Prof. Dr. Haydar Baş, bir devletin geleceği için buğdayın, silahtan daha önemli olduğunu yıllardan beri birçok ortamda dile getirdi ve getiriyor. Gazetemizde ve Meltem medya gurubunda yazılan ve yapılan programlarda tarım ve hayvancılığın bir devlet için ne kadar önemli ve stratejik bir alan olduğu vurgulandı ve vurgulanıyor.
Ama gel gör ki! Vatandaşı geçtim. Ne iktidarı, ne muhalefeti bırak tarım ve hayvancılığı destekleme plan ve programlarını, adeta bu sektörü bitirme çalışması içine girmişler. Fındık bahçelerini sökenlere şu kadar para. Çayı şu kadar üretebilirsin. Fazla üretirsen ben almam. Pamukta aynı mantık. Şeker pancarı zaten bitti. Buğday maliyetini kurtarmıyor. Hayvanları sorma zaten. Taa Uruguay’dan getiriyoruz.
Hülasa devlet desteği olmadan, enflasyonun olduğu, faizin olduğu kısaca kapitalist bir sistemde tarım ve hayvancılık ayakta kalamaz. Hele AKP gibi iç işlerini AB’ye göre, dış işlerini ABD’ye gören dizayn eden bir ülkede köylüde harap olur, şehirli de.
Ülkemiz son 10-15 yılda kendi tohumunu üretmedi. Gitti İsrail’den tohum aldı. Bu tohumların insan sağlığı ve gelişimi nasıl etkiledi artı ürün kalitesine etkilerini uzmanlar anlattı ve büyük tehlikeye dikkat çektiler. Şimdi o tehlikeleri yaşıyoruz…
Sonra bu ülkede öküz, hayvan yokmuş gibi gidip ne idüğü belirsiz yerlerden hayvan getirip, kurban edin, dediler. Benim vatandaşımda sarıldı bıçağa, “ya Allah bismillah” diyerek önce eti yedi, sonra naneyi. Manevi olarak ne yedi, bilmiyorum… Son üç, beş yılda kaç çeşit hastalık türedi? Ve neden türedi?
Bu coğrafyada yok, yok. Her şey var çok şükür. Eksik olanımız; milli bir politika anlayışı ve sosyal devletin vatandaşa yansımasıdır. Vatandaş çaresiz artı nefsanî istekleri de kabarık. Köyde yaşamak getirisi olmadığı gibi sıkıcıda geliyor. O zaman ver elini büyükşehirler. Hâlbuki özgürlükten, esarete geldiğinin farkında değil.
Bizler Müslüman insanlarız. Peygamber Efendimiz (sav) ahir zamanla ilgili olarak bizleri çokça uyardı. Ama maalesef koltuk sahipleri ve bizler bu uyarıları dikkate almadık.
Mesela; “Her gelen gün bir öncekinden daha kötü olacak” dedi. “İklimler değişecek” dedi. “Kuraklık ve tedbir alınmasını” öğütledi. Topyekûn kâfirlerin ve ümmet içindeki kâfirlerle işbirliği yapan münafıkların tehlikelerine dikkat çekti. Ama biz bu gerçekleri ya sanal zannettik, ya da daha kıyamete, ahir zamana çok var, havasına girdik. Evet, kıyamet saatini Allah (c.c) biliyor ama kapıya dayandığını ve kapıyı çaldığını sana da, bana da gösteriyor…
(Allah korusun) Herhangi bir savaşta, devlet olarak vatandaşı korumaya alabilirsin. Vatandaşı savaşın dışında bölgelere taşırsın, sığınaklara yerleştirirsin. Yani toptan, bombadan, mermiden korursun. Ya açlıktan koruyabilir misin? Bombanın, merminin öldüremediği vatandaşını, sen aç bırakarak öldürürsün. Bundan dolayı devlet için buğday, silahtan daha stratejik bir öneme sahiptir.
Son durum ne? Artan kuraklık yüzünden buğday, mısır fiyatları yükselmiş. Basında yer alan haberlere göre kuraklığa hazırlıksız yakalanan Türkiye saman, sap, kuru ot, yonca, fiğ, korungayı artık dışarıdan alacak. Sap, saman olmayınca çiftçi ve özel üreticiler damızlık süt ineklerini bile kesmeye başlamış. Bu sektörle ilgili Bakan ise yaptığı açıklamada, durumun farkında olduklarını, beyan etmiş. Ya farkında olmasalardı!
