Eğer Atatürk'ün tek kelime ile özetlenmesi istenirse; "Bağımsızlık" diyebiliriz. Onun Bağımsızlığa olan sevdası sayesinde Türkiye Cumhuriyeti Devletine kavuşmuş bulunmaktayız.
Eğer bu gerçeği anlamakta zorluk çekmeye devam edersek her 10 Kasımlarda gerçekten Atamızın öldüğü gerçeğine inanmak zorunda kalırız. "O ölmedi içimizde yaşıyor" sözlerinin marşlarda, türkülerde ve şiirlerde söylenmesiyle ancak kendimizi avutmuş oluruz.Onun yaşaması fikirlerinin sosyal yaşantımızda var olduğu müddetçedir. Yoksa kuru masallarda onu yaşatmak, çok da gerçekçi değildir. Atatürk'ten sonra Cumhuriyet Hükümetleri adeta AB-ABD müttefikliği(mandacılığı) yapmasına rağmen, eğer hala Atatürkçülükten bahsedebiliyorsa, işte asıl ölümüz bu noktadadır?
Atatürk, manda ve himaye isteyenlere rağmen; işgal kuvvetlerine karşı başlattığı kurtuluş mücadelesindeki verdiği kararını tekrar tekrar okumakla belki Onu anlamanın yolunu aralamış olur kanaatiyle Nutuktan bir bölümü dikkatlerinize sunuyorum;"Bu kararın dayandığı en güçlü muhakeme ve mantık şuydu: Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun istiklâlden yoksun millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez.
Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.
Hâlbuki Türk'ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir! O halde, ya istiklal ya ölüm! İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır." Bir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa uğranacağını farz edelim. Ne olacaktı? Esirlik!
Peki efendim. Öteki kararlara boyun eğme durumunda sonuç bunun aynı değil miydi? Şu farkla ki, istiklali için ölümü göze alan bir millet, insanlık haysiyet ve şerefinin gereği olan bütün fedakârlığı yapmakla teselli bulur ve hiç şüphesiz, esirlik zincirini kendi elleriyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete bakarak dost ve düşman gözündeki yeri bambaşka olur." (NUTUK)
Ne diyelim; Selam olsun, "Bağımsız Türkiye" sevdasıyla sevdalananlara. Her 10 Kasımlarda olduğu gibi büyük Atatürk'ü rahmetle anıyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025