1968'den 1980'e kadar gök ekini biçer gibi birbirlerine kırdırılan sözümona kimi sağcı, kimi solcu 5 binden fazla çoğu okumuş veya okumakta olan evlatlarımızı toprağa verdik. O zamanın siyasetçileri ne yazık ki bu ölümleri durduramadılar. Her birinin geride hüzünlü birer hikayesi ve acı içinde kalan ve o acıları yıllarca yaşayan aileleri ve milletimiz kaldı. Bu dönemle ilgili Meclis araştırma ve incelemeleri yapılmadı. Böyle bir tuzağa düşmenin ve bu tuzaktan çıkılamamış olmanın nedenleri de ortaya konmadı. Mahir Kaynak yaşadığımız bu çok kötü dönemler için şu cümleyi yazdı: "Ne yazık ki yabancı istihbarat örgütlerinin ülkemiz üzerinde oynadıkları oyunları boşa çıkarmayı başaramadık!" Siyasetçiler kolayını seçtiler, Kenan Evran Paşa'nın cenaze törenine katılmadılar. Oysa çok acı bir gerçeğimiz var ve bu acı gerçek bize çok büyük zarar vermektedir. NATO'ya Türkiye'yi koyan siyasetçilerimizdi ve ABD'ye göre hareket eden de siyasi erkimizdi. Siviller ABD'nin dediğini yaptığında bunun adı "siyaset" oluyor; askerler yaptığında ise adı "darbe" oluyor.Milli İrade'nin dediğini; Türk Milleti'nin dediğini yapmadıkça rahat edemeyiz, huzur bulamayız. Türk Milleti'nin iradesi savaş meydanlarından günümüze gelen büyük zaferlerdir.Sonra Ermeni terör örgütü olan ASALA yurt dışındaki temsilciliklerimizi ve oradaki görevlilerimizi hedef aldı. Türk kanı akıttılar. Bu örgüt de son zamanlarda uluslararası örgütlenme içine girdi yeniden. Bela bir kenarda bekliyor ve istediği zaman ülkemizi ve milletimizi her alanda tehdit etmeye başlıyor.Ardından PKK terör örgütü hortlatıldı. Kürt'le ilgisi olmayan ama Kürt'e iliştirilmeye çalışılan bir örgüt. Dünyada Türk ile Kürt kadar birbiri ile kaynaşmış kimse yok. Seksen bir şehrimizde, her kurumda, her camide, her sokakta, her apartmanda, kışlada, işyerlerinde, çarşıda, pazarda her yerde iç içeyiz, beraberiz. Sevgimiz kıyamete kadar sürecektir.Bir "asimilasyon" lafıdır tutturmuşlar, her cümlede söyleyip duruyorlar. Hız çağındayız. Bir günde kalkıp inen uçak sayısı, dünyanın her yerine insan taşıyan kara ve deniz taşıtları, her ülkede okuyan öğrenciler, çalışan her milletten insan hızla kopuyor geçmişinden ve "milli" yanından. Yabancı evliliklerin önüne geçmek mümkün mü?! Bu çağda asimilasyon lafı etmek sosyal olgunun çok uzağındadır artık.Şu birkaç gün içinde şehitler verdik.İçimiz kan ağlıyor. İsyan ediyoruz. Terörün her türünü lanetliyoruz?Şehit Uzman Onbaşı Müsellim Ünal, 23 yaşındaydı, Adıyaman'da kıydılar o Mehmetçiğimize? Şehidimizin babası Yusuf Ünal, "Allah'ım bu nasıl acı, kimseye verme ya Rabbim böyle bir acıyı. Oğlum ne yaptın kolumu kanadımı kırdın" diyerek ağladı."Oğlum ne yaptın! Kolumu, kanadımı kırdın!"Oğul gider ve kırılır kol ile kanat!..Şehit Mehmetçiğimiz Müsellim Ünal evin tek erkek çocuğuydu?Şehidimizden geriye kendini yeniden acı içinde bulan koca bir millet, şehidimizin kolu, kanadı kırılmış, gözü yaşlı ailesi kaldı.