifa eden, affını isteyen bakanların hayatlarında, yaşam standartlarında isimlerinin önünde ki 'bakan' sıfatı ve bakan plakalı araç dışında değişen bir şey oldu mu? Hayır.
Yine lüküs hayatlarına devam ediyorlar. Bakanlık geçmişi ve irtibatlar sayesinde özel işlerinde daha çok kazanıyorlar.
Ama aldıkları kararlar, yaptıkları icraatlar veya yapmadıkları icraatların faturasını devlet ve millet ödüyor.
Kanunları bilmem ama durum ortadayken bu durumun müsebbiplerinin 'bana müsaade' diyerek, çekip gitmeleri bana pek ahlaki gelmiyor. Herkes bedel öderken bizzat faillerin sorumsuzluk pozları vicdanımı zorluyor.
Sıcak başlık olduğu için tarım başlığından gidelim. Rusya, Ukrayna ile savaşıyor. Biz, 'savaş uzarsa kimden buğday alacağız' telaşındayız.
Dünyanın ambargo koyduğu savaş halindeki Rusya'nın, bize Ayçiçek yağı göndermesini bakanlarımız adeta müjde olarak açıklayıp, telaşa lüzum yok mesajları veriyor.
Bu acziyettir ve devleti-milleti bu acziyete düşürenlerin hesap ödemesi gerekir.
Sayın Pakdemirli döneminde canlı hayvan ve löp et ithalatı patladı. Mersin limanındaki hastalıklı hayvanlara ne oldu, sorusu hala cevapsız.
Aynı dönemde bu ülkede soğan ve patates sıkıntısı yaşandı. Şimdi yağ ve buğday sorunu yaşıyoruz.
Basit bir örnek vereyim. Türkiye'nin 2017 yılı buğday ithalatı yaklaşık 5 milyon ton. 2018 yılında Pakdemirli, Tarım Bakanı olarak atandı. CV'sine bakınca okumuş birisi.
Yani tarımın stratejik bir kurum olduğunu, dünyada gıda savaşlarının başladığını idrak edebilecek düzeyde bir kişi. Artı Türkiye'nin tarımda kendi kendine yetebilen ülkelerden biri olduğu gerçeğini de bilen bir kişi!
Normalde hemen tarımda dışa bağımlılığı sona erdirecek uygulamalara acilen başlanması lazım. Öyle değil mi?
Koltuğa oturduğu yıl buğday ithalatımız 5,78 milyon tona çıkmış. Ama bir sonraki yıl bu rakam sıfırlanabilirdi. Çünkü Anadolu'da su var, toprak var, güneş var, yağmur var, insanda var.
Ama tam aksi oldu. Buğday ithalatı 2019'da 9,80 milyon tona, 2020'de 9,75 milyon tona çıkıp 2021'de 8,13 milyon ton olarak gerçekleşmiş.
Haliyle Sayın Pakdemirli o koltukta otururken ne yaptı, diye sormamız gerekmez mi?
Bakanlığın verilerine göre Türkiye'deki ayçiçeği yağı tüketiminin yıllık olarak yaklaşık 900 bin ton. Üretim ise 500 bin ton civarı.
Yukarıda dediğim gibi Anadolu'da su var, toprak var, güneş var, yağmur var, insanda var. Neden üretimi arttırmadınız?
Millet her alanda bedel öderken, 'istifa ediyorum, affımı istiyorum' diyen baklanlar ve o bakanları atayanlar bedel ödemeyecek mi?
Yeni Bakan
Pakdemirli'nin yerine Prof. Dr. Vahit Kirişci atandı. İlk açıklamasını şaşkınlıkla okudum.
Bakan Kirişci, "Adana'ya, Allah 2 nehir vermiş. O nehirden denize dökülen sularımız var. Bereketli ovamız var. Çukurova, dünyanın 4 verimli ovasından birisi. Su sıkıntısı olmayan bir ovayız. Cenabı hak bütün torpili bize vermiş. Bu üretimin Adana'dan dalga dalga tüm Türkiye'ye yayılması gerekiyor".
Doğru mu? Doğru.
Sayın Bakan ardında ne dedi biliyor musunuz?
"Afrika'nın özellikle kuzeyinde olmasa bile güneyinde çok ciddi alanda bakir alanlar var. Bu alandaki üretimle birlikte bunu ülke olarak yapabilecek, başarabilecek durumdayız."
Merak ediyorum! İtiraf ettiğiniz halde bu topraklara, bu millete bir garazınız mı var? Nedir bu Avrupa, Afrika, ABD hayranlığınız?
- İstanbullular neden sokağa çıkıyor? / 27.04.2025
- Ekonominin kitabını yazdılar / 26.04.2025
- 23 yıllık iktidarın her daim mazereti olabilir mi? / 25.04.2025
- Çatlayan sadece fay hatları değil ar damarıdır / 24.04.2025
- Bizim 23 Nisan’dan anladığımız / 23.04.2025
- Türkiye’ye ‘Escobar sistemi’ kurmuşlar / 21.04.2025
- ‘Erdoğan Amca adım Danya Ebu Muhsin’ / 20.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025