Orta öğrenim ile üniversitelerinin uyuşmazlığı Türkiye'de tüm liseler, ilköğretim okulları ve üniversiteler devlet kontrolündedir. Bu Devlet kontrolü altındaki okulları bitiren öğrenciler yine devlet kontrolündeki üniversitelere kabul edilmemektedir. Ya Rabbim, bu ne mantık, bu ne yasadır. Devletin idaresi altındaki okullarda (mesleki okullarda) yetişen çocuklarımızı, sırf okulları sebebiyle ikinci sıraya koymak acaba hangi akıla hizmet olmaktadır? Onları üniversiteye girme sınavlarında ayrı bir şekilde değerlendirmenin sebepleri acaba hangi insani kıstaslara dayanmaktadır? Ülkemizin sosyal yapısına hep beraber bir bakalım: Acaba Türkiye'deki ailelerimiz hangi zorluklarla evlatlarını nasıl ve ne için bir an önce yetişmelerini istemekte ve ayakta durabilmelerini arzulamaktadır. Türkiye'deki bin bir çeşit zorluklarla okullara kaydolan fakir aile çocukları, daha fazla meslek okullarını tercih etmektedir. Üniversiteler ise onlar için uzun hedef sayılmaktadır. Ama başarılı olan çocuklar da bu başarılarına paralel olarak sonradan gayret ederek okutmak istemektedirler! Bunların nesrinde hata var? Neden onların önlerini bazı engellerle kesmek istiyoruz? Bırakalım onlar da istedikleri yere kaydolup okusunlar. Onların arasında kim bilir ne kadar bilim adamı ve ülke hizmetlerine adayacak hayırlı kimselerdir! Lütfen onların önlerindeki bu engelleri kaldıralım, bize yakışan da budur. 21 Yüzyılda bizlere de ancak bu düşer! Türkiye üniversiteleri ve YÖK bunlarla uğraşırken, ilim ve araştırmalarda Dünyadaki üniversite klasmanına girilememektedir. Bazı kafalarda hala ideolojiler hakim olursa bu memlekete hayır gelebilir mi? Kadro ve araştırmalarla uğraşılacağına 21. yüzyılda hala başörtüsü ile uğraşılmaktadır. Kaldı ki şu anda ülkemizde 80 küsür üniversite var. Bunların 10-15 kadarından fazla da Vakıf Üniversitesi bulunmaktadır. Onlarda da özel olmalarına rağmen aynı durum mevcuttur. Böylece kızlarımızın büyük bir kısmı dış ülkelere giderek orada tahsillerini tamamlamaktadır. Bu ülkeler arasında ise Avusturya başı çekmektedir. ABD'ye gidenler de tabii ki çok var. Fakat zeki ve fakir inançlı kızlarımız ise dışarıda çaresizlik içinde kıvranıp durmaktadırlar. Bunun yanında bazı başörtülü annelerin kendi kızlarını üniversite mezuniyet törenine bile sokmadıkları görülmektedir. Bu acımasızlığın sebebi de bazı rektörlerin akıldışı hareketleridir. Şimdi YÖK tarafından üniversite sınavlarındaki bu haksız puanlama yöntemleri ile başörtüsü meseleleri üniversitelerde ve ülkede zaman zaman büyük gerginliklere sebep olmaktadır. Ortada ise evlatlarımız vardır ve bu gerginlikler ile acımasız uygulamalardan büyük zarar görmektedirler. Meslek okullarının dünyadaki durumu Halen Dünyamız 21. yüzyılda bulunmaktadır. Bu yıllardaki teknoloji ve bilgi namütenahi büyük ilerleme göstermektedir. Her gün yen buluşlar ve yeni uygulamalar dikkat çekmektedir. Ülkeler arasında büyük bilgi rekabeti ve yarışma olmaktadır. Bir taraftan sanayi kuruluşları buna ayak uydurmaya çalışırken öte taraftan kalifiye ve bilgili elemanların yetiştirilmesi gerekmektedir. Okullaşma oranı oldukça düşük olan bazı fakir bölgelerimizde aile geçimleri oldukça zor temin edilebilmektedir. O bölgelerdeki ailelerimiz çocuklarının ellerine bir an öce bir MESLEK ALTIN BİLEZİ?İ takmak istemektedir. Onun için onları kısa yoldan meslek sahi olma çabası mevcuttur. Buna ise en müsait okullar MESLEK OKULLARIMIZDIR. Dünyada Klasik liseler artık terk edilmektedir. Şu anda Dünyanın en gelişmiş Ülkelerinde Meslek okulları lise okullarına göre çok daha fazladır. Bazı Ülkeler 3 bazı Ülkelerde ise bu oran 4 misline varmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki Meslek okullarına çok büyük ihtimam - özen gösterilmektedir. Bizde ise sanki ikinci sınıf değerinde okullar olarak bir imaj oluşturulmak istenmektedir. Bu durum ise tamamen hatalıdır ve hem halkımıza hem de Ülkemize büyük zarar getirmektedir. İdarecilerimizin ve bilhassa YÖK ün bir an önce bunu anlaması gerekir. Bazı kimselerin belki kafaları İdeolojilere saplanmış olabilir. Ama bundan Tüm ülkenin zarar görmesi hem yazıktır hem de günahtır. Hatta insanlığa aykırıdır. Eğer geleceğimize alenen kasteden yoksa ir an evvel bu konuları halledilmesi acilen gerekmektedir. Çünkü dünyada durma ve bekleme diye bir şey yoktur. Kadrosuz kalanlar bilgisi olmaktadır. Bilgisiz olanlar ise başarılı olamazlar!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Cahit Babuna / diğer yazıları
- Batı kültüründe toplumsal çöküş -2- / 22.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006