Şehitlerimizden geriye biçilen gök ekinler kalır? Yaşanmamış hayatlar, hayata geçmemiş hayaller kalır!..Şehit polislerimiz: Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar. Evlerinde uyuyan iki babayiğitlerdi, bakmaya kıyamadığımız!.. Sabaha karşı evlerine girip öldürdüler. Kalleştiler, kalleşçe yaptılar bu iki babayiğidimize katliamı.Ulu ülkemiz Türkiye'de emniyet güçlerimiz ile silahlı kuvvetleri mensuplarımız yurttaşlarımızın hepsinin mal, can ve namus emniyetini; vatanımızın bağımsızlığını ve milletimizin özgürlüğünü canları pahasına korumakta olan kahramanlardır. Terör mensubu hainler gerçekte kendilerinin ve yakınlarının da mal, can ve namus emniyetini sağlayan kahramanlarımıza kurşun sıktıklarını anlayamayacak kadar da kandırılmış gafillerdirler. Anne, baba ve aile fertlerinin de her türlü güvenliğini sağlayan polislerimize, askerlerimize, topyekun milletimize ABD ve Batı adına; onların bölgedeki petrolü bedavadan kapma ve İsrail'in güvenliği için kurşun sıkıyorlar.ABD ve Batı adına ölmekte ve öldürmektedirler. Diyarbakır'da sahte kaza ihbarı ile şehit ettikleri trafik polisimiz Tansu Aydın?Şehidimiz Tansu Aydın'dan da geriye kalan acı ve gözyaşıdır. Ve acılar uzun sürelidir. Her şehit ailesi bu acıyla yaşar Rahmet-i Rahman'a erene kadar?Gaziantepli şehidimiz? Şehit Mehmetçiğimiz Astsubay Mehmet Yalçın Nane. Henüz iki aylık evliydi. Can verdiği karakola da geçici görevle atanmıştı.Geride acılı eş kaldı, sönen ocaklar kaldı, hiç dinmeyecek gözyaşları ve yürek yangınları kaldı.Ama?Bir üzüntüm var ki, onu da burada yazayım:Şehitlerimize gereği kadar sahip çıkmıyoruz. Şehidimizin olduğu illerde hayat durma noktasına gelmeli.Bir milyon olup da şehitlerimizin ardından yürümedik!..Bu son günlerde sanki yanan ateşin alevleri daha yakın bizlere?Her bir yurttaşımız; canımızı, namusumuzu, malımızı ve kutsal vatanımızı, özgürlük ve bağımsızlığımızı canları pahasına koruyan emniyet ve silahlı kuvvetlerimizin mensuplarına saygı, sevgi ve maddi-manevi biçimde sahip çıkıp destek olmalıdır.İlimizdeki şehitlerimizin evlerine ziyarette bulunmalıdır.Şehide hürmet ve şehidin geride bıraktığı ailesine kol kanat germek vatan ve millet borcumuzdur?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cemal Hüseyin Çağlar / diğer yazıları
- Gezek oğlu Ali Osman / 21.11.2015
- Kurbanlık koyun olmak Türke yakışmaz / 08.08.2015
- Köy okulları / 05.08.2015
- Şehitlerden geriye ne kalır?! / 30.07.2015
- Hüseyin'i seveni herkes sever / 25.11.2014
- ABD ve Batı ile savaş ortaklığı mı, Rusya ile stratejik ortaklık mı? / 10.10.2014
- Kurbanlık koyun olmak Türke yakışmaz / 08.08.2015
- Köy okulları / 05.08.2015
- Şehitlerden geriye ne kalır?! / 30.07.2015
- Hüseyin'i seveni herkes sever / 25.11.2014
- ABD ve Batı ile savaş ortaklığı mı, Rusya ile stratejik ortaklık mı? / 10.10.2014