Cüneyt Zapsu denince siyaset dünyasında çok şeyler akla gelir. Ama halk nazarında iki olay hep tazedir. Cüneyt Zapsu büyük bir aşiretin varlıklı bir ailesinin çocuğu. Yurt içi ve dışında bayağı etkin bağlantıları olan, geçmişte de siyasette etkin, son dönemde ise AKP kurucuları arasında yer alan bir isim. Zaten bir iki tıkla nerede, kiminle, ne işler yaptığını öğrenebilirsiniz…
Ama halk onu nasıl tanıyor; Koskoca Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı hakkında söylediği “BU ADAMI KULLANIN” tabiri ile tanıyor. Evet, Başbakanın danışmanı ABD’de nasıl bir etki ve nasıl bir yetkiye sahipse, Başbakanı için birilerinden bir şeyler istirham ediyor. Tam metni şöyle;
“Bu adam dürüst bir adam. Kendi inançlarına sahip ve bu inançlarında samimi. Lütfen şunu yapmaya çalışın… “Sömürmek” kötü bir kelime, ama kullanmak… Bu adamdan yararlanın. Çünkü bu kişinin çok itibarı var, hem kendi inançları nedeniyle Müslüman dünyasında, hem de Batı tipi demokrasiye inanıyor. Bence onu devirmeye çalışmak, delikten aşağı koymak yerine onu kullanın… Burada ve Avrupa’da bundan yararlanmalısınız. Teklifim budur.”
Akleden bir toplum için çok acı bir tablo. Gerçi o günlerde bir iki AKP vekili tercüme hatası filan dedi ama teyp kaydı ortadaydı ve gerçek saklanamadı. Ama ilginç olan ne milletin ne de muhalefet partilerinin; hop! Ne oluyor? Sen kimsin? Kim kimi kullanıyor? sorularını sormadı, sorgulamadı…
Yine o günlerde bir maliye bakanı vardı. Oğlu Bulgaristan’dan mısır ithal rekorları kırıyordu. Kendi de babalar gibi satıyordu. Hatırladınız mı? Kemal Unakıtan. Sayın Bakana gazeteci Çiğdem Toker, Cüneyt Zapsu hakkında zor bir soru sordu:
“Cüneyt Zapsu ile Yasin El Kadı arasındaki kara para trafiğini belgeleyen MASAK raporunu sümen altı ettiğiniz ve işleme koymadığınız söyleniyor. Bu konuda ne yaptınız?”
Unakıtan; “O raporu savcılığa gönderdik. Savcılıkta”
Ertesi gün Zapsu yazılı bir açıklama yaptı: “Benim böyle bir savcılık soruşturmasından bugüne kadar bilgim olmadı. Böyle bir şeyin olduğunu da zannetmiyorum.”
Cumartesi günü ise gazetelerde bir haber vardı. Başbakanlık, CHP Adana Milletvekili Kemal Sağ’ın soru önergesine verdiği yazılı yanıt: “Cüneyt Zapsu adında bir personelin Başbakanlık Danışmanı olmadığı kayıtlarımızdan anlaşılmıştır.” diyordu.
Ya işte böyle. Başbakanın böyle bir danışmanı olmadığı kayıtlardan anlaşılmış.
Geçtiğimiz yılın son aylarında Başbakan, Cumhurbaşkanı olacak mı? Tartışmalarında da Cüneyt Zapsu, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odasının düzenlediği toplantıda ilginç değerlendirmeler yaptı Erdoğan için.
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın istemesi halinde Cumhurbaşkanı olabileceğini söyledi. Başka; “… Son 9 yıldır ülkemiz çok ciddi gelişme gösterdi. Dünyaya ciddi şekilde kafa tutmaya başladık. Bakınız daha 4 gün önce Fransa pasaport polisine bu yakamdaki Türk Bayrağı rozetini utanmadan, sıkılmadan gözüne sokabiliyorsam bu genel bir dönüşümün neticesidir.”
“AK Parti’yi muhafazakâr, demokrat parti diye tanımlarlar. Ben öyle tanımlamıyorum. Bence AK Parti devrimci bir partidir. Çünkü 2 bin 600 kanun değiştirmiş…”
“Başkanlık sistemi keşke olsa. Bugün Türkiye’deki siyasi sistemin mutlaka değişmesi lazım. Türkiye’de zaten gizli bir başkanlık sistemi vardır, Türkiye’nin başkanı vardır ancak bu başkana bir mesuliyet verip kontrol altına alıp bunu bir kurumsallaştırmamız lazım…”
Türkiye’de gizli bir başkanlık sistemi ve gizli bir başkanı olduğunu iddia eden, AKP’yi devrimci diye tanımlayan ama Başbakanlık kayıtlarında adı geçmeyen Zapsu, Suriye konusunda yine gündeme geldi. Tıpkı; (Bu adamı) delikten aşağı koymak yerine kullanın, kehaneti gibi Arap Baharı ve AB ülkelerinde yaşanan krizin Türkiye için önümüzdeki yıllarda avantaj yaratacağı öngörüsünde bundu. Hatta Suriye hususunda “Bu yıl Suriye’de yönetim değişikliği olacak. Bu fırsatı kaçırmamalıyız. Suriye, bizim için iyi bir pazar olacak” dedi. (DHA 02.05.2012)
Evet, Suriye, Müslüman kanı, haçlı ile işbirliği ve iyi bir pazar. Bu denklemi hangi mantık kurabilir? Bu denklemi Hangi mantık kabul edebilir? Bu denklemin faturasını hangi güç ödeyebilir veya ödeme cesareti gösterebilir? Yoksa hesap gününe inanmıyor musunuz?
