Bir askeri darbe ya da müdahale olan 27 Mayıs, iktidara geliş şekli bakımından "tepeden inme"dir. Ne var ki bu hareket, toplum içinden doğuşu ve sosyal tabanı bakımından, asıl egemen durumundaki (iktidardaki) sosyal ve siyasal güçlere karşı ve aşağıdan yukarı bir karakter gösteriyor.
Muhalefet, objektif olarak, egemen güçler ittifakının siyasal tekelini kırmak, baskılarını geriletmek hedefini gütmektedir.
Bu ortamda oluşan 27 Mayıs, gerçekleşme biçimi açısından antidemokratik; özünde ise taşıdığı fikir ve üzerine oturduğu birikimin niteliği bakımından demokratik bir yönelimi temsil etmektedir. Dolayısıyla 1961 Anayasası da bir "rastlantı" değil, bu ortamın ve koşulların bir ürünüdür.
Anayasanın demokratik karakteri kadar sivil toplumun 1960'lardan sonra kaydettiği sıçrama da bunu gösterecektir.
27 Mayıs hareketinin bir askeri müdahale, ortaya çıkan durumun da bir "askeri rejim" olmasına karşın, ülkede bir önceki dönemle kıyaslanmayacak genişlikte bir özgürlük ortamı doğdu. Bu durum, bu harekete yol açan tarihi dinamiklerle ilgiliydi. Bu nedenledir ki 27 Mayıs'ın ilk ve esas gündem maddesi, demokrasinin kurumsallaştırılmasını sağlayacak yeni bir anayasanın hazırlanması olmuştur.
1924 Anayasasının, çok partili ve dengeli bir demokrasinin işleyebilmesi için ne kadar yetersiz kaldığı olaylar içinde görülmüştü.
Diğer yanda çok partili ve dengeli bir demokrasinin asgari noktaları konusunda bir anayasal program taslağı da oluşmuştu. Dış ülkelerin deneyimlerinden de esinlenerek 1957'den beri CHP tarafından oluşturulan ve İlk Hedefler Bildirisi'yle somutlaşan bu taleplerin hemen tümü daha sonra 1961 Anayasasının köşe taşları haline geleceklerdir. Dolayısıyla, anayasal birikim yönünden de belli bir olgunluk düzeyine erişilmiştir.
Yeni Anayasayı, Milli Birlik Komitesi ile Temsilciler Meclisinden oluşan bir "Kurucu Meclis" hazırladı. Burada iki özellik dikkat çekicidir ve 1980 sonrasındaki "Kurucu Meclis" uygulamasından farklılık gösterir;
Birincisi, askeri müdahaleyi yapanların 'kuruculuk yetkisi'ni kısmen seçimle gelen bir organ olan Temsilciler Meclisiyle paylaşma yoluna gitmişlerdir.
İkinci özellik, anayasa taslağına son şeklinin verilmesi konusunda, Temsilciler Meclisinin daha yetkili kılınmış oluşudur.
Temsilciler Meclisi parti eğilimi bakımından CHP, sosyal kompozisyonu bakımından da "aydın" ağırlıklıydı.
Böylece, normal koşullarda elde edemeyecekleri bir "temsil gücü"ne erişen bu kesim, anayasa yapımında asıl ağır basan bir güç oldu.
Sosyal devlet, sosyal adalet, sosyal haklar gibi konulardaki tartışmalarda, orta tabakalardan gelen aydınlar sosyalliği savundular. Bunlara karşı çıkanlar ise genellikle büyük sermaye ile büyük toprak sahipliğine yakın temsilcilerdi.
Günümüze gelince sosyal devlet, sosyal haklar konusu yine gündemde.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
























































































