Yazımızın başlığı zannediyorum size de meşhur Yemen türkülerimizi hatırlatmıştır:Adı Yemen'dirGülü çemendirGiden gelmiyorAcep nedendir?
Burası huştur Yolu yokuşturGiden gelmiyorAcep ne iştir?
Gazetelerde; "Mehmetçik Lübnan yolunda" tarzında manşetleri görünce benim de ilk aklıma gelen Yemen türküleri oldu. Yemen, hiç şüphesiz ayrı bir konu ve uzun-hüzünlü bir hikaye. Mehmetçiğin Lübnan'a gönderilmesi kararı ise milletimizin yüreğini hoplatan bir karardır. İki askerinin kaçırılmasını bahane ederek bir ay boyunca Beyrut'u bombalayan İsrail, BOP'un bir parçasını hayata geçirdiği gibi, Lübnan'a Türk askerinin gönderilmesi de yine o ihanet projesinin bir parçasıdır. BM kararı gereğince Lübnan'a barış gücünün yerleşmesi ile Türk askerinin o gücün içinde yer alması farklı şeylerdir. Olayların arka planını iyi okuyanlar; işin başından beri kara bulutların Türkiye'nin üzerinde dolaştığını-dolaştırıldığını fark etmekte zorlanmıyorlar.Otuz üç gün boyunca İsrail'in katliamlarını seyreden, binlerce Müslüman'ın, kadın-çocuk ayırımı yapmadan katledilmesine seyirci kalan BM güvenilir olmaktan çıkmış, tarafsızlığını kaybetmiştir. Dolayısıyla ABD ve İsrail'in emrinde olduğundan artık hiç kimsenin kuşku duymadığı bir kurumun kararı ile fidanlarımızı Lübnan'a göndermek, cehennemin ortasına göndermekten farksızdır. Mehmetçiği göndereceğiniz coğrafyada ipler, İsrail'in ve onun baş yardımcısı ABD'nin elindedir. Bu güne kadar İslam coğrafyasını kan gölüne çeviren kararlar ve uygulamalar bu ikilin başının altından çıkmıştır. Gelinen noktayı adım adım geriye doğru biraz basiretle, biraz dikkatle takip ederseniz, başına çorap örülecek ülkeler arasında Türkiye'nin de olduğunu görmekte zorlanmazsınız. Birinci körfez savaşında,"bu çıkarmanın hedefi Türkiye'dir" tesbitini yapan Prof. Dr. Haydar Baş'ı geride kalan on beş yıl haklı çıkarmıştır. Bu gün Kuzey Irak'ta kurulan kukla kürt devleti, işte o birinci körfez çıkarmasının gayri meşru çocuğudur. İkinci işgal hareketinin bölgemize ve ülkemize neler getireceği ise geçen üç yıl içinde ortaya çıkmıştır.Son bir haftadır bu konuda yazılanları,Müslüman Türk milletinin bir ferdi olarak,devletin bekasından yana, milletin refahından başka bir düşüncesi olmayan biri olarak oturun bir okuyun,yazanların kimliklerini inceleyin,milleti ve devleti ilgilendiren meselelerde bu güne kadar yazdıklarına bakın zaten neyin hayırımıza neyin de zararımıza olduğunu rahatlıkla anlayacaksınız.Lübnan'a Türk askeri gitsin mi,gitmesin mi?Türk medyasından cevaplar: "Kendimizi kandırmayalım. Lübnan'a asker gönderme isteğinin altında ne Türkiye'nin bölgesel gücünü yaygınlaştırması var ne de Lübnan halkını İsrail saldırılarından koruma ya da ateşkesi güvence altına alma düşüncesi. Türkiye ile İsrail arasındaki sır dolu anlaşmaların bölgesel etkilerini ortada iken, Türkiye ile ABD arasında Yeni Ortadoğu Dizaynı'na ilişkin temel alanlarda işbirliği bu kadar güçlü iken, ateşkes kararının bütün maddeleri ABD tarafından hazırlanmış ve İsrail'e danışılmışken, "uluslararası güç" bir ABD planı iken, insani gerekçeleri öne sürüp bölgede asıl yapılması planlanan düzenlemeyi gizlemek, Türkiye'nin bu düzenlemedeki rolünü hasıraltı etmek, asker gönderme konusunu mecrasından çıkarmak, asıl tartışılması gerekenleri ertelemek kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil. Lübnan'ın güneyinde 30 kilometrelik bir tampon bölge oluşturulacak. Göstermelik bir Lübnan ordusu buraya yerleştirilecek. Aynı anda bir de 15 bin kişilik yabancı güç.. Ülkesini korumak bir tarafa, Lübnan ordusunun kendini koruyacak hali yok. Güney'deki Lübnan-Suriye sınırı bu güçler tarafından kontrol edilecek. Hizbullah bölgeye hapsedilecek. Lübnan'a gönderilecek gücün bunlardandan başka hiçbir görevi yok. Yolları, köprüleri tamir edecekseniz edin. Ekonomik yardım yapacaksanız yapın. Harabeye dönen köyleri imar edecekseniz edin. Ama "biz gideceğiz, ama Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına karışmayacağız" diyerek ne kendinizi ne de bizi kandırın! Konuyu sorgulayanları da boş laflarla suçlamayın sakın! Bu ülkenin hassasiyetlerini başka güçlerin bölgesel heveslerine kurban etmenin adı ne zamandan beri "çıkar" oldu? Biz, bugüne kadar bölgede olanların hemen hepsini doğru öngördük, maalesef bütün endişelerimiz gerçek oldu. Türkiye, asker gönderirse ve gücü yeterse bu silahsızlandırmada rolünü oynayacak, bu kesin! Çünkü görev tanımı Türkiye'nin dışında yapılıyor. Tanımı yapanlar, Hizbullah'ı terörist örgüt görüyor ve hesaplarını bu gücün silahsızlandırılması üzerine kuruyor. Açık konuşalım: Türkiye'nin Lübnan'da ABD ve İsrail'in çıkarlarını korumaktan başka hiçbir misyonu olmayacak!.."(İbrahim Karagül,Yeni Şafak,25-08-2006)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025