Taksim takıntısını bırakın işçinin hakkını savunun
Her sene 1 Mayıs yaklaşırken sendikalar ve sözüm ona işçinin hakkını savunduğunu iddia eden kurumlar ve merkezler hep bir ağızdan Taksim'de kutlama yapmak istediklerini fakat hükümetin buna izin vermediğinden şikâyet ediyorlar.
1 Mayıs günü işçi haklarının en üst düzeyde seslendirilmesi gereken bir gün olması için büyük bir fırsat olmasına rağmen işçilerin gerçek problemleri bu Taksim takıntısından dolayı gündeme gelmemektedir.
Aslında Taksim tartışmaları işçinin haklarını vermek istemeyen ve gerek ücretlerde gerekse çalışma koşullarında iyileştirme yapmaktan kaçınan iktidarların işine geliyor.
Bütün 1 Mayıslar Taksim tartışmalarının kurbanı oluyor.
1 Mayıs İşçi Bayramında tartışılması gereken asıl konu işçilerin enflasyonun çok altında zam almaları ve iş güvenliğinin yetersiz kaldığı ülkemizde iş kazalarında Avrupa'da ve dünyada ön sıralarda olmamız konuları hemen hemen hiç dile getirilmiyor.
Hâlbuki bundan 3 ay önce İliç'te en büyük bir çevre felaketiyle beraber 9 canımızın, işçimizin hayatını kaybettiği o kazanın iş güvenliği ile ilgisi yeterince gündem olmadı.
Aslında İliç'teki facia sadece işçi hakları açısından değil başta iş güvenliği ve Türkiye'nin kaynaklarının sömürülmesi açısından da son derece olumsuz bir tabloyu önümüze seriyor.
Bu seneki 1 Mayıs kutlamalarının merkezinde İliç'teki kazanın daha çok tartışılması, konuşulması ve sorumlularından hesap sorulması gerekiyordu. Fakat olmadı çünkü Taksim takıntısı bir örtü gibi iktidarın bütün ayıplarını yine gizlemeye yetti de arttı bile.
Diğer taraftan krizin sorumlusu olarak işçiler ve sabit gelirliler görülürken emeğin sömürülmesi üzerine kurgulanan ekonomik yapı da sürdürülebilir olmaktan çok uzakta hatta çatırdamaktadır.
Sendikaların ve işçi, emekçi temsilcilerinin gündeme getirmesi gereken asıl konu kapitalizmin ve bugün hükümetin uyguladığı IMF programının yanlışlığı üzerine olması gerekir.
İşçi temsilcileri Milli Ekonomi Modeli'ni baz alarak kendi haklarını çok yönlü bir şekilde savunabilirler.
Prof. Dr. Haydar Baş, işçi haklarını ve ücret politikasını Milli Ekonomi Modeli'nde uzun uzadıya anlatmıştır.
Milli Ekonomi Modeli'nde işçi hakları ile ilgili birkaç başlığı sıralayabiliriz;
İşsizlikle mücadele ilk hedef olmaktan çıkmış enflasyonla mücadele öne çıkmıştır.
İşsizlik ve istihdam tariflerinde değişiklik yapılarak işsizlik rakamları çok daha düşük gösteriliyor. Örneğin:
-İş bulma ümidi olmayanların işsiz kabul edilmemesi
-Ücretsiz aile işçiliği kavramı
-Yarı zamanlı işçi tarifi
gibi kavramlarla işsizlik oranları çok düşük gösteriliyor.
İşçi ücretleri asgari geçim sınırında tutuluyor.
%5 düzeyindeki işsizlik oranı doğal işsizlik olarak kabul edilirken bu sayede işçilerin birbirleriyle rekabeti sonucu işçi ücretlerinin düşürülüp maliyetlerin düşürülmesi hesaplanıyor. Yani krizler işçiye fatura ediliyor.
Maliyet enflasyonunun en önemli kaleminin işçi ücretlerindeki artış olduğu görüşü de zaten bu anlayışın sonucudur.
Enflasyonun asıl sebebi işçi ücretlerine yapılacak zamlar değil de hammadde girdilerindeki inanılmaz artışlar, istihdam vergilerinde ve enerji maliyetlerinde aramak gerekir.
Kapitalist anlayışa göre belli oranlardaki işsizlik çalışan bireylerin işten atılma korkusunu kamçıladığı için işçilerin daha verimli çalışmalarını sağlayacaktır.
Ayrıca kapitalist anlayışlara göre işçi ücretlerini düşük kalması işçilerin kardan daha az oranda pay alması manasına geleceği gibi işçi ücretlerini düşük kalması nüfus artışını da azaltacaktır.
Son olarak fiyat ücret sarmalı diye bir kavram uydurup işçi ücretleri arttığı zaman fiyatları artıracağı görüşü son derece haksız gelir paylaşımına sebep olmaktadır.
Milli Ekonomi Modeli'nde işveren ile işçi birbirini tamamlayan bir bünyenin iki parçası olarak görülmekte ve toplumun tamamının refah düzeyini yükseltecek büyüme, ekonomik büyüme olarak kabul edilmektedir.
- İç cephe nasıl tahkim edilir? / 04.11.2024
- Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu / 03.11.2024
- Çözüm değil çözülme süreci / 25.10.2024
- Hazine üzerinde oturan dilenci olmayalım / 20.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor -2- / 13.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor / 06.10.2024
- Siper savaşları out Siber savaşları in / 23.09.2024
- Açlık sınırı = asgari ücret + 10.268 TL / 19.09.2024
- Lütfen herkes işini yapsın / 14.09.2024