Artık tescil edilmiştir ki, özelleştirme ve yap-işlet-devret modeli bir ülkeyi ekonomik olarak etkisiz hale getirmenin en kolay, en zahmetsiz ve de en kârlı yoluymuş.
Yine özelleştirme ve yap-işlet-devret modelinin bir başka özelliği de çokça açılış, çokça alkış ve sloganlarla halkın gözünü boyama ve iktidarını sağlamlaştırma mantığıymış.
Duble yollar yaptık, devası binalar, hastaneler yaptık, her ile üniversite açtık, denizlerin altından tüneller yaptık, dağları deldik, havalimanları yaptık, köprüler yaptık, yaptık, yaptık, yaptık dediler.
Oysa geri dönüp baktığımızda hiçbir şey yapmamışlar, yaptırmışlar. Bir daha tekrar ediyorum; yaptırmışlar.
Nasıl? Senden, benden (vatandaştan) topladıkları 2 trilyon TL'den fazla vergiyle. Başka? 70 milyar dolara sattıkları devlet kurumlarından gelen parayla. Yetmemiş! 500 milyar dolara yakın bir borçlanmayla.
Ama yıllardır övünülen ve hâlâ alkış alan bu projelerin maliyetleri bitmedi, bitmiyor. Neden?
Misal, gündemde Kütahya Zafer Havalimanı var. Çok büyük alkışlarla açılmıştı. Ama açıklandı ki, havalimanı zarar ediyor, işletmeci kâr ediyor. Peki, kim işletiliyor? Tabi ki alkışlayanlarla, benim gibi yazanlar. Hep beraber milletçe işletiliyoruz.
Her ile üniversite açtık, söylemleri ve alkışları malum. Sayın Cumhurbaşkanı ve ilgili bakanın üniversite okuyan ve bitirenlere bakış açısı da malum. Okuyarak işletildin mi, öyle değil mi?
Fatih projesi vardı. Hatırladın mı? Çokça alkışlamış, evlatlarımız artık çağdaş eğitim alacak diye sevinmiştin. Ne oldu o projeye haberin var mı? Ben söyleyeyim; birileri çok iyi paralar kazandı. Sen ise yine işletildin!
Bak! Yavuz Selim Köprüsü var. Muasır medeniyetin simgesi olarak tanıtılmıştı. Çok da alkış almıştı. İşletmeci firma kârına kâr katıyor. Diğer taraftan geçen de pişman, geçmeyen de pişman.
Neden? Aynen Osmangazi Köprüsü örneğinde olduğu gibi. Öyle bir anlaşma yapılmış ki, öde öde bitmiyor. Geçen de ödüyor, geçmeyen de ödüyor. Hatta rakamlara göre böyle bir anlaşma yapılmasaydı ödenen para ile aynı köprüden iki tane daha yaptırabilirmişiz. Yani birileri işletmeci olmuş millet ise işletilen olmuş. Alkışı ise iktidar almış.
İşletmecilik ve işletilenlere örnekler bitmedi, bitmez de... Avrupa'nın en büyüğü, dünyanın üçüncüsüydü yanılmıyorsam. Akıl almaz, örneği olmayan bir paraya ihale edildi. Tam kapasite olmasa da apar-topar açıldı. Malum anlaşma yine yapılmıştı. İşletmeci kâr edecekti. Bu kârı da hükümet, uçandan, kaçandan, kaçamayandan ve de alkışlayanlardan toplayacaktı. Öyle olmuyor mu?
Ya şehir hastaneleri! Aynı işletmeci mantık ve aynı tahsildar ve aynı sonuç; "Şehir hastanelerimize bakın. Zarar ettiğini söylüyorlar. Halkımıza hizmet etmek için zarar ediyorsak varsın zarar edelim."
Kim zarar ediyor? Hazine. Hazinenin geliri nereden? Vatandaştan toplanan vergiler, zamlar, cezalar.
Peki, halk için halk zarar ettirilir mi? Hadi ettirildi, diyelim ki ettiriliyor(!) halk bu zararı nasıl alkışlar?
Benimki de soru yani!
Devletin devasa kurumlarını sattılar, alkışlandılar.
Üretim tesislerini, tarım alanlarını, limanları, şeker fabrikalarını sattılar, alkışlandılar.
Karadeniz'de bakır işletmelerini sattılar, alkışlandılar.
'Lozan'a göre çıkaramıyoruz' diyerek vatandaşı inandırıp, 100 binden fazla maden ruhsatı verdiler, maden sahalarını sattılar yine alkışlandılar.
'Ekonomiyi 50 milyon dolar yükten kurtardık' diyerek tank-palet fabrikasını da sattılar. Yine alkışlandılar.
Satılacak bir şey kalmadı. Şimdi hayal satıyorlar, kahramanlık nidalarıyla dünyaya meydan okuyorlar. İşin garibi bir kesim hâlâ alkışlıyor.
Bakalım nereye kadar!
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Bu ülkede zor olan Türk olmakmış! / 23.03.2025