Bir Hacı amcayla konuşuyorum..
-Şu Seyfi abiyi çok severim.
-Neden?
-Akşam eve dönüşünde yemeğini yer istirahatini yapar ve Kur'an Kursuna gelirdi.
-Neden?
-Neden mi Hacı amca? Akşamın karanlığında diz çökmüş Kur'an okuyup ezberleyen hafızların sesini duymak ve görmek onun gönül dünyasında güneşler doğuruyordu.
-Aferin Seyfi'ye.
-Ya, Hacı amca onu istirahatinden kaldıran, yola revan eden Kur'an'a olan sevdasıydı. Bazen çikolata alır bazen de bir kaç lira çocuklara dağıtırdı. Demin bir delikanlı dedi ki:
-Seyfi Abi'nin iyiliğini unutmadık.
***
Bir manav dükkanındayım...
-Nasılsın Tamer?
-İyi çok şükür.
Bu esnada sırtında küfesi olan orta yaşlı amca içeri giriyor...
Manava getirdiği marulları satmak istiyor...
-Selamün aleyküm. Ben geldim. Alacan mı bugün? İhtiyacın var mı?
-Var var.
-Kaç paradan alırsın?
-Şu kadar.
-Sen biraz daha çık.
-Tamam anlaştık.
Adamcağız yemyeşil pırıl pırıl marulları boşaltırken gözlerim düşüncelerime daldı gitti.
Biraz sonra yine sırtında küfesi dört kadın geldiler.
Biri en az 50 yaşında, biri gelini ikisi 35-40 yaşlarında komşular.
Ben manava sordum:
-Nereden geliyorlar?
-Bartın'dan.
-Bartın'dan demek.
-Evet.
-Demek o kadar uzun mesafeden sırtında küfesini alıp marul, ıspanak, havuç, lahana, elma, turp, pırasa toplayıp Zonguldak'ın pazarına koşuyorlar demek.
-Evet ne var bunda?
-Çok şey var, çok şey. Şu 50 yaşındaki kadına bak. Yüzü şimdiden buruşmuş. Sırtında küfe taşıyan bu yüz bana Kuvay-ı Milliye'ye, Kurtuluş ordusuna mermi taşıyan yüzle aynı göründü. Adeta tarihe de, zamana da meydan okuyarak işte benim gayretim, çalışkanlığım, fedâkarlığım, analığım, ismetim, safiyetim hiç değişmedi. Peki ne oldu da bu gönlü, gözü, gayreti hazine olan analarımız, insanımız, özümüz varken sefalet, acizlik, tıkanıklık, kriz yaşıyoruz?
Çünkü biz özümüzü, gözümüzü, gayretimizi unuttuk. Birbirimize düştük. Oyuncak hale geldik.
***
Karaelmas minibüsü ile çarşıya iniyoruz...
Hemen geri koltukta oturan karı-koca aralarında konuşuyorlar.
-Şu tankere bak!
-Ne olmuş ki?
-Ne olacak kömür boşaltıyor. Kahroluyorum. Patlıyor ve çatlıyorum.
-Niye ki?
-Niye olacak. Bu tanker Rus bayrağı taşıyor. Kömür de oradan geliyor.
-Yanlış bilmeyesin? Kömürün canı, beşiği olan Zonguldak'a mı dışarıdan kömür gelecek.
-Dağ taş kömür dolu ama kıymet bilen var mı? Tarihi sanayii sanki talana, dolana, yalana tutulmuş. Bak Zonguldak'ın nefesi bile huzurlu atmıyor. Ah ah!.. Şu hissiyat neden mecliste bir türlü makes bulmaz.
-Benim aklım yine de almadı.
***
Zongukdak'ta insanımızın samimi duygu ve düşüncelerinden, görüntülerinden seslendim bugün de...
Burada Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in "Ben bu millete aşığım" sözünü kalbim ürpererek hayranlıkla hissediyorum. Ve milletini böylesine koruyup gözetecek iradeyi millet hasretle kucaklıyor...
-Şu Seyfi abiyi çok severim.
-Neden?
-Akşam eve dönüşünde yemeğini yer istirahatini yapar ve Kur'an Kursuna gelirdi.
-Neden?
-Neden mi Hacı amca? Akşamın karanlığında diz çökmüş Kur'an okuyup ezberleyen hafızların sesini duymak ve görmek onun gönül dünyasında güneşler doğuruyordu.
-Aferin Seyfi'ye.
