Yıllarca IMF üzerinden gövde gösterisi yaptılar. Önceki hükümeti karaladılar. 'IMF bizden borç istedi' diyerek, ekonomik büyüklük gösterisi bile yaptılar. Geldiğimiz nokta da ise 'borç' bulabilmek için dünyayı geziyorlar.
İyi de neden? 'Verin yetkiyi, görün etkiyi' diyen bunlar değil miydi? 'Ekonomimiz şaha kalktı, en kötüyü geride bıraktık' diyen bunlar değil miydi?
Son 3 yılda tam 4 adet ekonomi paketi açıklayan bunlar değil miydi?
Paket yetmeyince (!) önce 'ekonominin kitabını yazdık' deyip, ardından puntoları bile kopya olan 'Türkiye Ekonomi Modeli' isminde, içi boş bir kitap ortaya koyan bunlar değil miydi?
'Çin modeli' diyerek, küçük esnaf ve vatandaşı çarpan 'cin modeli', bunların uygulamaları değil miydi?
Sadece son üç ayda bile iktidarın, ekonomik iktidarsızlığı yüzünden bir avuç insan paralarını üçe, beşe, ona katlarken kur, enflasyon ve zamlarla vatandaşın ümüğünü sıkın da bunlar değil miydi?
Evet, iktidar bataklıktan çıkmak için çırpınan kişi misali, ekonomiyi düzeltmek için çırpınıyor. Ama çırpındıkça daha da batıyor, devleti de, milleti de batırıyor.
İktidar, borç bulabilmek için dünyayı geziyor, dedik. En son 15 Temmuz kalkışmasının finansörüne bile gittiler. Demek ki, Esad'da biraz para olsa Şam uçağı hazır.
Biz, İngiltere'ye dönelim. Parası olanları gözlerinden tanıyan son ekonomi Bakanı Nebati Bey, İngiltere'ye gitti.
Buluştuğu milyarderlerin gözlerindeki ışığı gördüğünü, 'yatırımcının gözlerinden anlıyorsunuz. Gözler gerçekten önemli. Bakışından, duruşundan. Tam zamanında başlayıp, tam zamanında bitirdik. Mutlu ayrıldıklarını gördük' cümleleriyle anlattı.
Bu ziyaretin mahiyetini BTP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erimhan şu cümlelerle özetledi:
"Bakan Nebati, Londra'da '100 tane banka yöneticisi ile görüştüm' diye hava basıyor.
1) Londra piyasasına böyle bir ziyaret, bir nevi kötü yola düştüğünüzün/zorda olduğunuzun ilanıdır!
2) Görüşülenler tefecidir, bildiğiniz tefeci!
3) Bir Bakanın, tefecilerin ayağına gitmesi acziyettir."
Olay budur! Yabancı sermaye hayranlığının bir hastalık olduğunu, yabancı sermaye ile biz ve bizim gibi ülkelerin sömürüldüğünü, zenginliklerinin talan edildiğini Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli'nde ayrıntılarıyla ifade ediyordu.
İnanmayanlar Kazakistan'a baksın. Dünyanın üçüncü büyük doğalgaz rezervlerine sahipsin ama vatandaşların faturalar yüzünden sokağa iniyor!
Diğer taraftan Bakan Nebati'nin, İngiltere ziyareti ile ilgili olarak BTP Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Berk'in mesajı iç politikaya kapak şeklindeydi.
Sayın Berk şöyle diyordu:
"İngiliz Konsolosu, İmamoğlu'nu İstanbul'da kabul edince işbirlikçi...
AKP'li Hazine bakanı, İngiliz tefecilerin ayağına koşunca iş bitirici...
Bu kafayla daha çook çekeceğimiz var."
Çekiyoruz zaten! Verdikleri ruhsatlarla yeraltındakilerini bitirenler şimdi hedefe yastık altındakileri koymuş durumda.
Çözüm yok mu?
Tablo karamsar ama yaşıyorsak umutta var, demektir. BTP Lideri Hüseyin Baş son gelişmeleri şöyle özetliyordu:
"Çok kötü günler Türkiye'yi bekliyor. Yılbaşı programında, 'Bu zamlar hiçbir şey, daha o kadar çok zamlar gelecek ki hayret edeceksiniz' demiştim.
Yaklaşık bir ay oldu üstüne ne kadar zamlar geldiğini gördük. Tekrar ediyorum bu zamlar da hiçbir şey. Üzerine daha ne kadar zamlar gelecek göreceksiniz.
Dolar bugün 13 lira 13,5 lira. Zannediyorlar ki doları burada tutacaklar. Milletimiz sakın kanmasın, milletimizi kandırmak için, yalancı bahar oluşturmak için dövize yine daha önce yaptıkları gibi birilerinin cebinden milyarlarca dolar aktararak müdahale edip, doları yine düşürebilirler.
Bunu yalancı bahar yaşatmak için yapabilirler. Sakın kanmayın. Bu dövizi de tutamazlar, bu enflasyonu da tutmazlar, bu piyasayı da tutmazlar.
Çünkü bunu tutmak için ellerinde hiçbir argüman, hiçbir bilgi, birikim yok. Bu, Türkiye siyasetinde hiç kimsede yok ama bizde var. Biz bunu Milli Ekonomi Modeli çerçevesinde çözebilecek yegâne yapıyız."
Peki, Milli Ekonomi Modeli ne diyor?
- Kaynakların yeterli ve ihtiyaçların sınırlı olduğu gerçeğini ispatlaması,
- Tüketim eksenli bir analiz olması,
- Adil bir gelir dağılımını sağlaması,
- Sürekli büyüme konusunu halletmesi,
- Tam istihdamı yakalayabilmesi,
- Faizi sistemden çıkarması,
- Geliri belli bir oranın altındaki kesimden vergi almaması,
- Parayı bir mübadele ve değer saklama aracı olmasının yanı sıra emeğin, üretimin, tüketimin karşılığı ve tahrik eden unsur haline getirmesi,
- Emisyonu genişletmesi, devletlere senyoraj hakkını vermesi,
- Milli paralarla ticareti devreye koyması,
- Kur politikasını düzenlemesi ve devletin ekonomiye müdahalesini kabul etmesi ile Milli Ekonomi Modeli, "insanı, esasen insanlığı temel alan" tek modeldir.
İktidar ve muhalefet bu gerçekleri hayata geçirebiliyorsa buyursunlar! Ya da işi ehline teslim etsinler…
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025