ABD başkanının iki dudağı arasından "soykırım" sözleri çıkmasın diye her yıl olduğu gibi bu yılda sözde soykırım iddiaları yine bütün dünyanın gündemine sokuldu.
Zaten her türlü tavizi vermeye hazır bir suçluluk psikolojisi içerisinde olan AKP hükümeti de birilerinin ağzından soykırım lafı çıkmasın diye, ABD'ye ve Ermenistan'a bazı tavizler vermiş oldu.
ABD'ye verilen taviz malumunuz olduğu üzere, İncirlik'in kapsamının genişletilerek süresinin uzatılması olmuştur. ABD ile İncirlik konusunda yapılan anlaşma gizli olarak yapılmış, meclisteki vekillerle bile paylaşılmadan ve Resmi gazetede yayınlanmadan içeriği tam olarak bilinmeyen bir anlaşmayla İncirlik üssünün süresi uzatılmıştır.
Bush, 24 Nisan'da "Ermeni Anma Gününde, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde 1.5 milyon kadar sürgüne zorlanan, kitle halinde öldürülen Ermenileri hatırlıyoruz. Bu korkunç olayı, pek çok Ermeni (büyük felaket) olarak anıyor. Bu korkunç can kaybı dolayısıyla en derin taziyelerimi iletmede Amerikalılar ve bütün dünyadaki Ermenilere katılıyorum" şeklinde bir açıklama yapmıştır.
Bush, söz konusu açıklamasında soykırım kelimesini kullanmamıştır ama "kitle halinde öldürülen Ermeniler" ifadesini kullanarak Ermenilerin toplu olarak öldürüldüğünü teknik olarak ifade etmiştir.
Ermenistan'a verilen tavizlere gelince, Dışişleri bakanı Abdullah Gül tarafından Ermenistan'la dokuz madde olduğu iddia edilen bir anlaşma yapmış ve böylelikle bu yılki sözde soykırım iddiaları bir yıl sonraya erteleme başarısını(!) göstermiştir. Bu anlaşma da İncirlik kararnamesi gibi gizli yapılarak hem milletten hem de vekillerden gizlenmiştir.
Bir yıl sonra 24 Nisan'da yeni tavizler istemek için daha da palazlanacak olan Ermenistan ve ABD'deki Ermeni lobileri karşısında bakalım Erdoğan hükümeti hangi gizli anlaşmalarla yoluna devam edecek, bekleyip göreceğiz.
Türkler tarafından Ermenilere bir soykırım yapılmadığı, hem Osmanlı arşivlerinden hem de yabancı arşivlerden yararlanarak ispat edilebilmesine rağmen, soykırım yapıldığını iddia edenler bu iddialarını ispatlayacak birkaç münferit olaydan başka bir şey ortaya koyamamaktadırlar. Buna rağmen Ermeni meselesinin hala pişirilip pişirilip Türkiye'nin önüne getirilmesi Batılıların peşinde oldukları şeyin gerçeklere ulaşmak değil, Türkiye cumhuriyetinden taviz koparmak olduğunu göstermektedir.
AKP hükümetinde pek çok konuda olduğu gibi sözde soykırım iddialarında da anlamsız bir suçluluk psikolojisi var. Hükümetimiz, yapmadığımız bu soykırım iddiaları karşısında bile içinde bulunduğu suçluluk psikolojisiyle her türlü tavizi verirken sözde soykırım iddialarının sahipleri bakın nasıl bir duruş ortaya koyuyorlar.
Ermenistan Başbakanı Andranik Markaryan, "Biz soykırım iddialarını tartışmayacağız. Bunun olup olmadığı ortadır. Bizim tartışacağımız hayatını kaybedenlerin sayısının 1 milyon mu, 1,5 milyon mu olduğudur" şeklinde değişmez bir tutum sergiliyor.
Milletimizin de kendi hükümetinden beklediği, en azından Ermenistan Başbakanının yaptığı gibi milli konularda tavizsiz bir duruş ortaya koyabilmeleridir.