Ama halk onu nasıl tanıyor; Koskoca Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı hakkında söylediği “BU ADAMI KULLANIN” tabiri ile tanıyor. Evet, Başbakanın danışmanı ABD’de nasıl bir etki ve nasıl bir yetkiye sahipse, Başbakanı için birilerinden bir şeyler istirham ediyor. Tam metni şöyle;
“Bu adam dürüst bir adam. Kendi inançlarına sahip ve bu inançlarında samimi. Lütfen şunu yapmaya çalışın… “Sömürmek” kötü bir kelime, ama kullanmak… Bu adamdan yararlanın. Çünkü bu kişinin çok itibarı var, hem kendi inançları nedeniyle Müslüman dünyasında, hem de Batı tipi demokrasiye inanıyor. Bence onu devirmeye çalışmak, delikten aşağı koymak yerine onu kullanın… Burada ve Avrupa’da bundan yararlanmalısınız. Teklifim budur.”
Akleden bir toplum için çok acı bir tablo. Gerçi o günlerde bir iki AKP vekili tercüme hatası filan dedi ama teyp kaydı ortadaydı ve gerçek saklanamadı. Ama ilginç olan ne milletin ne de muhalefet partilerinin; hop! Ne oluyor? Sen kimsin? Kim kimi kullanıyor? sorularını sormadı, sorgulamadı…
Yine o günlerde bir maliye bakanı vardı. Oğlu Bulgaristan’dan mısır ithal rekorları kırıyordu. Kendi de babalar gibi satıyordu. Hatırladınız mı? Kemal Unakıtan. Sayın Bakana gazeteci Çiğdem Toker, Cüneyt Zapsu hakkında zor bir soru sordu:
“Cüneyt Zapsu ile Yasin El Kadı arasındaki kara para trafiğini belgeleyen MASAK raporunu sümen altı ettiğiniz ve işleme koymadığınız söyleniyor. Bu konuda ne yaptınız?”
Unakıtan; “O raporu savcılığa gönderdik. Savcılıkta”
Ertesi gün Zapsu yazılı bir açıklama yaptı: “Benim böyle bir savcılık soruşturmasından bugüne kadar bilgim olmadı. Böyle bir şeyin olduğunu da zannetmiyorum.”
Cumartesi günü ise gazetelerde bir haber vardı. Başbakanlık, CHP Adana Milletvekili Kemal Sağ’ın soru önergesine verdiği yazılı yanıt: “Cüneyt Zapsu adında bir personelin Başbakanlık Danışmanı olmadığı kayıtlarımızdan anlaşılmıştır.” diyordu.
Ya işte böyle. Başbakanın böyle bir danışmanı olmadığı kayıtlardan anlaşılmış.
Geçtiğimiz yılın son aylarında Başbakan, Cumhurbaşkanı olacak mı? Tartışmalarında da Cüneyt Zapsu, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odasının düzenlediği toplantıda ilginç değerlendirmeler yaptı Erdoğan için.
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın istemesi halinde Cumhurbaşkanı olabileceğini söyledi. Başka; “… Son 9 yıldır ülkemiz çok ciddi gelişme gösterdi. Dünyaya ciddi şekilde kafa tutmaya başladık. Bakınız daha 4 gün önce Fransa pasaport polisine bu yakamdaki Türk Bayrağı rozetini utanmadan, sıkılmadan gözüne sokabiliyorsam bu genel bir dönüşümün neticesidir.”
“AK Parti’yi muhafazakâr, demokrat parti diye tanımlarlar. Ben öyle tanımlamıyorum. Bence AK Parti devrimci bir partidir. Çünkü 2 bin 600 kanun değiştirmiş…”
“Başkanlık sistemi keşke olsa. Bugün Türkiye’deki siyasi sistemin mutlaka değişmesi lazım. Türkiye’de zaten gizli bir başkanlık sistemi vardır, Türkiye’nin başkanı vardır ancak bu başkana bir mesuliyet verip kontrol altına alıp bunu bir kurumsallaştırmamız lazım…”
Türkiye’de gizli bir başkanlık sistemi ve gizli bir başkanı olduğunu iddia eden, AKP’yi devrimci diye tanımlayan ama Başbakanlık kayıtlarında adı geçmeyen Zapsu, Suriye konusunda yine gündeme geldi. Tıpkı; (Bu adamı) delikten aşağı koymak yerine kullanın, kehaneti gibi Arap Baharı ve AB ülkelerinde yaşanan krizin Türkiye için önümüzdeki yıllarda avantaj yaratacağı öngörüsünde bundu. Hatta Suriye hususunda “Bu yıl Suriye’de yönetim değişikliği olacak. Bu fırsatı kaçırmamalıyız. Suriye, bizim için iyi bir pazar olacak” dedi. (DHA 02.05.2012)
Evet, Suriye, Müslüman kanı, haçlı ile işbirliği ve iyi bir pazar. Bu denklemi hangi mantık kurabilir? Bu denklemi Hangi mantık kabul edebilir? Bu denklemin faturasını hangi güç ödeyebilir veya ödeme cesareti gösterebilir? Yoksa hesap gününe inanmıyor musunuz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025