-Ya, Hacı amca onu istirahatinden kaldıran, yola revan eden Kur'an'a olan sevdasıydı. Bazen çikolata alır bazen de bir kaç lira çocuklara dağıtırdı. Demin bir delikanlı dedi ki:
-Seyfi Abi'nin iyiliğini unutmadık.
***
Bir manav dükkanındayım...
-Nasılsın Tamer?
-İyi çok şükür.
Bu esnada sırtında küfesi olan orta yaşlı amca içeri giriyor...
Manava getirdiği marulları satmak istiyor...
-Selamün aleyküm. Ben geldim. Alacan mı bugün? İhtiyacın var mı?
-Var var.
-Kaç paradan alırsın?
-Şu kadar.
-Sen biraz daha çık.
-Tamam anlaştık.
Adamcağız yemyeşil pırıl pırıl marulları boşaltırken gözlerim düşüncelerime daldı gitti.
Biraz sonra yine sırtında küfesi dört kadın geldiler.
Biri en az 50 yaşında, biri gelini ikisi 35-40 yaşlarında komşular.
Ben manava sordum:
-Nereden geliyorlar?
-Bartın'dan.
-Bartın'dan demek.
-Evet.
-Demek o kadar uzun mesafeden sırtında küfesini alıp marul, ıspanak, havuç, lahana, elma, turp, pırasa toplayıp Zonguldak'ın pazarına koşuyorlar demek.
-Evet ne var bunda?
-Çok şey var, çok şey. Şu 50 yaşındaki kadına bak. Yüzü şimdiden buruşmuş. Sırtında küfe taşıyan bu yüz bana Kuvay-ı Milliye'ye, Kurtuluş ordusuna mermi taşıyan yüzle aynı göründü. Adeta tarihe de, zamana da meydan okuyarak işte benim gayretim, çalışkanlığım, fedâkarlığım, analığım, ismetim, safiyetim hiç değişmedi. Peki ne oldu da bu gönlü, gözü, gayreti hazine olan analarımız, insanımız, özümüz varken sefalet, acizlik, tıkanıklık, kriz yaşıyoruz?
Çünkü biz özümüzü, gözümüzü, gayretimizi unuttuk. Birbirimize düştük. Oyuncak hale geldik.
***
Karaelmas minibüsü ile çarşıya iniyoruz...
Hemen geri koltukta oturan karı-koca aralarında konuşuyorlar.
-Şu tankere bak!
-Ne olmuş ki?
-Ne olacak kömür boşaltıyor. Kahroluyorum. Patlıyor ve çatlıyorum.
-Niye ki?
-Niye olacak. Bu tanker Rus bayrağı taşıyor. Kömür de oradan geliyor.
-Yanlış bilmeyesin? Kömürün canı, beşiği olan Zonguldak'a mı dışarıdan kömür gelecek.
-Dağ taş kömür dolu ama kıymet bilen var mı? Tarihi sanayii sanki talana, dolana, yalana tutulmuş. Bak Zonguldak'ın nefesi bile huzurlu atmıyor. Ah ah!.. Şu hissiyat neden mecliste bir türlü makes bulmaz.
-Benim aklım yine de almadı.
***
Zongukdak'ta insanımızın samimi duygu ve düşüncelerinden, görüntülerinden seslendim bugün de...
Burada Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in "Ben bu millete aşığım" sözünü kalbim ürpererek hayranlıkla hissediyorum. Ve milletini böylesine koruyup gözetecek iradeyi millet hasretle kucaklıyor...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Feyyaz İnanç / diğer yazıları
- ‘Işıkları açın’ / 07.05.2021
- Kulluğun gerçek tarifi / 06.05.2021
- Asli ihtiyaçlar / 30.04.2021
- Mecnun’un Leylası / 29.04.2021
- Rahman Suresi-II / 21.04.2021
- Rahman Suresi / 19.04.2021
- 14 Nisan / 15.04.2021
- İmam Muhammed Et-Takî’nin (a.s) Öğütleri / 14.04.2021
- Sağlam kale Ehl-i Beyt / 12.04.2021
- Bizi deryaya salan / 08.04.2021
- Kulluğun gerçek tarifi / 06.05.2021
- Asli ihtiyaçlar / 30.04.2021
- Mecnun’un Leylası / 29.04.2021
- Rahman Suresi-II / 21.04.2021
- Rahman Suresi / 19.04.2021
- 14 Nisan / 15.04.2021
- İmam Muhammed Et-Takî’nin (a.s) Öğütleri / 14.04.2021
- Sağlam kale Ehl-i Beyt / 12.04.2021
- Bizi deryaya salan / 08.04.2021