Milli Ekonomi Modeli'nin diğer iktisat kitaplarından ve görüşlerinden en önemli farkı kaynak belirterek ekonominin nasıl düze çıkarılacağını ve nasıl finanse edileceğini göstermesidir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleme aldığı Milli Ekonomi Modeli'nin 254. sayfasından 298. sayfasına kadar toplam 44 sayfalık bölüm "Milli Ekonomi Modeli'nin Kaynaklarına Türkiye Örneğinde Genel Bir Bakış" başlığı hiçbir iktisat kitabında yer almadığı gibi kaynaklar tek tek sayılarak kayıt altına alınmıştır.
Bir ekonomi yöntemi olarak ekonominin nasıl ve hangi kaynaklarla finanse edileceğini anlatması hem sahicilik hem de pratiklik açısından eşsiz bir yaklaşımdır.
Günümüzde iktisat eğitimi gören başta öğrenciler olmak üzere akademisyenlere de sorulduğu zaman iktisat eğitiminin çok teorik olduğu konusunda hemen hemen herkes hemfikirdir.
Prof. Dr. Haydar Baş ise ekonomiyi elle tutulan gözle görülen bir pratiğe indirerek hemen hemen herkesin anlayacağı bir tarzda kaleme almıştır.
Ekonomi, esasında bir yönüyle hayatın nasıl finanse edileceğini anlatır.
Günümüzdeki meşhur ifadesi ile finansal okuryazarlık öğretir.
Ekonomi, sosyal bilimlerin bir dalı olmasına rağmen günümüzde boynuz kulağı geçmiş olup ekonomi, sosyal bilimlerin diğer dallarını gölgede bırakarak güncelliğini her dönemde korumuştur.
Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli'nde devletin, kurumların, fertlerin ve ailenin nasıl finanse edileceğini kaynak göstererek çok net bir şekilde anlatmış ve ispat etmiştir.
Bu konuda o kadar iddialıydı ki, Milli Ekonomi Modeli'ni, kurmuş olduğu Bağımsız Türkiye Partisi'nin iktisat modeli haline getirerek vatandaşlık maaşı, ev hanımı maaşı ve çocuk maaşı başta olmak üzere sosyal güvenceler vermiştir. 2015 yılında 2000 dolara tekabül eden 5.000 TL'lik asgari ücreti açıklamıştır ve bu projesini noterde tasdik ettirerek kendisini hukuken bağlayan dünyadaki tek ekonomist ve siyasi liderdir.
Düşünebiliyor musunuz, bir siyasetçi çıkıyor mükemmel projeler ortaya koyuyor. Yetmezmiş gibi bir de noterde kendisini hukuken bağlayan belgelere imza atıyor.
Bu bir iktisatçı olmanın veya bir siyasetçi olmanın çok ötesinde bir kurtarıcı tavrıdır.
Milli Ekonomi Modeli'nin 254. sayfasından 298. sayfasına kadar tam 44 sayfa, Türkiye'deki tarım, sanayi, enerji, hayvancılık, ormancılık ve madencilik kaynakları tek tek sayılarak ekonomideki krizlerin temelden çözümü ortaya konuyor.
1970'li yıllarda ekonomiyi yöneten dönemin siyasileri , "70 cente muhtaç kaldık" diye açıklamalarda bulunuyorlardı.
Dikkat edilirse 70 kuruş demiyorlardı, 70 cent diyorlardı.
Çünkü 70'li yıllardan itibaren Türkiye'nin kronik problemi dış ticaret açığı ve döviz problemiydi.
Esasında 70 yıllık Türk ekonomisinin içinde bulunduğu krizi tek bir tanımla ortaya koyarsak, bunun bir döviz krizi olduğu gerçeğine varırız.
Türkiye'deki kriz, döviz krizidir.
Milli Ekonomi Modeli, Milli Para sistemi ile Türk Lirasını belli başlı kaynaklara yani madenlere, tarıma, sanayiye ve enerji kaynaklarına dayanak yaparak sarsılmaz ve savrulmaz bir para birimine ekonomiyi kavuşturduğu için dövize olan ihtiyacı bu manada minimize etmektedir.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, eğer Türkiye'de yaşanan krizler döviz krizi ise bu krizleri çözmenin tek yolu dövize olan talebi sıfırlamak veya kriz ortamı yaratmayacak şekilde minimize etmektir.
Prof. Dr. Haydar Baş dışında hiçbir siyasetçi veya ekonomist meseleye bu açıdan yaklaşmadığı için çözümün kıyısından köşesinden bile geçememiştir.
Büyük tantanalarla ekonominin başına getirilen Mehmet Şimşek, dağ fare doğurdu cinsinden bir tavırla beraber kendisinden beklendiği gibi sadece zam, vergi ve ceza salmıştır.
İşte bu iktidarın en güvendiği ve sırtını dayadığı ekonomist(!) aldığı eğitim ve anlayış dışında elbette bir şey yapamazdı.
Prof. Dr. Haydar Baş, ekonomiye ve paraya yepyeni bir yaklaşım getirerek meselenin kaynak meselesi olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığının da ancak döviz kurlarından ve dışarıdaki finansal hareketlerden minimum düzeyde etkilenen hatta döviz kurlarını ve diğer para birimlerini etkileyen bir para birimi inşa etmek dışında bir yol olmadığını ortaya başarıyla ortaya koydu.
Bu düşüncesini binlerce televizyon programında, mitinglerde, uluslararası Milli Ekonomi Modeli kongrelerinde ve nihayet Rus Meclisi Duma'da yüzlerce ilim insanının önünde dile getirmiştir.
2020 yılından sonra yaşadığımız Kovid, Ukrayna-Rusya Savaşı ve Türkiye'nin içerisinde bulunduğu derin ekonomik kriz, zamlar ve yüksek vergiler Prof. Dr. Haydar Baş'ın ortaya koyduğu vizyon dışında asla çözülemez
21 yılı aşan AKP iktidarı bütün dünyaya mevcut ekonomi problemlerinin çözülemeyeceğini ilan etmekten başka bir süreç değildir.
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş ve kadroları günümüzde bu idealleri gerçekleştirmek için var gücüyle çalışıyor. Her zaman bir çözüm ve ümit vardır.
- İç cephe nasıl tahkim edilir? / 04.11.2024
- Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu / 03.11.2024
- Çözüm değil çözülme süreci / 25.10.2024
- Hazine üzerinde oturan dilenci olmayalım / 20.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor -2- / 13.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor / 06.10.2024
- Siper savaşları out Siber savaşları in / 23.09.2024
- Açlık sınırı = asgari ücret + 10.268 TL / 19.09.2024
- Lütfen herkes işini yapsın / 14.09.2024