9 Aralık 2018 tarihli ve 'Altın'da (XAUUSD) son dip gelmek üzere mi?' başlıklı yazımızda küresel piyasalardaki altın fiyatlarını ABD Doları cinsinden incelemiş ve birilerinin ucuz altını usulca topladığından bahsetmiştik.
Altın ve ABD Doları'nın Türk Lirası üzerinden değerlendirmesine ise bugüne kadar hiç girmedik zira ekonominin durumu, siyasi etkenler, coğrafi riskler uzun bir süredir Türk Lirası'nın değer kaybedeceği ve hem altının hem de doların ve diğer para birimlerinin Türk Lirası'na karşı değer kazanacağı görünen bir gerçekti.
Siyasi belirsizliklerin arttığı bir ortamda ekonominin sıkıntılı olduğu da bir gerçek iken yine de mevcut şartlara göre aslında son derece ağır bir ifade olan 'altın ve dolarda köprüden önce son çıkış' da ne demek oluyor?
Öncelikle şunu söylemek isterim ki bu yazıyı yazmak zorunda kalmayı hiç dilemezdim.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın dolardaki artışı engellemek ya da başka bir deyimle Türk Lirası'ndaki değer kaybının önüne geçmek için geçen hafta içerisinde gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak 5 Milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdiği yerli ve yabancı basın organlarında dile getiriliyor. Henüz yalanlanmayan haberler doğru ise bu TCMB net döviz stoklarının 1990'lı yıllardan bu yana olan en düşük seviyesine gerilemiş olduğu manasına gelmektedir.
Başka bir deyimle aslında devletin kasası hızla eriyor ve Merkez Bankası maalesef son hamlelerine doğru ilerliyor.
Mevcut durumu destekleyen işaretlerden birisi de Türkiye'nin risk primi.
Türkiye'nin risk primi (credit default swap), bugünlerde uluslararası piyasada gelişmekte olan ülkeler arasındaki en yüksek 2. sıraya yerleşti. Bunun manası ise şu: Türkiye'ye verilen kredilerin geri dönmeme (ödenememesi) riski maalesef hızla yükseliyor.
Yazıyı daha fazla uzatmama gerek var mı bilmiyorum ama mevcut durum yakın zamanda altında da dolar başta olmak üzere diğer tüm para birimlerinde de olası sert yükselişleri işaret etmekte.
Ekonomimizin yöneticileri dış güçlerin ülkemiz üzerinde oyunları olduğuna dair açıklamalar yaparken haksız değiller ama dış güçlerin etkilerine karşı zayıf kalmamak, ülkeyi ve ülke ekonomisini sağlam ve dinç tutmak da kendilerinin sorumluluğu idi ve hala da öyle.
Görünen tabloda "iflastan önce son çıkış" olarak kendilerine ivedilikle 'Milli Ekonomi Modeli'nden destek almalarını ve modelin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş ile biraraya gelmelerini şiddetle tavsiye ediyorum.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cem Kayalı / diğer yazıları
- Borsa İstanbul’da yeni düzenleme şart / 11.02.2021
- Borsa İstanbul’un küçük yatırımcıları / 06.01.2021
- Atı alan İngiltere sadece Üsküdar’ı geçmedi! / 05.01.2021
- Hemen barış, şimdi barış; savaşma barış! / 22.10.2020
- Buğdayda beklenmeyen düşüş / 31.08.2020
- Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarına çağrı-III / 05.08.2020
- Türkiye, KKTC ve Doğu Akdeniz / 23.07.2020
- Tartus’u anlamadan Akdeniz’i anlamak / 12.07.2020
- Sadece ‘O’ bıkmadı! / 24.04.2020
- Kimdir Sayın Prof. Dr. Haydar Baş? / 17.04.2020
- Borsa İstanbul’un küçük yatırımcıları / 06.01.2021
- Atı alan İngiltere sadece Üsküdar’ı geçmedi! / 05.01.2021
- Hemen barış, şimdi barış; savaşma barış! / 22.10.2020
- Buğdayda beklenmeyen düşüş / 31.08.2020
- Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarına çağrı-III / 05.08.2020
- Türkiye, KKTC ve Doğu Akdeniz / 23.07.2020
- Tartus’u anlamadan Akdeniz’i anlamak / 12.07.2020
- Sadece ‘O’ bıkmadı! / 24.04.2020
- Kimdir Sayın Prof. Dr. Haydar Baş? / 17.04.2020