Dedelerinin yaptıklarını, yazdıklarını, çektiklerini ve ikazlarını unutan torunlar tora düştü, oyuna geldiler.Dedelerin yaptıklarını inceleme, seslerine kulak verme zamanı ve yazdıklarına göz atma günüdür.Buyurun:"(Tarih öğretmenlerine hitaben) Sizler üzerinize büyük bir sorumluluk almış bulunuyorsunuz. Genç beyinler ancak sizlerden ilham alacak ve kurtulan vatanı bayındır yapacaklardır. Bir öğrenci cebirden bir formül unutabilir, kimyadan belki bir madeni hatırlayamaz. Fakat efendiler, bir öğrenci tarihini asla unutmamalıdır ve ona tarihi unutturulmamalıdır. O öğrenci şanlı tarihinden bir sayfa unuttuğu gün ülke uçuruma yuvarlanıyor demektir.İşte değerli tarih öğretmeni efendilerden isteğim şudur ki verdikleri derslerin sorumluluğunu kavrasınlar ve ona göre ellerine teslim edilen genç beyinlere gerçekleri anlatsınlar. Bu yapıldığı gün tarih öğretmenleri ülkeye en az kanını tarih için dökmüş kahramanlar kadar hizmet etmiş olurlar. Aksi halde kabahat tarihini bilmeyen gençte değil öğretmendedir. Bunu asla affetmem" (Başbuğ Atatürk, 19)."Ağustos 1919?Erzurum'da Mustafa Kemal ve arkadaşları, Sivas'a gitmek için hazırlık yapıyorlar. Bugün Mazhar Müfit Bey, kendilerini götürecek araba aradı, para konusu tartışıldı. Mazhar Müfit Bey, sözü değiştirip Amerikan mandasına getirince Mustafa Kemal şöyle dedi:Ahmaklar, memleketi Amerikan mandasına, İngiliz himayesine terk etmekle kurtulacak sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bütün bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gitmekte olan Türk istiklalini feda ediyorlar" (Aynı eser, 30).Bu cümle, gösterişli bir çerçeve içinde duvardaki yerini almalıdır.Tora düşen torunlar olarak okumamızı sürdürüyoruz:"27 Ağustos 1919?Erzurum'da Mustafa Kemal ve yanındakiler bütün gece Amerikan mandası konusunu görüştüler. Mustafa Kemal, manda konusunda yazışmaların bulunduğu dosyadaki Vasıf Bey, Ali Fuat Paşa, Halide Edip ve Selahattin Bey'den gelen mektupları okuttu ve şöyle konuştu:İstanbul bir Amerikan mandası tutturmuş gidiyor. Bu olmayacaktır. Türkiye istiklal bütünlüğüne sahip olacaktır. Bunu istemekte devam edeceğiz. Amerikalılar bizim kara gözümüze aşık olacaklar? Bu ne hayal, bu ne gaflettir. Amerikan mandası diye çırpınanlar, düşman işgali altında bulunan, sinirleri ve zaafları ile bu millete inanmayanlardır. Bizim hayal ve macera peşinde koştuğumuzu sananlardır. Hakimiyet-i Milliye ve Meclis-i Milli kararını ifadelendirmeyen hiçbir anlaşmayı, hiçbir taahhüdü kabul etmeyecek ve tanımayacağız. Tek ve değişmez parola şudur: Tek tepe, tek kurşun kalıncaya kadar mücadele?" (Aynı eser, 32)."1 Aralık 1921?Bizi yok etmek isteyen emperyalizme ve bizi yemek isteyen kapitalizme karşı milletçe mücadeleyi gerekli gören bir mesleği izleyen insanlarız. Biz, hayatını, bağımsızlığını kurtarmak için çalışan emekçileriz. Ne demokratız, ne sosyalist; biz bize benzeriz" (Aynı eser, 37)."? Büyük devletler, şimdiye kadar bize şu veya bu sorunlarda gösterişli yardımlarda bulunuyor görünüyorlar, oysa ekonomik tutsaklıkla bizi felce uğratıyorlardı. Öteden beri, bize bazı şeyleri vermiş gibi, bizim haklarımızı tanımış gibi bir durum alırlar, gerçekte, ekonomide elimizi kolumuzu bağlarlardı. Bu tutsaklığa katlanan devlet ileri gelenleri hoşnuttu. Çünkü görünüşte azametli bir İstiklal sağlamışlardı. Bunlar,ekonomik mahkumiyeti kavrayamamış bedhahlardı.?Milletimizin temel yararı ile ilgili konularda yabancıların bizce hiçbir önemi yoktur. Biz gidişimizi, yabancıların görüşlerine uydurma güçsüzlüğünü kötü görenlerdeniz.Milletimizin kabahati, efendiler, merkezi hükumetin icraatıyla Avrupa'nın namusuna aşırı güven göstermiş olmasıdır. İşte bu kabahatten dolayı kendi kıymetini, niteliğini, erdemlerini unutturmak derecesine düşmüştür.?Tanzimat döneminden sonra, devlet ecnebi sermayesinin jandarmalığını yapmaktan başka bir şey yapmamıştır. Artık her uygar devlet gibi yeni Türkiye de bunu kabul edemez. Burası emir alma ülkesi değildir.?Eğer "yabancı düşmanlığından", o kadar pahalı elde edilen bağımsızlığa gölge düşürebilecek her şeyden nefret etmek anlamı çıkarılırsa, evet bizim yabancı düşmanı olduğumuz söylenebilir?" (Aynı eser, 127).Evet, sayın tora düşen torunlar! En azından son yirmi-otuz yılda bu hakikatler milletin çocuklarına layıkıyla öğretilseydi, bu gün bu millete Avrupa kapılarını, Amerikan kapılarını bir hacet kapısı olarak gösterenler, o kapılardan gelen her emri ferman kabul edip baş kesenler, koltuklarını kavileştirmek için milletin istiklalini ve istikbalini pazarlık konusu yapanlar el üstünde tutulur, el bebek-gül bebek muamele görürler mi idi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025