İşe bakar mısınız? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti sapa, samana muhtaç edilmiş. Kim tarafından? Hemen AKP, demeyin. Bu AKP’ye sen üç dönemdir iktidar koltuğunu teslim ettin. Hülasa, öyle televizyonlarda Başbakanın ve vekillerini özenle kurduğu cümlelere kanarak ülkenin hiçbir sorunu olmadığına inanırsan, aç kalırsın. Ben açlığa ölünceye kadar dayanırım, diyorsan “durmak yok yola devam” et. Çünkü en fazla bir ayın var…
Ama gel gör ki! Vatandaşı geçtim. Ne iktidarı, ne muhalefeti bırak tarım ve hayvancılığı destekleme plan ve programlarını, adeta bu sektörü bitirme çalışması içine girmişler. Fındık bahçelerini sökenlere şu kadar para. Çayı şu kadar üretebilirsin. Fazla üretirsen ben almam. Pamukta aynı mantık. Şeker pancarı zaten bitti. Buğday maliyetini kurtarmıyor. Hayvanları sorma zaten. Taa Uruguay’dan getiriyoruz.
Hülasa devlet desteği olmadan, enflasyonun olduğu, faizin olduğu kısaca kapitalist bir sistemde tarım ve hayvancılık ayakta kalamaz. Hele AKP gibi iç işlerini AB’ye göre, dış işlerini ABD’ye gören dizayn eden bir ülkede köylüde harap olur, şehirli de.
Ülkemiz son 10-15 yılda kendi tohumunu üretmedi. Gitti İsrail’den tohum aldı. Bu tohumların insan sağlığı ve gelişimi nasıl etkiledi artı ürün kalitesine etkilerini uzmanlar anlattı ve büyük tehlikeye dikkat çektiler. Şimdi o tehlikeleri yaşıyoruz…
Sonra bu ülkede öküz, hayvan yokmuş gibi gidip ne idüğü belirsiz yerlerden hayvan getirip, kurban edin, dediler. Benim vatandaşımda sarıldı bıçağa, “ya Allah bismillah” diyerek önce eti yedi, sonra naneyi. Manevi olarak ne yedi, bilmiyorum… Son üç, beş yılda kaç çeşit hastalık türedi? Ve neden türedi?
Bu coğrafyada yok, yok. Her şey var çok şükür. Eksik olanımız; milli bir politika anlayışı ve sosyal devletin vatandaşa yansımasıdır. Vatandaş çaresiz artı nefsanî istekleri de kabarık. Köyde yaşamak getirisi olmadığı gibi sıkıcıda geliyor. O zaman ver elini büyükşehirler. Hâlbuki özgürlükten, esarete geldiğinin farkında değil.
Bizler Müslüman insanlarız. Peygamber Efendimiz (sav) ahir zamanla ilgili olarak bizleri çokça uyardı. Ama maalesef koltuk sahipleri ve bizler bu uyarıları dikkate almadık.
Mesela; “Her gelen gün bir öncekinden daha kötü olacak” dedi. “İklimler değişecek” dedi. “Kuraklık ve tedbir alınmasını” öğütledi. Topyekûn kâfirlerin ve ümmet içindeki kâfirlerle işbirliği yapan münafıkların tehlikelerine dikkat çekti. Ama biz bu gerçekleri ya sanal zannettik, ya da daha kıyamete, ahir zamana çok var, havasına girdik. Evet, kıyamet saatini Allah (c.c) biliyor ama kapıya dayandığını ve kapıyı çaldığını sana da, bana da gösteriyor…
(Allah korusun) Herhangi bir savaşta, devlet olarak vatandaşı korumaya alabilirsin. Vatandaşı savaşın dışında bölgelere taşırsın, sığınaklara yerleştirirsin. Yani toptan, bombadan, mermiden korursun. Ya açlıktan koruyabilir misin? Bombanın, merminin öldüremediği vatandaşını, sen aç bırakarak öldürürsün. Bundan dolayı devlet için buğday, silahtan daha stratejik bir öneme sahiptir.
Son durum ne? Artan kuraklık yüzünden buğday, mısır fiyatları yükselmiş. Basında yer alan haberlere göre kuraklığa hazırlıksız yakalanan Türkiye saman, sap, kuru ot, yonca, fiğ, korungayı artık dışarıdan alacak. Sap, saman olmayınca çiftçi ve özel üreticiler damızlık süt ineklerini bile kesmeye başlamış. Bu sektörle ilgili Bakan ise yaptığı açıklamada, durumun farkında olduklarını, beyan etmiş. Ya farkında olmasalardı!
İşe bakar mısınız? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti sapa, samana muhtaç edilmiş. Kim tarafından? Hemen AKP, demeyin. Bu AKP’ye sen üç dönemdir iktidar koltuğunu teslim ettin. Hülasa, öyle televizyonlarda Başbakanın ve vekillerini özenle kurduğu cümlelere kanarak ülkenin hiçbir sorunu olmadığına inanırsan, aç kalırsın. Ben açlığa ölünceye kadar dayanırım, diyorsan “durmak yok yola devam” et. Çünkü en fazla bir ayın var…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Bu ülkede zor olan Türk olmakmış! / 23.03.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Bu ülkede zor olan Türk olmakmış! / 23.03.2025