Türkiye cumhuriyetini yöneten devlet adamlarına ancak böyle bir duruş yakışacaktır.
Zaten her türlü tavizi vermeye hazır bir suçluluk psikolojisi içerisinde olan AKP hükümeti de birilerinin ağzından soykırım lafı çıkmasın diye, ABD'ye ve Ermenistan'a bazı tavizler vermiş oldu.
ABD'ye verilen taviz malumunuz olduğu üzere, İncirlik'in kapsamının genişletilerek süresinin uzatılması olmuştur. ABD ile İncirlik konusunda yapılan anlaşma gizli olarak yapılmış, meclisteki vekillerle bile paylaşılmadan ve Resmi gazetede yayınlanmadan içeriği tam olarak bilinmeyen bir anlaşmayla İncirlik üssünün süresi uzatılmıştır.
Bush, 24 Nisan'da "Ermeni Anma Gününde, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde 1.5 milyon kadar sürgüne zorlanan, kitle halinde öldürülen Ermenileri hatırlıyoruz. Bu korkunç olayı, pek çok Ermeni (büyük felaket) olarak anıyor. Bu korkunç can kaybı dolayısıyla en derin taziyelerimi iletmede Amerikalılar ve bütün dünyadaki Ermenilere katılıyorum" şeklinde bir açıklama yapmıştır.
Bush, söz konusu açıklamasında soykırım kelimesini kullanmamıştır ama "kitle halinde öldürülen Ermeniler" ifadesini kullanarak Ermenilerin toplu olarak öldürüldüğünü teknik olarak ifade etmiştir.
Ermenistan'a verilen tavizlere gelince, Dışişleri bakanı Abdullah Gül tarafından Ermenistan'la dokuz madde olduğu iddia edilen bir anlaşma yapmış ve böylelikle bu yılki sözde soykırım iddiaları bir yıl sonraya erteleme başarısını(!) göstermiştir. Bu anlaşma da İncirlik kararnamesi gibi gizli yapılarak hem milletten hem de vekillerden gizlenmiştir.
Bir yıl sonra 24 Nisan'da yeni tavizler istemek için daha da palazlanacak olan Ermenistan ve ABD'deki Ermeni lobileri karşısında bakalım Erdoğan hükümeti hangi gizli anlaşmalarla yoluna devam edecek, bekleyip göreceğiz.
Türkler tarafından Ermenilere bir soykırım yapılmadığı, hem Osmanlı arşivlerinden hem de yabancı arşivlerden yararlanarak ispat edilebilmesine rağmen, soykırım yapıldığını iddia edenler bu iddialarını ispatlayacak birkaç münferit olaydan başka bir şey ortaya koyamamaktadırlar. Buna rağmen Ermeni meselesinin hala pişirilip pişirilip Türkiye'nin önüne getirilmesi Batılıların peşinde oldukları şeyin gerçeklere ulaşmak değil, Türkiye cumhuriyetinden taviz koparmak olduğunu göstermektedir.
AKP hükümetinde pek çok konuda olduğu gibi sözde soykırım iddialarında da anlamsız bir suçluluk psikolojisi var. Hükümetimiz, yapmadığımız bu soykırım iddiaları karşısında bile içinde bulunduğu suçluluk psikolojisiyle her türlü tavizi verirken sözde soykırım iddialarının sahipleri bakın nasıl bir duruş ortaya koyuyorlar.
Ermenistan Başbakanı Andranik Markaryan, "Biz soykırım iddialarını tartışmayacağız. Bunun olup olmadığı ortadır. Bizim tartışacağımız hayatını kaybedenlerin sayısının 1 milyon mu, 1,5 milyon mu olduğudur" şeklinde değişmez bir tutum sergiliyor.
Milletimizin de kendi hükümetinden beklediği, en azından Ermenistan Başbakanının yaptığı gibi milli konularda tavizsiz bir duruş ortaya koyabilmeleridir.
Türkiye cumhuriyetini yöneten devlet adamlarına ancak böyle bir duruş yakışacaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Orhan Dede / diğer yazıları
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024