Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya lideri Putin, Mart 2020'de Moskova'da gerçekleştirdikleri görüşmeden sonra ilk kez dün Soçi'de yüz yüze görüştüler.
Ben bu satırları yazıyorken, Erdoğan-Putin zirvesi devam ediyordu.
İki lider görüşme öncesi kısa açıklama yaptılar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın altı çizilmesi gereken ifadesi şuydu:
"Özellikle şuna inanıyorum, bizim Türkiye-Rusya ilişkilerinde her geçen gün çok daha güçlenerek devam etmemizde çok büyük faydalar var."
Putin'in kritik cümlesi ise şuydu:
"Erdoğan ile görüşmelerimiz her zaman sorunsuz geçmiyor. Ancak ilgili kurum ve kuruluşlarımız uzlaşı bulabiliyor."
Bu görüşme aslında Türkiye'nin Suriye kaynaklı çoğu sorununun çözüme kavuşturma potansiyelini barındırıyordu. Tabi bunun için önce Türkiye'yi yönetenlerin sorunların derinine derinine gitmekten vazgeçip, bu sorunlardan en az zayiatla sıyrılmayı istemeleri gerekiyor.
Bu karar verilip Soçi'deki masaya oturmayı başarabildiğimiz zaman Suriye kaynaklı birçok problemimizin de kolaylıkla çözülebileceğine inanıyorum.
İnşallah sorunlarımızı çözecek kararlın alındığı zirve bu zirve olur. Bekleyip göreceğiz.
İdlib'de son durum
Suriye'nin Türkiye sınırında bulunan İdlib nüfusu yaklaşık 3.5 milyona ulaşmış durumda. 'Küçük Afganistan' diye nitelenen İdlib, Suriye'de 2011'den bu yana süren iç savaşın son aktif cephesi olmuş durumda.
Astana sürecinin garantörleri Türkiye, Rusya ve İran'ın, Mayıs 2017'deki toplantısında, "gerginliği azaltma bölgesi" olarak ilan edilen İdlib'de, en güçlüsü Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) olmak üzere çok sayıda radikal İslamcı grup var. HTŞ örgütü, BM Güvenlik Konseyi'nin terör örgütleri listesinde yer alıyor.
34 Türk askerinin Şubat 2020'de hava saldırısında şehit edilmesinin ardından 5 Mart 2020'de Erdoğan ve Putin, hem ateşkeste uzlaştılar hem de ortak devriyeler başlatarak bölgede güvenliği sağlama konusunda görüş birliğine vardı.
Genel anlamda ateşkes sürüyor. Ancak gelişmeler yeni bir gerginlik döneminin başladığını işaret ediyor. Rus ve Suriye hava kuvvetlerinin bölgedeki muhalifler ve "terör gruplarına" ilişkin artan hava saldırılarının ardından 10 Eylül'de bir TSK konvoyuna saldırıda 3 askerimiz şehit oldu. Bu saldırıyı DEAŞ bağlantılı Ebubekir Sıddık Bölüğü adlı teröristler üstlendi.
İdlib'deki TSK unsurlarına Mart 2020'den bu yana radikal örgütler tarafından 36 saldırı düzenlendi. Bu saldırılar neticesinde 12 askerimiz şehit düştü, 21 askerimiz de yaralandı.
İdlib Türkiye için neden önemli?
Türkiye'yle yaklaşık 130 kilometre sınırı bulunan İdlib, Türkiye'ye dönük büyük bir göç dalgası potansiyeli barındırıyor. Bu yüzden, İdlib'de mevcut durumun devam etmesinden yana olan Türkiye, bölgede bulundurduğu askeri gücüyle Suriye ordusunun bölgeye 'göç dalgasını tetikleyebilecek' bir askeri harekâtını da caydırmayı hedefliyor. Ankara, İdlib'in kontrol edilmemesi durumunda Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtları ile edilen kazanımların tehlikeye girebileceğini de düşünüyor.
Oysa Türkiye'nin göç dalgasını tetikleyebileceğini düşündüğü Rusya destekli Suriye ordusunun İdlib'e yönelik harekâtı eninde sonunda gerçekleşecek. Zira Rusya destekli Suriye ordusunun son operasyonları bunun işareti.
İdlib'in kontrol edilmemesi durumunda Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtları ile edilen kazanımların tehlikeye gireceği görüşü de tartışılır. Zira bölgeden Türkiye'yi hedef alan terör saldırıları oluyordu. Ancak bölgeyi kontrol etmek için verdiğimiz şehit sayısı ve yapılan harcamalar, elde edilen kazanımları tartışılır hale getirmiş durumda.
Türkiye garanti alıp asker çekebilir
Gelinen noktada Türkiye'nin İdlib'i Rusya ve Suriye ile ülkemize en az tehdit oluşturacak şekilde çözmeye odaklanması gerektiğini gösteriyor.
Bölgeden Türkiye'ye yönelecek tehditlerin ortadan kaldırılacağına, bölgede PYD/YPG gibi örgütlerin oluşturacağı bir özerk bölgeye izin verilmeyeceği ve göç dalgası oluşturulmayacağına dair Rusya'dan ve Suriye'den gerekli garantiyi aldıktan sonra Fırat nehrinin batısında kalan Suriye topraklarından tamamen askerlerimizi çekebiliriz.
Bu aşamadan sonra Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasının önemine Türkiye, bir açıklamayla güçlü bir vurgu yapmalı ve Suriye hükümetiyle yeni bir diplomasi sayfası açmalıdır.
Bu yapıldıktan sonra bölgede hem Suriye, hem Irak hem de Türkiye için en büyük tehdit oluşumu olan Fırat'ın doğusunda kalan Suriye topraklarındaki, omurgasını PKK/YPG terör örgütünün oluşturduğu ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tehdidinin bertaraf edilmesine tüm enerjimiz harcanmalıdır. Bu konuda Rusya'dan da destek alınıp, Suriye'nin kuzeyinde Irak'ın kuzeyindeki Barzani yapılanmasına benzer bir yapının oluşması engellenmelidir.
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024