İnsanların sosyal yaşantılarının düzen içerisinde olabilmesi için, moral değerlerinin yüksek seviyede olması lazımdır. Türk Milletinin tarihinde örneklerine sık rastladığımız başarıların temelinde onun üstün bir moral seviyesine eriştiğini görürüz. Onun içindir ki; vatanı uğruna "feda-i can" gerektiğinde seve seve vermiştir.
Haçlı Batıdan akıl almaya başladığımızdan bu yana bu milletin ne yüzü güldü, ne de doğru dürüst moral değerleri kaldı. Neticede de hem vatandaşlar arasında, hem de devlet-millet arasında sevgi bağları koptu. Dün yoluna can feda edenler, bu gün devletine düşman hale getirildi. Bunda en büyük etken, yanış idareler sayesinde; devletin "baba" rolünü bırakıp adeta ona işkence çektiren bir konuma gelmesidir. Devlet, veren el olmaktan çok, sürekli alan el olmuştur. Devlet sözüm ona, sosyal dengeyi korumak, sevk ve idareyi sağlamak adına sürekli artan bir vergi politikası uygulayarak, vatandaşı canından bezdirmiş, bu işleri sürdürebilmek için, sürekli borçlanmış, aldığı borç ve faizleri de yine vatandaşın sırtına yükleyerek, sırtındaki kamburu artırmıştır. Gerek devlet gerekse de milletin şahsi borçları vatandaşın sosyal yaşantısında onun moral değerlerini altüst etmiştir. Bu olumsuzluk da bizzat Başbakan tarafından; "borç yiğidin kamçısındır" (!) diye nitelendirilmiştir. Halbuki borçlarla sürekli sırtı kamçı yiyen milletin hali haraptır, sırtı yaralar içindedir, dayanacak gücü kalmamıştır..!
Şimdi de vatandaşın tabiriyle "Deli Dumrul" yasaları diye adlandırılan, hayatın her safhasında yaşamı güçleştirecek vergiler devre girmek üzeredir. Evinin önündeki aracının park ücretinde tutun, sokak lambalarının tükettiği elektriğin bile parası vatandaşa yansıyacak, var olan vergiler artırılarak zaten zorla yürütülmeye çalışılan sosyal yaşantısı tarumar olacaktır.Geçimini sağlamaktan aciz vatandaşı bekleyen yeni vergilerden bazıları;*Arabası olanlar günlük 7 YTL park parası ödeyecek *Doğalgaza yüzde 5 ek vergi *Tek konutu olan emekliler artık emlak vergisi ödeyecek *Kahvehaneler ve kafeler eğlence vergisi ödeyecek
Sosyal adaletin sağlanması için devlet, "alan el değil, veren el" konumuna getirilmesi lazımdır. Bu da sürekli artan vergilerle yükleri vatandaşın sırtına yükleyen, çürüyen kapitalist düşünce eksenli sistemlerle mümkün görülmemektedir.
Sosyal adaletin sağlanması, vatandaşın moral değerlerini yükseltmeyi, sosyal adalet ve refahı esas alan, vergi yükünün vatandaşın sırtından kaldırılmasını sağlayacak bir modelle mümkündür. Bu model Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli ekonomi Modeli" ve "Sosyal Devlet Milli Devlet" tezidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025