Kainatı yaratan ve yöneten Yüce Allah, son elçisi vasıtasıyla insan cinsine gönderdiği son mesajda altını çizerek buyuruyor ki; "hepiniz toptan Allah'ın ipine sarılın", fakat bazı insanlar gidip gidip şeytanın ipine sarılıyor.
Şeytanın ipine sarılan er ya da geç paldır-küldür düşmeye mahkumdur.
Hayat kitabı olan Kur'an'ın kalbi sayılan Yasin suresini bazıları sadece mezarlıkta okuduğu için belki algılayamıyor, oradaki uyarıdan payına düşeni alamıyor:
"Ey Adem oğulları! Size, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Bana kulluk edin. Dosdoğru yol budur, diye buyurmamış mıydım?"(Yasin: 60-61)
Şeytanın ipi ile kuyuya inenlerin, kuyuda kalacakları kaçınılmaz bir sonuçtur.
Büyük şeytanın ocağının başında, hatta kucağında oturan ve etrafında çok sayıda şeytan danışmanı olan birilerini rehber seçenler şimdi düştükleri kuyulardan feryad ediyorlar.
Hizmet ettiklerini iddia ettikleri Kerim Kitapta bu meseleye dair sayısız ikaz yer almakta idi halbuki; şeytanın ipi ile inenler kuyuda kalmaya mahkumdurlar.
O hayat kitabında şu uyarı da yer almakta idi; her kim o son vahyi kendisine rehber etmek yerine, onun sırtından geçinmeye kalkarsa ve onun mesajından, hatırlatmalarından yüz çevirirse onun yanına şeytanlardan bir arkadaş adeta yapıştırılacaktır ve o ne kötü bir arkadaştır:
"Kim Rahman'ın hikmetlerle dolu ders olarak gönderdiği Kur'ân'ı göz ardı ederse, Biz de ona bir şeytan sardırırız; artık o, ona arkadaş olur."
"Bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar, ama onlar kendilerinin hâlâ doğru yolda olduklarını sanırlar."
"Ta ki huzurumuza gelinceye kadar böyle devam eder. Huzurumuza çıktığında arkadaşına: "Keşke seninle aramız doğu ile batı arası kadar uzak olsaydı! Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın! " der."(Zuhruf:36-38)
İşin en acı ve acıklı tarafı da, şeytanların ardına takıldıkları halde, onların gösterdikleri istikamette adım attıkları, nara attıkları ve hava attıkları halde hala kendilerini doğru yolda, Allah'ın yolunda zannetmeleri?
Kılavuzun ve himaye edicin büyük şeytan ama sen kendini Allah yolunda zannediyorsun ve etrafını da bu zan ile kandırıyorsun, ne büyük bir aldanış.
"Her kim de, hidâyet yolu kendisine iyice belli olduktan sonra, Resûlullah'a muhalefet eder ve müminlerin yolundan başka bir yola tâbi olursa, Biz onu döndüğü yolda bırakırız. Fakat âhirette kendisini cehenneme koyarız. Orası ne fena bir varış yeridir!" (Nisa: 115)
Bir tarafta, kelime-i tevhidin ikinci kısmını, yani Muhammedürresulüllah cümlesini çıkaracaksın, orasını söylemek kemal mertebesidir, olmasa da olur türünden eveleme-gevelemede bulunacaksın diğer tarafta da tertip ettiğin salon ve stantlardaki eğlence programlarına onun teşrif ettiğini söyleyip yayacaksın.
Resûlullah'a muhalefetin danıskası değil miydi bu tavırlar?
Müminlerin yolundan sapma meselesine gelince, on dört asırlık İslam tarihi boyunca hangi zaman ve zeminde hırsızlık yapmak, kul hakkına tecavüz "hizmetten" sayılmıştır, insan bir sormaz mı?
Şeytanın ipi ile kuyuya inenler kuyuda kalmaya mahkumdurlar, vesselam.
Şeytanın ipine sarılan er ya da geç paldır-küldür düşmeye mahkumdur.
Hayat kitabı olan Kur'an'ın kalbi sayılan Yasin suresini bazıları sadece mezarlıkta okuduğu için belki algılayamıyor, oradaki uyarıdan payına düşeni alamıyor:
"Ey Adem oğulları! Size, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Bana kulluk edin. Dosdoğru yol budur, diye buyurmamış mıydım?"(Yasin: 60-61)
Şeytanın ipi ile kuyuya inenlerin, kuyuda kalacakları kaçınılmaz bir sonuçtur.
Büyük şeytanın ocağının başında, hatta kucağında oturan ve etrafında çok sayıda şeytan danışmanı olan birilerini rehber seçenler şimdi düştükleri kuyulardan feryad ediyorlar.
Hizmet ettiklerini iddia ettikleri Kerim Kitapta bu meseleye dair sayısız ikaz yer almakta idi halbuki; şeytanın ipi ile inenler kuyuda kalmaya mahkumdurlar.
O hayat kitabında şu uyarı da yer almakta idi; her kim o son vahyi kendisine rehber etmek yerine, onun sırtından geçinmeye kalkarsa ve onun mesajından, hatırlatmalarından yüz çevirirse onun yanına şeytanlardan bir arkadaş adeta yapıştırılacaktır ve o ne kötü bir arkadaştır:
"Kim Rahman'ın hikmetlerle dolu ders olarak gönderdiği Kur'ân'ı göz ardı ederse, Biz de ona bir şeytan sardırırız; artık o, ona arkadaş olur."
"Bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar, ama onlar kendilerinin hâlâ doğru yolda olduklarını sanırlar."
"Ta ki huzurumuza gelinceye kadar böyle devam eder. Huzurumuza çıktığında arkadaşına: "Keşke seninle aramız doğu ile batı arası kadar uzak olsaydı! Meğer sen ne kötü arkadaşmışsın! " der."(Zuhruf:36-38)
İşin en acı ve acıklı tarafı da, şeytanların ardına takıldıkları halde, onların gösterdikleri istikamette adım attıkları, nara attıkları ve hava attıkları halde hala kendilerini doğru yolda, Allah'ın yolunda zannetmeleri?
Kılavuzun ve himaye edicin büyük şeytan ama sen kendini Allah yolunda zannediyorsun ve etrafını da bu zan ile kandırıyorsun, ne büyük bir aldanış.
"Her kim de, hidâyet yolu kendisine iyice belli olduktan sonra, Resûlullah'a muhalefet eder ve müminlerin yolundan başka bir yola tâbi olursa, Biz onu döndüğü yolda bırakırız. Fakat âhirette kendisini cehenneme koyarız. Orası ne fena bir varış yeridir!" (Nisa: 115)
Bir tarafta, kelime-i tevhidin ikinci kısmını, yani Muhammedürresulüllah cümlesini çıkaracaksın, orasını söylemek kemal mertebesidir, olmasa da olur türünden eveleme-gevelemede bulunacaksın diğer tarafta da tertip ettiğin salon ve stantlardaki eğlence programlarına onun teşrif ettiğini söyleyip yayacaksın.
Resûlullah'a muhalefetin danıskası değil miydi bu tavırlar?
Müminlerin yolundan sapma meselesine gelince, on dört asırlık İslam tarihi boyunca hangi zaman ve zeminde hırsızlık yapmak, kul hakkına tecavüz "hizmetten" sayılmıştır, insan bir sormaz mı?
Şeytanın ipi ile kuyuya inenler kuyuda kalmaya mahkumdurlar, vesselam.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025